Bir “Feyza” Ölür Bin “Feyza” Dirilir… Feyza’ya…


Bir “Feyza” Ölür Bin “Feyza” Dirilir… Feyza’ya…

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 28 Nisan 2016 Perşembe 22:28


Ebedi birliktelik için kısa bir ayrılık...

Küre Medya / Haber Merkezi
Feyza ablamm arkadaşlarının,dostlarının,seni tanıyan herkesin mektubu çoktan ulaştı sana, ben her zamanki gibi yetiştiremedim mektubumu postaya ama bir melek almaya geliyor şimdi.. Senin arkadaşın dostun olmak herkese nasip olmayan bir nimet biliyorum,kardeşin ilk öğrencin olmak da bana nasip olduğu için Rabbime teşekkür ediyorum.


EBEDİ BİRLİKTELİK İÇİN KISA BİR AYRILIK..

Zeynep Temel

Feyza ablamm arkadaşlarının,dostlarının,seni tanıyan herkesin mektubu çoktan ulaştı sana, ben her zamanki gibi yetiştiremedim mektubumu postaya ama bir melek almaya geliyor şimdi.. Senin arkadaşın dostun olmak herkese nasip olmayan bir nimet biliyorum,kardeşin ilk öğrencin olmak da bana nasip olduğu için Rabbime teşekkür ediyorum.

Şehit olabilmek için şehit gibi yaşamak lazımdı ya işte bu sözün ispatısın sen. Örnek hayatın ve huzur veren gülümsemen ile şehadetin kapısını yaşayışınla aralamıştın bile. Canım ablam güzel yüzüne, hassasiyetine, karakterine,ince düşüncene hayranlığımın ne kadar olduğunu ancak Allah bilir. Allah yolundaki fedakarlığın,anneyi razı etmenin ve islamca yaşamanın haysiyetini senin şehadetinden birkez daha öğrenmiş olduk.

Geçen sene sınav öncesiydi,seni çok sevdikleri için adını Eslem Feyza koydukları küçük meleği görmeye gitmiştik. Benim ingilizce sınavına hazırlanacağımı duyar duymaz beraber hazırlanalım mı? demiştin ya ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Ama ingilizce öğreneceğim için değil seninle daha çok vakit geçirebileceğim içindi o sevinç.

Kütüphaneye izin vermedikleri için dışarda çalışmak zorunda kalmıştık,ne kadar çok üzülmüştün o gün ben üşüdüm diye. Seni öyle üzgün görünce birdaha derse gelmesem mi diye düşündüm. Çünkü senin üzülmene dayanamazdım değerli değildi ki hiçbir şey senden. Ben seninle ders çalışmayı çok özledim Feyza ablam. Hadi gel ders çalışalım bana ingilizce anlat,ince giydiğim için kız bana ama gel lütfen. Hayır hayır ağlamıyorum sadece çok özledim. Beraber aldığımız kitaplar bitti hadi yenilerini alalım. Sınav notlarını vermiştin ya devamıda var demiştin, devamını beraber yazalım hadi. Ben halâ ince giyiyorum,bekliyorum notların devamını, yeni kitaplara yer açtım bile kitaplığımda, kar oynamak için hazırım, herşey için seni bekliyorum. Ve bekliyorum ebedi hayatta sonsuz bir birliktelikle tekrar kavuşmayı..
“Kalbini güzelleştir ki kabrinde güzelleşsin”i şimdi anlıyorum. Meğerse kabrin nurunu kalbimizde taşıyormuşuz. Sen kabrinin nurunu kalbinde taşıdın. Mezarının cennet bahçelerinden bir bahçe olması da dünyanda yetiştirdiğin güller sayesinde.

Yaşamında olduğu gibi gidişinle de çok şey öğrettin bizlere. 15 yaşında seni hiç tanımayan bir kardeşimizin ” Feyza abla seni hiç tanımıyorum ama biliyorum sen şehitsin seninle tanışmayı çok istiyorum” dediğini duyduğumda seni sevmek için tanımanın gerekmediğini anladım.
“Düşmanlarım bana ne yapabilirler ki? Ben cennetimi yüreğimde taşıyorum, nereye gitsem o benimle gelir. Hapsedilmem halvet,sürgün edilmem hicret,öldürülmem şehadettir. Değil mi ki göğsümde Allah’ın kitabı ve Rasulün sünneti vardır” İbn-i Teymiye’ye ait olan bu satırları defalarca okumama rağmen şimdi daha iyi anlıyorum biliyor musun?

Onca yüreksize karşı sen cennetini hep yüreğinde taşıdın. Allah’ın kitabı ve Rasulün sünneti hep göğsündeydi cennet yürekli ablamm. Yüreklerinde firavun taşıyanlara karşın sen hep Musa taşıdın yüreğinde. Allah kalblerimizi bize tertemiz verdi ve onu temiz tutma kılavuzunuda sundu. O kılavuzu en doğru şekilde okudun ve yaşadın. Bir kalp sınavı olan dünya yaşamını dereceyle geçtin. Anne babanı bir “öf” ile de olsa üzmedin,kalblerini kırmadın ne onların ne de bizlerin. Gidişinle bitkin gönüllerimiz,sıkışan yüreklerimizle baş başa kaldık. Kıyamazsın biliyorum gel hadi beraber okuyalım gönüllerimize inşirah. Hayır hayır ağlamıyorum sadece çok özledim. Beni sessiz gördüğünde zeynep iyi misin neden sessizsin? diye soruyordun ya şimdi iyi değilim Feyza ablam uzun bir sessizlik istiyorum,kimse birşey demesin,son dakika haberi geçmesin kanallar,Nazife teyzem üzülmesin,anneler ağlamasın,sadece teslim olalım istiyorum. O’ndan gelene teslim olmuş bir kalb taşıyan Nazife teyzem gibi sadece teslim olalım. Teslim olalım çünkü biz biliyoruz ki bizim randevumuz cennette “İşte size vaadedilen cennet! Ki o,Allah’a yönelen,emirlerine riayet eden,görmediği halde Rahman’dan korkan ve münib bir kalb (Allah’a yönelmiş bir kalb) ile gelen kimselere mahsustur” (Kaf 32-33)

Tüm mesele Allah’ın huzuruna sağlam,selim ve temiz bir kalb götürebilmek. Sen bize emanet verilen kalbi tıpkı aldığın gibi tertemiz teslim ettin sahibine.
Hayatımdaki en güzel yolculuktu beraber sinopa yaptığımız yolculuk. Senin vesilenle o yolculukta tanışmıştım Sema ablamla. Bu güzel tanışmaya vesile olduğun gibi hayatta da hep güzel vesilelerde bulundun. Sen bu kadar güzelken vesile olduğun şeyler nasıl güzel olmazdı ki.
Hani Bilal’le atışmalarınızı anlatıp beni güldürüyordun ya şimdi her zamankinden daha fazla ihtiyacım var seninle gülmeye. Başını omzuma yaslayıp Kur’an okuduğumuz güne geri dönelim lütfen. Dönelim ve başın hep omzumda kalsın tamam mı? Hani film izleyecektik beraber,ben sana en sevdiğim filmleri anlatmıştım ya filmler hazır ama sen nerdesin Feyza ablam? Hayır hayır ağlamıyorum sadece çok özledim.
Bir şehidin şu sözleri şimdi anlam kazanıyor benim için: “Buraya seninle birlikte ölmeye ya da seninle birlikte yaşamaya geldim. Ölmek senin ve benim gibiler için zor değil,zor olan yaşamak..” Ben seninle birlikte öldüm Feyza ablam sen de benimle birlikte yaşar mısın? Bu zor yaşamda bana ablalık yapmaya devam edersin değil mi?

Yaşamında hiç üzmediğin hep senden razı olması için uğraştığın eli öpülesi annene bıraktın en güzel muştuyu:

“Mümin kulumun ciğerparelerinden birini ben aldıktan sonra sabredip ecrini beklemesi halinde,benim katımda cennetten başka bir mükâfatı yoktur.” (Buhari) Ne kutlu bir müjde elhamdulillah!!
Biz ana yüreğinin ne demek olduğunu Kurandan öğreniyoruz. Firavunun ülkesinde hz. Musa’nın annesi çocuğunu doğurunca firavundan kurtarmak ümidi ile bir sandığa koyup Nil’in sularına salıveriyor. Ana yüreği çetin bir sınav veriyor. Şimdi o çetin sınav güzel yürekli Nazife teyzemin sınavı. Bu sana ilk mektubum Feyza ablam ama tabiki son değil ben sana hep yazacağım, vuslata kadar yazmaya devam edeceğim. Sen de bana yaz tamam mı? Biliyorum bu hayat birbirimize doyacak kadar geniş değil. Birbirimize doyalım diye Allah’tan cennetinde bize bu sohbeti vermesini temenni ediyorum. Allah’ı razı etmek amacıyla yaşayanı Allah’da razı edecektir. Sen O’nun rızasıyla yaşadın Rabbimde seni razı etsin. “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanmayın. Bilakis onlar diridirler,Allah’ın lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar. Onlar,Allah’dan gelen nimet ve keremin; Allah’ın,müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler. ” (Al-i imrân 169-171)

Sana veda etmiyorum Feyza ablam çünkü bu ebedi birliktelik için kısa bir ayrılık Seni Çok Seviyorum hiç unutma tamam mı?


 

FEYZAM’A..

Sümeyye ARSLAN

Kendine gel uyan derin uykudan uyan ve herkesi artık uyandır.

Gözyaşın sel olup söndürür zulmü iman yüreğinde bir çağlayandır

Nereye bu gidiş, ey şehid nereye, nedir bu hüzün, bu kadar keder

Bak yine seni, hasretle bekliyor ağuşun açmış, O yüce Peygamber

****

Düşlerimde her an Mescid-i Aksa Kudüs yüreğimde kanayan yara

Zulüm ateşiyle yanan mazlumlar seni bekliyor bak nice zamandır

Nereye bu gidiş, ey şehid nereye, nedir bu hüzün, bu kadar keder

Bak yine seni, hasretle bekliyor ağuşun açmış, O yüce Peygamber…

****

Öyle zormuş ki kardeşini toprağa emanet etmek.. Onu öyle yapayalnız oralarda bırakmak.. Son kez görüp vedalaşamamak..

Günlerce gözlerimin önündeydin sanki kardeşim, nereye baksam sen vardın. Aklımde hep sen.. Canımızı yakanlar, canımızı acıtanlar KAHROLSUN! Kardeşim. Bilseler ki kendilerinin ölüleri “LEŞ” olarak kalırken benim kardeşim “ŞEHADET ŞERBETİNİ İÇTİ”; hiç yaparlar mıydı o kafirler? Onlar hem dünyada hem ahirette azabın en acısını tadacaklar inşaAllah. Biliyorum çünkü Rabbimiz ayetleriyle, Peygamberimiz (s.a.v) hadisleriyle müjdeliyor bütün bunları; Bu yüzden içim ferah elhamdülillah cezalarını verecek bir Rabbimiz var. Peki Ey Kafirler Sizin Bu Güce Karşı Koyabilecek Kiminiz Var?..

Artık uyurken zorluk çekiyorum kardeşim, senin o güzel yüzen geliyor gözlerimin önüne.. Cuma ve Cumartesi günleri; sonra yaptığımız kamplar geliyor aklıma, düşünüyorum.. Hatırlıyorum hepsini bir bir. Dua edip uyuyakalıyorum sonra.. Her daim dualarımdasın kardeşim, ve biliyorum ki diğer bütün kardeşlerimizde sana dua etmekte. Biz Şahidiz şehadetine kardeşim Rabbim’de şahit olsun inşallah.

Son 3 haftada Cuma günleride birlikteydik, bu yüzden cumartesi günleri geldiğinde, bana sarılıp “görüşmeyeli nasılsın” deyip gülerdin hani, ne de hoşuma giderdi kardeşim tarafından sevildiğimi görmek ah bi bilsen kardeşim…

Kimseyi incittiğini, kimseye itiraz ettiğini görmedim. Hem okul hem dergideki çalışmalara bir hafta bile gelmediğini bilmem. O kadar yoğunlukta Rabbimiz için yaptığımız çalışmalara vakit ayırırdın hep.. Şahidiz biz kardeşim şahidiz..

Seni Rabbimiz’e emanet ettikten sonra 3. Günümüzde ben bi rüya gördüm. Bi ablamızla birlikte seni arıyorduk; bembeyaz boş bir yerde bulduk seni, ağlıyorduk sadece; sonra sen “Ölmedim ben çok şükür üzülmeyin”dedin, sarılıp tekrar ağladık sonra. Biliyordum aslında şehit olduğunu ama daha bi rahatladım daha bi ikna oldum o günden sonra.. Ümidimiz Cennet’te Kavuşmaya..

Senden sonra anladım ki boş geçirebileceğimiz vaktimiz olmamalı bizlerin..

Ölüm bizler için bir son değil, yepyeni bir başlangıç ki se bu başlangıçta şehadet şerbetini içtin, Şehadetin Mübarek Olsun Kardeşim!

Rabbim’in verdiği canı almaya teşebbüs eden kafirlerin Cehennem’de yandıklarını; yandıkça yanmaya doyamadıklarını görmek istiyorum; evet istiyorum çünkü kafirler kardeşimin canını acıttı!

Bu dünyada rahat yaşadıklarını düşünen kafirlere müjde! Ebedi bir Cehennem ateşi sizi bekliyor! Müjde size Ey Kafirler her biriniz Cehenneme birer odunsunuz! Ve müjde size ey kafirler bu dünyada inanmadığınız Rabbim varyavaad ettiği ebedi cehennem hayatını siz karlere müjdeliyor!

“Allah’ı sakın zulmedenlerin yapmakta olduklarından habersiz sanma, onları yalnızca gözlerin deşetle belireceği bir güne ertelemektedir.”(İbrahim Suresi 42. Ayet) (Şüphesiz Rabbim Doğru Söyler)

Rabbim kardeşimin ailesinden sabrı istiyor, istiyor ki kendisine günahsız kavuşabilsinler.. Bu imtihanda başta Nazife Teyzem, Selahattin Amcam,Bilal ve İbrahim kardeşlerim olmak üzere sabırlarında sebat edebilmelerini Rabb’imden niyaz ediyorum. Rabim; ailesiyle birlikte bizlerinde sabrını artırsın inşaAllah.

  “Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz” (Al-i İmran Suresi 139. Ayet)     Şüphesiz Rabbim Doğru Söyler..


 

FEYZA ACISU’YA


Sare DURGUN

Haberini aldığım an belki ilk defa bu kadar canımın acıdığını hissettim. Bütün duygularım karıştı. Evet, akrabalarımdan çok sevdiğim kişileri kaybettim, hepsine üzüldüm, ağladım ama sen farklı oldun. Görünen üzüntümün dışında içimde çok şeyler oldu. Canım acıdı, gerçekten canımın çok acıdığını hissettim. Kalbim acıyor. Böyle derin nefes alırken sol yanım acıyor. Öyle ki geceleri uyanıp, acaba rüya mıyım diye uzun uzun düşünüyorum. Neydi beni bu kadar etkileyen? Samimi arkadaş olmamız mı? Evet onun etkisi var ama daha önemlisi, içimizden seçilen bir kişinin, senelerdir kitaplardan okuyupta öğrenemediğimiz gerçeği bir hamleyle öğretmesi oldu.   

Hani gözünü açtığından beri hayatında olan insanlar vardır ya..Nerede, ne zaman, nasıl tanıştığını hatırlamadığın? Işte öyleydik biz seninle, hep vardın. Bunu sen Rabbim’e kavuşunca anladım.  Programlar, paneller, konferanslar, sohbetler, kamplar, şehir içi-dışı etkinlikler derken Amerika’daki arkadaşlarımız bile ortakdı. Zaten arkadaş grubumuzda okul branşımız bile benzer sadece ikimizdik, yine.

En çok sevdiğim özelliğin emanate gösterdiğin özen ve koşulsuzca emanet eşya verebilmendi. Erken-geç saat demeden ne zaman sözlüğünü istediysem her defasında da verdin, hatta geri vereceğim zamanı bilmeden “sende kalsın, sonra verirsin, bende var” dedin. 1 hafta önce ilk defa sözlüksüz sınava girmek zorunda kaldım.
22 yıllık dostuğunun her anında, ahlakına ve İslami düşüncene şahidim. Şüphesiz, dostluğundan da razıyım. Seni bize dost olarak veren, sonrada şehid olarak geri alan Allah’a hamdolsun. Özlemin bir tarafa bize şehid arkadaşı olma duygusunu tattırdığın için biz senden razıyız, Rabbim de razı olsun.

 

SEVGİLİ DOSTUM FEYZA ACISU

Sümeyye İmamoğlu

Ecel seni hain bir patlamada buldu… Daha önceki gün görmüştüm seni, yine tebessümlü yüzünle. Zaten tebessümün sadaka olduğunu bildiğinden midir bilmem hep güleryüzlüydün.

Güzel ahlaklıydın, yardımseverdin, kızmazdın, insanların arkasından konuşmak istemezdin. Derdini anlatanı başından savmazdın, ufak bir dert bile olsa ciddiye alıp çözümler sunardın. Senden emanet aldığım ders notlarını geri verecektim daha güzel kalpli dostum…

Okul, dergi, dershane arası güzel bir telaşın vardı ve bu durumdan şikayetçi değildin. Seninle okulun koridorlarında karşılaşırdık hep, tabi bir de küçük mescidimizde… Her  karşılaşmamızda sevinirdik. Öğretmenlik sunumlarına hazırlanıyordun en güzel şekilde yapabilmek için.

Ve evet, güzel bir öğretmen oldun bizlere. Senin vesilenle Allah, ölümün yaşa bakmadığını, hazırlıklı olmamız gerektiğini bir kez daha öğretti…

Ben kardeşliğinden razı oldum Allah da senden razı olsun. Kabrini aydınlık etsin, güllerle donatsın, şehit olarak cennetine alsın.

Hainlere bir şey söylemek gerekirse de… “İlahi adalet vardır ve tahmin ettiğimizden çok daha tatmin edicidir.”

 

 ÖLÜM RUHUMUZUN YAŞADIĞI BİR SARSINTI GİBİ, KANIMIZA İŞLEYEN DONDURUCU SOĞUK GİBİ..

Ayşe Merve Adanur

Ölüm ruhumuzun yaşadığı bir sarsıntı gibi, kanımıza işleyen dondurucu soğuk gibi…

Biz hep ölüm yaşlılarımıza gelir, bizim yaşımızdakilere gelmez zannederdik. Ta ki 13 Mart akşamı Feyza’mızı ahirete uğurladığımızın haberini alıncaya kadar… “Biz onu kaybettik” demiyorum “O artık yok” demiyorum.  Biz onu ebedî ikametgâhımıza uğurladık. Hepimizin döndürüleceği yere, kendisinde korkunun ve üzüntünün olmadığı asıl yurdumuza uğurladık. Gidenin ardından üzülmek, ayrılığın acısıyla yüreklerin yangın yerine dönmesi elbette ki haktır. Her hafta görüştüğümüz aynı sofradan yemek yediğimiz, aynı çalışmanın tuğlalarını ördüğümüz arkadaşımızdan bu denli çabuk, bu denli ani ayrılmak omuzlarımıza ağır geldi, harika işlediğini zannettiğimiz hayatlarımızı sekteye uğrattı, bizi derinden sarstı. En büyük tesellimiz ise ahiretin varlığı oldu; Elhamdülillah ahiret var ve biz buluşacağız.

Biz biliyoruz ki; Feyza En Yüce’ye kavuştu ve o artık hiç mahzun olmayacak. Ölümün mahzun kıldığı ise biz, geride kalanlarız. Çünkü Feyza en güzel gidişle gitti. Hayatını Allah rızası doğrultusunda yaşadı. Fedakârdı, çay doldurulacaksa, yemek hazırlanacaksa hemen kalkardı, yapardı. Hazırlayana yardım etmekten gocunmazdı. Naifti, kibardı, kimsenin hakkında kötü konuşmaz, incitici söz söylemezdi. Naifliği konuşmasına da yansımıştı, tane tane alçak sesli konuşurdu. Sakindi, oturaklıydı. Kitap okumayı çok severdi. Birkaç yıldır yürüttüğümüz bir kitap okuma çalışmamız vardı. Ne kadar yoğun olsa yine de “Okuyalım, devam edelim” derdi. Biz şahidiz ki o tertemiz gitti.

O yüreklerimizde kapanmaz bir yara açarak gitti. Biz onu unutmayacağız. Tekrar buluşacağımız güne kadar, bizi karşılayacağı güne kadar o ardında bıraktığı temiz ismi ve anılarıyla aramızda var olmaya devam edecek. Allah’a hamd olsun ki biz yeniden bir araya geleceğiz; O bize gelemeyecek belki ama biz ona gideceğiz. Ve yine Allah’a hamd olsun ki ölüm son değildir; İnanan ve iyi işler yapanlar için “Ölümden sonra ölümsüz hayat vardır.”

 Genç Birikim

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat