Bir Arslan ölmüş diyeler...


Bir Arslan ölmüş diyeler...

A+ | Normal | A-

Son güncelleme: 06 Ağustos 2015 Perşembe 19:01


Akif Emre; "Bir aslan öldüğünde olay bir bebek yakılmasından daha fazla önemseniyor, medyada yer alıyorsa ortada çok farklı derin politik nedenler var demektir." diyor ve medeni dünyanın asıl amacına dikkat çekiyor.

Küre Medya / Haber Merkezi
Siyasi belirsizlik sürerken, seçim mi koalisyon mu olacağı konusunda kulis yazısı yazmak dururken ya da Kürt meselesi, İŞİD konusu gibi mühim mevzularda derin analizlar yapmak yerine “bir aslan masalı” anlatmak istiyorum.

Vahşi Afrika'nın kara derili insanlar diyarında Zimbabwe diye bilinen bir ülkede beyaz adamın binbir emek ve dikkatle koruduğu bir aslan vardı. Siyah derili ve vahşiliği çağrıştıran Afrikalı yerlilere karşı uygar beyaz adam Cecil ismini verdikleri bir aslanı özel bir ihtimamla korumaya almışlardı. Ne var ki acı haber bir anda dünyanın tüm medyalarında yer aldı. Bir zalim avcı 13 yaşındaki asil aslanı avlamış, 40 saat yaralı olarak peşini takip etmiş ve yakaladığı yerde de derisini yüzmüş... Daha sonra daha acı bir gerçek ortaya çıkacaktı ki bu vahşi siyah derililerden korumaya alınan bu aslanı öldüren beyaz bir Amerikalıydı ve diş doktoru idi.
Beyaz uygarlık camiasında travma etkisi yapan haber bununla sınırlı kalmayacaktı, bir hafta sonra Cecil adlı aslanın büyük kardeşinin de bir ava kurban gittiği ortaya çıkacaktı. Uygar insan vahşi Afrika'nın doğal hayatını korumaya çalışırken vahşi denilmese de az gelişmiş, fakir, uygarlaşmamış insanlar da deniz dalgalarını yara yara, tel örgüleri aşa aşa Avrupa'nın kıyılarına vurmaya devam ediyordu. Aynı günlerde Filistin'de 18 aylık bir bebeğin Yahudiler tarafından yakılmasının da ölü bir aslan kadar haber değeri olmadı.

Duyarlı Batı kamuoyunun vahşi bir aslanın öldürülmesine karşı bu denli hassas olmasında, tepki göstermesinde eleştirilecek ne olabilirdi? Vahşi bir aslanın 50 bin dolar karşılığında öldürülmesinin herhangi bir hayvan avcılığı hikayesini aşan bir boyut var elbette.. Tıpkı 18 aylık bebeğin yakılmasını gölgeleyecek kadar medyada yer almasının sadece haber tercihi ile sınırlı olmaması gibi.

Bir aslan öldüğünde olay bir bebek yakılmasından daha fazla önemseniyor, medyada yer alıyorsa ortada çok farklı derin politik nedenler var demektir. Kolanyalizmin tarumar ettiği, önce insan kaynaklarını, sonra yeraltı ve yer üstü zenginliklerini yağmaladığı Afrika'nın şimdilerde ise yaban hayatının, doğal çevresinin koruma altına alınmasının ekonomi politik bir okumaya tabi tutulması gerekiyor.

“Geri kalmış” yahut “az gelişmiş” “üçüncü dünya ülkeleri”nin tabii güzellikleri, yaban hayatı, henüz modern hayatın tahrip etmediği geleneksel hayat tarzı, denizi, kumu, güneşi artık korunması gereken birer “insanlık mirası“ olarak takdim ediliyor. Zira Afrika artık turistik kolonyalizmin nesnesi haline gelmiş durumda. Turistik kolonyalizm medyatik tahakküm olmadan sürdürülemeyeceği ve meşrulaştırılamayacağı için önemli ölçüde medya stratejisine gerek duyuluyor.


YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ>>>>

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat