Bu iddialar cevaplanmalı: HAMAS'ın füzelerini Kürecik uyarıyor


Bu iddialar cevaplanmalı: HAMAS'ın füzelerini Kürecik uyarıyor

A+ | Normal | A-

Son güncelleme: 01 Ağustos 2014 Cuma 12:51


Araştırmacı - Yazar Ali Bulaç gündemdeki olayları Yeni Asya’ya değerlendirdi. Bulaç, Filistin meselesi, Türkiye - İsrail ilişkileri, Müslüman dünyanın içinde bulunduğu çözülmeye dair Yeni Asya'nın soralarını cevapladı.

Küre Medya / Haber Merkezi



İsrail’in son günlerde hiçbir insanî kuralı tanımadan Filistin’i vurması ortada. Tablo vahim. Bu vahamete karşı Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerini rafa kaldırmaması, bunun için somut bir tavır takınmaması yadırgandı ve eleştirildi. Türkiye’nin bu ilişkilerini devam ettirmesindeki politik gerekçeler neler?

Ben her devlet kendi milli çıkarını gözetir önermesini İslâmî bulmuyorum. Çünkü bizim millî çıkarımız Suriye’nin millî çıkarıyla çatışır ve o zaman Suriye’ye haksızlık yapabiliriz. Nitekim Suriye’de iç savaşın ortaya çıkmasında Türkiye birinci derecede rol oynadı. Neden? Çünkü Esed rejimini devirirse Suriye üzerinde Ortadoğu’da bir hâkimiyet elde edecekti. Plan buydu. Türkiye kendi millî çıkarını koruyayım derken Suriye’yi ateşin içine attı. Halbuki biz Müslümanların çıkarını düşünmek zorundayız. Ama başka din mensuplarına da haksızlık yapmadan, onlara zulmetmeden bunu yapmalıyız. Filistinli bir Müslümanın çıkarı bizim de çıkarımızdır. Şimdi Türkiye ve İsrail ilişkilerine gelecek olursak bir kere Türkiye İsrail’e karşı tavır alamaz. Türkiye’nin İsrail politikası son on üç senede şöyle şekillenmiştir: Gazze için ağla, İsrail’le iş tut. Bu “Hüseyin için ağla, Yezit ile iş birliği yap” politikası. Bu çok yanlış.

Bir kere gerçekçi olmak lâzım. Birincisi Türkiye bir NATO ülkesi. Avrupa Birliği üyelik sürecini takip ediyor ve ABD ile de müttefik. Bu üç sebepten dolayı İsrail’e karşı açıktan tavır alamaz. Ancak söylem üzerinde tavır alabilir. Fakat suyun altında ilişkiler gayet iyi gidiyor. Türkiye İsrail ilişkilerinin en iyi olduğu dönem bu on üç yıllık dönemi kapsıyor. Türk-İsrail ticaret ilişkileri en üst seviyede artarak devam ediyor, askeri ilişkiler devam ediyor, uçaklarımızın bakımını İsrail yapıyor, Kürt petrolünü ya Bakü Ceyhan ve yahut da Kürdistan Ceyhan üzerinden getiriyoruz İsrail’e satıyoruz. İsrail o petrolü kullanıyor ve başka üçüncü bir ülkeye satıyor. İsrail jetleri Türkiye’den giden petrolü kullanıyor. İsrail’in güvenliğini korumak amacıyla Malatya Kürecik’de bir radar sistemi kuruldu. Şu anda Gazze’den Filistin’e bir roket atıldığında bu roketin atıldığını Malatya’daki radar tesbit ediyor ve anında İsrail’e bildiriliyor. Şimdi dikkat ederseniz İsrail’e olan ilişkilerimiz tıkırında işliyor. Her türlü ilişkimiz yolunda, ama diplomasi alanında kavgalı görünüyoruz. Bu yanlış bir politika. Bu şekilde İsrail’e karşı çıkılmaz. İsrail’e en büyük yardımı Türkiye yaptı.Nasıl yaptı? Türkiye, Suriye’de iç savaşı çıkarmak suretiyle. Çünkü Hizbullah ve Suriye Hamas’a yardım ediyorlardı. Hamas en büyük askerî gücünü Hizbullah ve Suriye’den alıyordu. Suriye iç savaşa girip eli kolu kırılınca Hamas’ın da kolu kanadı kırıldı.

Aslında Filistin meselesi beş noktada toplanıyor. Bunlar;

1-İsrail’in 1967 öncesi topraklarına dönmesi,

2-Filistinli mültecilerin kendi topraklarına dönmesi lâzım.

3- Yerleşimcilerin İsrail’e gelmesine son verilmesi. Dünyanın her tarafındaki Yahudilerin İsrail’e gelişlerinin durdurulması,

4- Kudüs’ün statüsü,

5-Mescid-i Aksanın korunması.

Bu beş sorun çözülmeden Filistin problemi çözülemez. Filistin meselesi sorunun anasıdır. Aslında bütün orta doğudaki sorunların temelinde Filistin var. Mevcut halde Türkiye tek başına Filistin’e yardım edemez. İsrail’e de hiçbir müeyyide uygulayamaz. Filistin meselesinin çözümü için İslâm Birliğinin kurulması lâzım. Öncelikle Türkiye, İran ve Mısır’ın işbirliği yapması lâzım. Eğer bu üç büyük devlet iş birliği yaparsa, birbirlerine karşı liderlik iddialarından vazgeçerlerse Allah’ın izniyle Filistin sorunu çözülür.

Yukarı Dön



Etiketler:

Yorum yap yorum

Yorumlar

Kemal Songür
02.08.2014 18:14
gülenizmin ağır kalemi ''bula(ma)ç''
Bu adamın kalkış noktası ve olayları okuma biçimi hem gülenizmin hem de ulusalcıların ruhuyla aynıdır, bunu Suriye olayı başta olmak üzere bütün ümmet coğrafyasında yaşanan olaylardan tutun iç politakaya kadar açık olarak gözlemlemekteyiz. Kaygısı ve söylemi sadece gülenizm endekslidir. İliklerine kadar işlemiş bu sadakat ya da endişe(nedenleri çoktur herhalde) onu bu dile mahkum etmektedir. İsrali gibi bir çetenin adeta bütün korunmuşluğunu Küreciğe indirgemesi(kaldı ki küreciğin israile hizmet ettiği varsayımı hükümet tarafından ısrarla reddedilmekte ve biz bunun kesin gerçekliğini bilmemekteyiz), sanki kürecik olmasa Hamasın bütün füzeleri adrese teslim olacakmış ve kürecik olmasa siyonistlerin korumasız kalacak zavallı!-teknolojik gariban!-savunmasız! bir devletçikmiş gibi tasvir edilmesi ve ümmetin yaşadığı bütün (Suriye başta olmak üzere)kan ve göz yaşını Tayyip Erdoğan'ın üzerine yıkma çabası, tam da aydınlık/kemalist çetesi ile gülenizm çetesi ile aynı havayı soluduğunu göstermektedir. Bu adamın asla islam kaygısı ile Tayyibi eleştirmesi/karşı çıkması söz konusu değildir, kaygısı islam değil gülenizmdir. Tayyibin gizli İsrail dostu ve Hamas düşmanı olduğu söylemi ya da iması (röportajın vermek istediği budur) tam bir paranoyadır. Tayyip eleştirisi daha ilmi ve islami kalkış/kaygı noktalı yapılmalıdır, aksi takdirde gülünç duruma düşülecektir.
Hüseyin Alan
02.08.2014 14:45
aklımıza mukayyet olalım!
Ali Abimi, Suriye konusunda hep haklı buldumdu. Tek ses veren camiamızda farklı yorum yapanlardandı. Nadirlerdendi.

Şüphelerimiz vardı, acaba mı diyorduk! O kadar olmaz diye teskin ettik kendimizi. Hani komplocu yaklaşımı moda ya!
Yakıştıramadık!

Flaş gelişme şu: Savunma bakanı açıklama yaptı. Musul konsolosluğundan esir alınan Türk görevlilerinin bu gün yarın Türkiye'ye getirileceğini söyledi.

Zamanlamaya dikkat ettiniz mi?

Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye teslim zamanını hatırlayan var mı? Ondan sonraki gelişmeleri.

Şayet gerçekleşirse, bu gün yarın bu olay gerçek olursa, oturup bazı şeyleri yeniden düşünmeli derim. Ben zaten biliyordum, uyan da balığa gidelim demenin manası yok, enine boyuna değerlendirmeli...

Olay bakanın söylediği gibi gerçekleşirse, iş orada bitmiyor! Daha kötüsü var! Bir şey daha; acaba Gazze saldırısı da mı?

İsrail kanal 1 TV'sinin Obama-Netanyahu arasında geçen telefon görüşmesini vermesi, ABD'nin resmi olarak yalanlamasına rağmen İsrail TV kanalının ısrarcı olması, o konuşmada Türkiye ile Katar'ın Gazze katliamında arabulucu olarak geçmesi...

Allah'ım aklımızı koru! Günaha vebale girmek istemem. iftirranın cezası büyük. tersi olursa kalplere şüphe soktuğum için helallik dilerim. aynı şekilde yorumla...
Yorum yap yorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat