Bir baba kayıp iki kızını Adnan Oktar’ın TV'sinde buldu


Bir baba kayıp iki kızını Adnan Oktar’ın TV'sinde buldu

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 20 Ocak 2018 Cumartesi 18:00


Adnan Oktar’ın karmaşık iç ve dış kimliğine dair bir analiz... Viyana'da ortadan kaybolan iki kızının Adnan Oktar'ın televizyon şovuna çıktığını öğrenen Elvan Koçak (44),Türkiye'ye geldi. 18 yaşından küçük olan kızlarının bir otel odasında tutulduğunu iddia eden Koçak, Adnan Oktar hakkında suç duyurusunda bulundu.

Küre Medya / Haber Merkezi
ADNAN OKTAR’IN KARMAŞIK İÇ VE DIŞ KİMLİĞİNE DAİR BİR ANALİZ

İslâm adına şu veya bu şekilde iş görenler, genelde hep içimizden çıkıyor. Davasına bağlı, sözüyle özüyle bir olan, tutum ve davranışlarında bir ahenklik olan ve ilminde âmil olan imanlı/ihlâslı İslâm âlimlerimiz hariç öz kimliğinde itikadî ve(ya) psiko-sosyal sorunları olan bazı “Hoca efendiler”, “Şeyhler” ve(ya) “Mehdiler”, İslâm adına piyasaya çıkarak, hem İslâm’ın özüne zarar vermekte, hem de saf fakat bilinçsiz Müslümanların tevhidî inancını ve(ya) ahlâkını bozabilmektedir. Türkiye’de Adnan Oktar veya Harun Yahya olarak bilinen şahıs, hemen herkes tarafından bilinmektedir. Ama tam olarak bilinmeyen ise Adnan Oktar’ın ruh dünyasıdır. Biz bu yazımızda öz kimliğin dışa yansımaları açısından dört kategorik insan tipi üzerinde kısa bir bilgilendirmede bulunacağız. Buna siz “karakter analizi” de diyebilirsiniz. Okurlarımız ve özellikle yetkili kişi ve kurumlar da buna bağlı olarak Adnan Oktar’ın kimliği hakkında en doğru görüş ve hükmü verebilir.

Öz Kimliğinin İçi ve Dışı Aynı Olan İnançlı İnsan (Mümin)

Bir insanın iç dünyasına ait öz kimliği/tutumu/inancı nasılsa bu durum, zahirî kimliğine/davranışına de aynen yansır. Mesela imanlı bir kişinin dışa yönelik yansımalarında (günahkâr bile olsa) her zaman az veya çok kulluk, ibadet, takva ve ihlâs gibi manevî işaretler görülür. Öz kimliğinde imanî unsurlar bulunduran bir Müslüman, bazen nefsine uyarak, bilinçli olarak günah işleyebilir. Bu durumda böyle bir Müslüman, İslâm itikadına göre ne kâfir olur, ne de münafık. Ama günahkâr olur. Günahkâr bir Müslüman, yine bilinçli olarak samimî bir şekilde tevbe istiğfar ederse Allah tarafından affedilir.

Öz Kimliğinin İçi ve Dışı Aynı Olan İnançsız İnsan (Kâfir/Müşrik)

Hür iradesiyle tercihini küfürden/şirkten yana yapan bir kişinin, hiç çekinmeden alenî olarak küfrünü/şirkini icra etmesi hâlinde, beğenelim veya beğenmeyelim iç dünyasında beslediklerine sadık kaldığı anlamına gelir. Paradoks/tezat gibi görünse bile iç ve dış dünya arasındaki mantıkî ilişkiler açısından hem bir müminde, hem de bir kâfirde/müşrikte bir kimlik sorunu/bunalımı yoktur. Çünkü herkes, inanmak, farklı inanmak veya inanmamak noktasında özgürdür ve bu özgürlüğünü hiçbir şeyin etkisi altında kalmadan olduğu gibi dışa yansıtma hakkına sahiptir. Ancak bu genel kaidenin temel geçerliliğini ortadan kaldıran iki önemli insan tipi de her zaman aramızda olabilir.

Öz Kimliğini Bilinçli Olarak Farklı Yansıtan İnsan (Münafık)

Kâfir olduğu halde kendi şahsî menfaati veya gizemli bir örgüte (yerli-yabancı istihbarata) hizmet etmek için öz kimliğini olduğu gibi dışarıya yansıtmayan, küfrünü ustaca gizleyen ve(ya) kendini herkesten daha fazla imanlı göstermede ustaca bir tavır sergileyen ikiyüzlü bi kişi, Kuran terminolojisine göre münafıktır. Bir münafık, üstün zekâsıyla ortaya attığı profesyonel yalanları ve demagojileri ile mahuttur. Böyle bir kişiyi tespit edebilmek, her zaman o kadar kolay değildir. Çünkü iman etmediği halde zahiren de olsa birçok Müslümana göre daha Müslümanca yaşamaktadır. Fâcir-i mütecâhir olmaktan son derece kaçındığı için, alenî olarak küçük-büyük günah işlemez. Toplumda güven ve otorite sağladığında ise bazen tedricî, bazen de sürpriz bir çıkışla İslâm’ın özünü dinamitlemeye yönelik sözel ve fiilî girişimlerde bulunur. Böylece daha çok gafil/cahil Müslümanlar, onun ağına düşer. Feraset sahibi Müminler ise, bir münafığın art niyetini ve içyüzünü görür ve onu uyarır. Ancak Kuran’ın verdiği bilgilere göre münafıklar, bilinçli olarak zekice/şeytanca verdikleri cevaplarla karanlık öz kimliklerini gizlemeye devam eder:

“Onlara (münafıklara) ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın’ dendiği zaman; ‘Biz ancak ıslah edici kimseleriz’ derler. İyi bilinsin ki; onlar fesatçıların ta kendileridir; fakat bunun farkında/idrakinde değildir.” (Bakara: 12–13).

Öz Kimliğini Bilinçsizce Farklı Yansıtan İnsan (Akıl Hastası/Mistik Paranoya)

Öz kimliğini akıl/şuur kaybı sebebiyle yitirmiş olan bir Müslüman, bilinçsizce günah işleyebilir ve sağlıklı/imanlı olduğu dönemlerdeki inancını bu sefer çarpık/sapkın bir şekilde dışarıya yansıtabilir. Mistik Paranoya olarak tanımlanan böyle bir kişinin akıl hastalığına yakalandığı, aslında beyân ve tavırlarıyla kolayca anlaşılabilir. Çünkü iman, ahlâk, ahiret ve itikat gibi en basit konulardaki görüşleri çoğu zaman tutarsız olduğu gibi birçoğu da açıkta ve açıkça günah işlerken bile bunu marifet gibi gösterebilir ve hatta yaptığı bütün gayri mantıkî hareketlerini İslâm’a mal edebilir.

Kendini ve Müslümanları Allah/İslâm ile kandırması, nefsanî zaaflarından ziyade aklî/şuurî kaybındandır. Ancak akıl/şuur yoksunluğuna bağlı olarak meydana gelen ruhsal/manevî sapkınlıklar, kişinin her türlü nefsanî/cinsel arzularını da gün yüzüne çıkmasına sebebiyet verebilir. Akıllarını gereğince kullanamayan böyle bir kişinin aklı, heva/heves gibi nefislerine hep hoş gelen şeylerdedir. Çünkü şuursuz akıl, iyiyi kötü, kötüyü iyi gösterir. Varlıklı ve şöhret sahibi bir mistik paranoya ise, ilan ettiği nevi şahsına münhasır “karizmatik mehdilik” unvanıyla maddî zevklerin ve şehvanî tutkuların peşinde koşabileceği gibi ikna performansıyla, maddî gücüyle ve(ya) bazı güçlerin dışsal desteği ile hayranlarını/müritlerini de kolektif paranoya atmosferine sürükleyebilir.

Akıl sağlığını yitirmiş “inançlı” bir hasta, dış güçlerin kontrolü altında faaliyet göstermese bile şeytanın menfî ilham radarına her zaman yakalanabilir. Bu durumda böyle “akıllı” ve etkili bir kişi, kalbine gelen menfî ilhamı, ilahî zannedip, bunu başkalarıyla paylaşmak suretiyle birçok insanı manen saptırabilir. Hangi türden olursa olsun aklını bilinçli olarak kullanamayan bir akıl hastası, yaptığının sonuçlarını kestiremeyeceği gibi yaptıklarından da bireysel olarak sorumlu değildir. Ancak sorumlu değildir diye kendisine sınırsız hak ve imkânların verilmesi de akla ziyandır. Böyle bir kişi, normal şartlarda tıbbî rehabilitasyona tâbi tutulması, bu mümkün değilse bile kurumsal bakım ve korunmaya alınması gerekmektedir. Çünkü akıl hastasının kötülüklerini/saçmalıklarını alenî olarak yapılmasına izin verilmesi, toplumun ruh sağlığını sarsabilir ve birçok gafil/cahil gencin ahlâkını bozabilir. Biz bu kategoride olan Hasan Mezarcı örneğinden yola çıkarak, mirat-haber olarak “Mehdi-Mesih diyenlerin hepsinin ruh sağlığı bozuktur” uyarısında bulunmuştuk.

BAKINIZ TIKLAYIN

Velhasl-ı Kelâm

Bir rivayete göre, Hz. Ömer’in oğlu Abdullah’a biri “Yalancı peygamber Muhtaru’s-Sakafî, kendisine vahiy geldiğini iddia ediyor.” deyince Abdullah İbn-i Ömer, “Doğru söylemiş” der ve şu âyeti okur: “Şüphesiz şeytanlar, kendi dostlarına sizinle mücadele etmelerini vahyeder (vesvese yoluyla ilham eder). Eğer onlara uyarsanız, kesinlikle siz de şirk koşanlardan olursunuz.” (En’am: 121).

Demek oluyor ki münafık olmasa bile paranoit kişilik bozukluğuna yakalanmış kişilerden seçilmiş en “karizmatik” tipler, dünyevî veya metafizik gizli/görünmeyen mihrakların şeytanî plânlarını gerçekleştirmekle görevlendirilmiş sinsî ajanlardır. Biz mirat-haber olarak görevimizi yapıyor, Müslümanların şirke düşmemeleri için uyanık olmalarını telkin ediyor, özellikle ilgili kurumları da uyarıyor ve soruyoruz:

- Türk Tabipler Birliği, malum şahsı neden tıbbî müşahede altına alıp hakkında bir rapor hazırlamıyor?

- Diyanet, malum şahsın İslâm’a zarar verdiğini neden bir fetva ile Müslümanları aydınlatmıyor?

- RTÜK, malum şahsın canlı TV programlarında ahlâksız şov yapmasına neden halen müsaade ediyor?

- Hazır OHAL varken hükümet neden bir KHK ile malum şahsınTV kanalını kapatmıyor?


Prof. Dr. ALİ SEYYAR/Mirad haber

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat