Bayram Zamanı


Bayram Zamanı

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 04 Temmuz 2016 Pazartesi 13:12


Zaman, varlık aleminde başlangıcı ve sonu olan verili bir süreç, olayların, gelişmelerin anlam bulup, iradelerin müdahil olabildiği sınırlı anlar, mekanla birleşince insanın yaptıklarının değerli veya değersiz sayıldığı bir boyuta dönüşüyor.

Küre Medya / Haber Merkezi
Zaman, varlık aleminde başlangıcı ve sonu olan verili bir süreç, olayların, gelişmelerin anlam bulup, iradelerin müdahil olabildiği sınırlı anlar, mekanla birleşince insanın yaptıklarının değerli veya değersiz sayıldığı bir boyuta dönüşüyor.

Hiseyin Alan, zamanı ve bayramı değerlendiriyor. Zamanın değerine dikkat çekerek, "İslam düşüncesinde zaman, Allah'ın kullarına verdiği en büyük sermaye, insanların kendilerine tanınan imkanları kullandığında kayda geçirilen, kıymeti ölçülemeyecek, şartlarıyla birlikte yönetilecek, kaybedildiğinde veya esiri olunduğunda telafisi mümkün olmayan bir değerdir. Zamanın da rabbi olan Allah, zamanın ve işlerin parçalanmasından, zamana ve şartlara göre rabler edinilmesinden razı olmaz." diyor.

Hüseyin Alan, şimdi "Bayram Zamanı" diyor.

Zaman, varlık aleminde başlangıcı ve sonu olan verili bir süreç, olayların, gelişmelerin anlam bulup, iradelerin müdahil olabildiği sınırlı anlar, mekanla birleşince insanın yaptıklarının değerli veya değersiz sayıldığı bir boyuta dönüşüyor.

Zaman, kendi başına iradesi olan, kadir bir ilah mıdır, kendince kanunları olan, şartlarını dayatan, varlıkların boyun eğdiği, insanın ne yapıp etse de iradesi ile şu dünyada bir değişiklik yapamayıp onun getirdiği şartlara itaat eğeceği tarihsel devirler ve dilimler midir? Yoksa insana verilen, iradesini kullanıp müdahil olacağı, şartlarıyla birlikte onu da yöneteceği, toplumsal işlerde ve alanlarda kazanç sağlayacağı bir süreç midir? Zaman, hayatın parçalanmasını dayatabilir, laikliği şart kılabilir mi?

İslam düşüncesinde zaman, Allah'ın kullarına verdiği en büyük sermaye, insanların kendilerine tanınan imkanları kullandığında kayda geçirilen, kıymeti ölçülemeyecek, şartlarıyla birlikte yönetilecek, kaybedildiğinde veya esiri olunduğunda telafisi mümkün olmayan bir değerdir. Zamanın da rabbi olan Allah, zamanın ve işlerin parçalanmasından, zamana ve şartlara göre rabler edinilmesinden razı olmaz.

Anılmaya değer hiç bir şey değil iken bir damla sudan yaratılan insan, rahim bir mekanda beslenip şekillendirildi, dünya aleminde rızkı ve eceli/zamanı tayin edilerek dünyaya yollandı. Artık anılmaya değer bir varlık olup olmayacğı, kendisine tanınan zamanı tevhid edebileceği, kendisinin tayin edeceği bir yaşam başladı. Kendisine verilen süre bittiğinde sınınmış olacak, onun için zaman duracak ve geldiği yere tekrar dönecek.

Kıymet, değer, zaman içinde anlamlı, zamanla kayıtlı şeyler. Kazanmak ya da kaybetmek, zamanın nasıl kullanıldığı, onun getirdiği şartların nasıl yönetildiğiyle alakalı.

Ömürde bir gün ile bin yılllık zaman dilimi arasında fark var mıdır, ikisi arasında farklı sonuçlar doğar mı? Bir gün yaşayanlar ziyanda bin yıl yaşayanlar karda mıdır? Bir günde olup bitenlerle bin yılda olup bitenler arasında nitelik olarak değişen bir şey var mıdır, kısalık veya uzunlukta farklı kazanç ya da kayıplardan bahsedilebilir mi? Zamanın hükümranlığı doğru mudur? Hayır.


YAZININ TAMAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ>>>>>>>

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat