Avrupa istiyor diye neslimiz zehirleniyor!


Avrupa istiyor diye neslimiz zehirleniyor!

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 08 Ağustos 2017 Salı 18:07


2 Ağustos Çarşamba günkü Resmi Gazete'de yayımlanan karar ile hayvan yemlerinde genetiği değiştirilmiş 3 soya ve 1 mısır çeşidinin kullanılmasına izin verildi.

Küre Medya / Haber Merkezi
2 Ağustos Çarşamba günkü Resmi Gazete'de yayımlanan karar ile hayvan yemlerinde genetiği değiştirilmiş 3 soya ve 1 mısır çeşidinin kullanılmasına izin verildi. Bu izinle birlikte GDO'lu gıda tartışması bir kez daha gündeme geldi. Peki sağlığımız ne kadar tehlikede? İşte tüm detaylar...


GDO... Yani açılmış haliyle Genetiği Değiştirilmiş Organizma. Peki GDO nedir? Bitki ve hayvanlara istenilen bir özellik katmak için genetik özellikleriyle oynanması olarak özetlenebilir. Genellikle o ürünü daha karlı hale getirmek için başka türlerin özellikleri kopyalanıyor. Daha büyük domatesler, karpuzlar, daha uzun süre dayanabilen meyve ve sebzeler, daha hızlı büyüyen piliçler, daha fazla et ve süt yapan büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar gibi örneklendirebilir.

Alınan son karar ile hayvanlarda yem olarak kullanılan ve ithalatına izin verilen GDO'lu ürünler arasına 3 mısır ve 1 soya türü daha eklenmiş oldu. Bu karar hayvan yetiştiriciliğinde yem olarak kullanılan mısır, soya, pamuk, kanola gibi ürünlerin ithalatına ilişkin bir düzenleme anlamına geliyor.



İZİN VERLİEN GDO'LU ÜRÜN SAYISI 36 OLDU

Aslında bu verilen ilk izin değil. Dün eklenen 4 ürünle birlikte izin verilen toplam GDO'lu ürün sayısı ise 36'ya yükseldi. Türkiye'de izin verilen GDO'lu 36 ürünün tamamı mısır ve soyadan oluşuyor. Sırada onay bekleyen 14 tanesi pamuk, 6 tanesi kanola olmak 20 ürün daha var. Eğer bunlara da izin çıkarsa ilk kez pamuk ve kanola ürünlerine izin verilmiş olacak. İthalatına izin verilen GDO'lu mısır, soya gibi bu ürünler hayvan yemi üretiminde kullanılıyor ve dolayısıyla hayvanlar GDO'lu yemler ile beslenmiş oluyor. Hayvanların etinde sütünde birikinti halinde kalan kanserojen kalıntılar da bu hayvansal ürünlerin tüketilmesi yoluyla insanlara geçiyor.



İZİN VERİLECEK ÜRÜN ÇALIŞMALARI GİZLİ TUTULUYOR

Konuyla ilgili açıklama yapan Greenpeace Akdeniz Gıda ve Tarım Kampanya Sorumlusu Tarık Nejat Dinç, önemli bilgiler paylaştı. Dinç, son olarak izin verilen 4 üründe en önemli husus olarak izin verilirken yapılan bilimsel çalışmalara dikkat çekti. Tavukçuluk endüstrisini bünyesinde toplayan Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği’nin (BESD-BİR) Biyogüvenlik Kurulu’na yaptığı son başvurudaki 4 ürün için izin hızlandırılmış işlem kategorisine alındığını belirten Dinç şunları ifade etti;

"Önceden bu izinler verilirken daha detaylı prosedüre tabii olurdu. Risk analizi ve sosyo ekonomik analizlerin sonuçları paylaşılırdı. Bilim insanları ve vatandaşlardan yani kamuoyundan görüş alınırdı. Ancak bu kez hızlı işlem statüsüyle yapılan bilimsel çalışmalar ve raporlar gizli tutuluyor. Kamuoyunun görüşü istenmiyor. Ne gibi risklerden bahsediliyor. Şu anda bu bilgilere ulaşamıyoruz."



AVRUPA İSTİYOR DİYE...

GDO'lu ürünlerin ithalatına izin verilmesi sadece Türkiye'ye özgü bir durum da değil. Avrupa Birliği'nde de benzer şekilde GDO'lu ürünlerin ithalatına izin verildiğini belirten Dinç şunları söyledi;

"Türkiye'nin ithalatına izin verdiği GDO'lu ürünler için yapılan yasal düzenlemeler, Avrupa Birliği'ndeki izinler örtüşmesi için yapılıyor. Bu ürünlerin ithalatı yapılırken Avrupa ile uyumlu hale getirilmeye çalışıyor.İzin verilen 36 ürün ve sıradaki 20 GDO'lu ürüne baktığımızda Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği’nin (BESD-BİR) kendisiyle ilgili olmayan pamuk için de başvuru yapması bu iddiamızı destekliyor"




En büyük risk: Glifosat

İthalatına izin verilen mısır, soya gibi gıdalar yetiştirilirken içeriğinde kanserojen kimyasallar bulunan tarla zehirleri kullanılıyor. Bu tarımsal zehir, tarladaki istenmeyen otları ve canlıları öldürürken doğal olarak ürünlere de bulaşıyor. Son dönemde en çok konuşulan kimyasalın Glifosat isimli tarım zehiri olduğunu ifade eden Greenpeace Akdeniz Gıda ve Tarım Kampanya Sorumlusu Tarık Nejat Dinç Glifosatın kanserojen olduğu geçtiğimiz yıl ispatlandı. Hepimizi vücut sıvılarında idrarında glifosat kalıntısına rastlanıyor.



Sadece tavuklar değil!

GDO'lu yem ithalatına izin verilmesiyle birlikte tavuk gündeme gelmesine karşın sorun aslında tüm hayvansal gıdaları kapsıyor. Yani büyükbaş ve küçük baş hayvanlarda da eğer içeriğinde GDO'lu ürün bulunan yem ile besleniyorsa aynı kanserojen riskini barındırıyor. Bu konuda ilgili makamları göreve çağıran Greenpeace Akdeniz Gıda ve Tarım Kampanya Sorumlusu Tarık Nejat Dinç, yetiştirilirken GDO'lu yem ile beslenen hayvanlerin ürünleri satılırken bunun bir etiket ile tüketicilere bildirilmesi gerektiğini savundu.

"GDO, etiket ile tüketiciye belirtilsin!"

Gıda Bakanlığı gıda etiketleri ile ilgil bir etiket yayımladığını hatırlatan Dinç, bu kapsamın genişletilebileceğini açıkladı ve "Bizim tüketici olarak, aldığımız sütte yumurta da o hayvanın GDO ile beslenip beslenmediğini bilme hakkımız var. GDO ile beslenmiş olan hayvanların ürünlerinde bu durum etiket ile belirtilmeli" ifadelerini kullandı.




Bu nasıl bir anlayış? Türkiye'de GDO'lu ürün yasak ithali serbest

Karar sadece bu ürünlerin ithalatını ilişkin düzenleme getirdiğinin altını çizen Dinç, "Türkiye'de GDO'lu ürün yetiştirmek yasaklanmış durumda. Türkiye kendisine yeten mısırın yüzde 90'ını yetiştirebiliyor. Ancak hayvan besiciliğinde en büyük sorunu soya teşkil ediyor" dedi. Hayvanların hızlı büyümesini ve kilo almasını sağlayan soyanın yetiştirilmesine destek verilmesi gerektiğinin altını çizen Dinç, bunun yerine kolaya kaçan üreticilerin ithalat yapmayı tercih ettiğinden şikayet ediyor. Türkiye'de tarım dışı kalan 3 Kıbrıs adası büyüklüğünde toprak olduğunu hatırlatan Dinç, bu alanlar tarıma kazandırılarak, soya yetiştirilse, Türkiye'nin GDO'lu soya ithal etmesine gerek kalmayacağını iddia etti.

Kaynak: CNN Türk

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat