Bu ihmalkârlık, sorumsuzluk niçin?


Bu ihmalkârlık, sorumsuzluk niçin?

A+ | Normal | A-

Son güncelleme: 15 Ekim 2019 Salı 14:07


Basketbolcu eşinin karnı burnunda salonda eşini desteklediği haberi üzerine bir mukayese yapan Hamza Er, Müslümanların halini sorgulayarak, "Müslüman kadınlar bu hayattan çekilirse, öğretmenlik, örneklik misyonlarını terk ederlerse neslin bozulmasından şikâyet etmeye hakkımız olacak mı?" diyor.

Küre Medya / Haber Merkezi

Hamza Er'in Yorumu:


Bugün bir basketbolcu eşinin karnı burnunda salonda eşini desteklediği haberi gözüme ilişti. Zihnimde bir sürü gelgitler oluştu. Şöyle bir yorum yazayım derken aşağıdaki düşünceler döküldü gitti.

Bu magazin konusu kadınlar karnı burnunda denize, plaja gidiyor, statlarda zıplıyor, bağırıyorlar. Ayrıca akşamları Arnavutköy, bebek, Kadıköy gibi yerlerde gezmekten ve eğlenceden de bir an geri kalmıyorlar.

Cidden takdir ediyorum. Batıl değerleri, yaşamları uğruna böyle samimiyet takdir edilmez mi? Karşılığında cennet beklentisi falan da yok. Sadece anlık tatmin ve haz almak amaç...

Bunlar bu samimiyetteyken, cennete, cehenneme iman eden büyük büyük laflar eden İslami kesimin hanımlarına neler oluyor acaba!!!

Keyif ve eğlence amaçlı etkinlikler söz konusu olduğunda gündeme gelmeyen yorgunluk, ağırlık gibi haller İslami sorumluluklarının iptali için anında dile getiriliyor. Belli dönemlerde baş ağrısı, isteksizlik, yorgunluk zaten sarıldıkları temel bir gerekçe olmuş. Şimdilerde hamilelik de anında sorumluluklardan kaçışın bahanesi haline getiriliyor.

Köyde karnı burnunda tarlada çalışan, çocuğunu doğurup işlerine devan eden annelerimiz, ninelerimiz bunlara “süslü, nazik hanımlar” diyor sanırım...

Eee cennet, kadınıyla erkeğiyle ödül olarak verilen bir nimet değil miydi? Bu nimet, kulluğumuzun kalitesiyle ikram edilmeyecek mi? Ne kadar fazla iş, çaba, amel o kadar ödül...

Şimdi ayın belli günleri bahane, hamilelik süreci bahane, bebeğin bakımı bahane... Ne kalıyor ömürden acaba geriye...

Hz.Ebubekir(r)’in kızı Hz. Esma da hamileyken, karnı burnunda deve sırtında hicret etmiş, zorlu bir yolculuktan sonra Kuba’ya vardığında muhacirlerin Medine’de doğan ilk çocukları Abdullah b. Zübeyr’i dünyaya getirmişti...

Bu önemli örnek şahsiyetleri de bizler okuyoruz başkaları değil... Ama bırakın deve sırtında günlerce seyahati, aynı binada, başka bir daireye, sokağımızda bulunan başka bir eve çalışmalarımız için gitmekten erinir olduk.

Hamilelik ve özel dönemlerden ötürü evlere misafir kabul etmiyor, sohbet ve çalışmalara katılmıyor, üstlendiğimiz görevleri ihmal ediyoruz. Bu “zorlu denilen” dönemlerde Kur’an okumuyor, kitap karıştırmıyor bir gencin, bir evladımızın başını okşamıyoruz. Kendi evlatlarımıza annelik, komşu çocuklarına, mahallenin gençlerine ablalık, teyzelik yapmaktan kaçınıyoruz.

Eşlerini statta, sahada, konserde yalnız bırakmayan bu kadınlar, onların yüksek kazançlarından ötürü konforlu bir hayatı yaşıyorlar. Onların yüksek ücret kazandıkları işlerinde yanlarında olmaya çalışıp motive ediyorlar. Sahip oldukları lüks ve şatafatlı hayatın sebebi olan eşlerine destekleri her koşulda devam diyor.

Bizlerse, kadınıyla, erkeğiyle diyerek başladığımız mücadele sürecimizden kadını kaybettik, kaybediyoruz. Anneyi, eşi, ilk başöğretmeni yitirdik, yitiriyoruz. Hanımlar, eşlerini islami mücadele sürecinde yalnız bırakan, onların derdini dert edinmeyen, hedeflerini hedef, planlarını plan görmeyen noktaya evrildi. Hatta mızmızlanıp eşlerine engel olmaya çalışanların sayısı hiç de az değil. Bireyselleşmenin temeli de eşlerin bu yaklaşımı ve beklentileriyle atılıyor.   

Müslüman kadınlar bu hayattan çekilirse, öğretmenlik, örneklik misyonlarını terk ederlerse neslin bozulmasından şikâyet etmeye hakkımız olacak mı?

Evet, karnı burnunda inandığı, mutlu olduğu işlerden geri kalmayan, kocasının davasına (basket-futbol-konser) salonlarda, statlarda, meydanlarda o zor halleriyle destek veren bu kadınlar ne ilginçtir ki bizim mahallenin yeni nesil hanımlarını biraz düşündürmeli sanırım…


(Not: Söz konusu haberle ilgili yapılan bir yorum olduğu için konunun sadece hanım kısmıyla ilgili değerlendirme yapılmıştır. Yoksa yozlaşma kadınıyla erkeğiyle bizleri tehdit etmektedir.)

 


Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat