Çıkara Dayalı Hesaplar


Atasoy MÜFTÜOĞLU, Çıkara Dayalı Hesaplar

Atasoy MÜFTÜOĞLU


A+ |Normal |A-


İdealize edilmiş geçmişe özgü romantik duyarlılık biçimleri, yanlış temellendirilmiş bir tarih tasavvuruna neden olduğu için, toplumları, şimdiki dünyaya, tarihsel gerçekliğe ve geleceğe yabancılaştırıyor. Romantik duyarlılık biçimleri, toplumları, kabile/ulus-devlet/mezhep sınırları içerisinde kalarak düşünmeye sevk ettiği için, toplumlar İslami sınırlar/ufuklar/ilkeler temelinde düşünme yeteneği kazanamıyor.

İslami sınırlar/ufuklar/ilkeler temelinde düşünmek, bütüncül ve analitik perspektifler içerisinde düşünmekle mümkün olabilir. Partizanca düşünme biçimleri, farklı yorumlara, analizlere izin vermediği gibi ahlaki değerlendirmelere de ihtiyaç duymaz. Partizanca bağlılıklar, aldatıcı ve yanıltıcı bağlılıklara neden olur. Bu tür bağlılıkları sürdürenler abartılı-ölçüsüz-temelsiz bir söylemin kurbanı haline gelirler.

İçerisinde bulunduğumuz belirsizlik döneminde, Müslümanlar olarak, üstlenmek zorunda olduğumuz hayati sorumlulukları yerine getirmediğimiz, temsil etmemiz gereken duruşu, bilinci, kararlılığı, bağımsızlığı temsil etmediğimiz için, tahakküm üreten emperyalist iradenin dayatmalarına boyun eğiyoruz.

İslami referansları bir bütünlük içerisinde temsil etmediğimiz için, marjinal konumlar, marjinal konular ve alanlarla ilgileniyoruz. İslami referanslar temelinde kültür savaşı yürütebilecek kadrolardan yoksun olduğumuz için, entelijansiyada olduğu gibi, akademi dünyasında da yokuz. Kendimizi sorgulamak gibi yüksek bir sorumluluk duygusu taşımadığımız için, etrafımızda olup biten olayların/gelişmelerin mahiyetini anladığımızı sanıyoruz. Sürekli olarak, büyük tablo'nun bulunduğumuz noktadan görülebilir parçasına baktığımız için, tablonun diğer parçalarını görmüyoruz. Kültürel niteliklere ihtiyaç duymayan, her konuda partizanca tercihler yapan ve tavır alan bir toplumda düşüncelerimizi ancak kişisel risk almak suretiyle dile getirebiliyoruz. Partizanca tercihler ve tavırlar, ortak anlamlar, ortak değerler ve bilgelikler üzerinde buluşmamıza engel oluyor.

Bölgemizde, büyük bir medeniyet-kültür ve ilim ülkesi olan Suriye'ye yönelik olarak, emperyalist/ırkçı/ideolojik/ekonomik/jeopolitik çıkarlar adına savaş açılmış, bu savaşa karar veren irade, bu savaşı haklı kılabilmek için, emperyal bir propaganda ve algı çerçevesi oluşturmuş, bu propaganda ve algı çerçevesi Türkiye'de olduğu gibi diğer İslam toplumlarında da pazarlanmış, Suriye'ye yönelik emperyalist dayatmanın bir dayatma olmadığı, Suriye'de İslami bir direniş/devrim olduğu konusunda Müslüman kitleler ve Müslüman aparatçikler ikna edilmişlerdir. Müslüman aparatçikler, İslami olduğu iddia edilen devrim ve direnişin niçin emperyalist unsurlarla birlikte gerçekleştirilmek istendiği konusunda hiçbir sorgulama yapma ihtiyacı duymamışlardır.  

Her siyasal tercihin hangi bağlama ilişkin olursa olsun, somut ve kaçınılması mümkün olmayan ağır bedelleri olur. Tarihsel sorulardan ve sorunlardan kaçan kültürler/toplumlar bilinçli hesaplaşmalara ve put kırıcılıklara yabancıdır. Türkiye, Ortadoğu'ya yönelik dış politika yaklaşımında romantik-ütopyacı bir dil/söylem/retorik kullandığı için, bugün, kendi bölgesinde hiçbir siyasal ağırlığı bulunmayan bir ülke konumuna sürüklenmiştir. Romantik-Ütopyacı retoriğin siyasal bir akılsızlık biçimine dönüşeceği ne yazık ki hesaplanamamıştır. Geçmişi sömürerek, geçmişe sıkışıp kalan bir dil/düşünce/söylem/kültür ve politika bugün yerel sınırları aşamıyor, evrensel anlamda içerik üretemiyor. Geçmişe sıkışıp kalan kültürler insanlığın entelektüel/kültürel dünyasına hiçbir şekilde katkıda bulunamıyor. Basmakalıp hamasi düşünceler, düşüncesizleştirildiğimize işaret ediyor. Basmakalıp düşüncelerimiz sebebiyle zorlu tercihler yapamıyoruz. Hangi konuya, hangi alana ilişkin olursa olsun, belirleyici bir iradeye sahip olamadığımız için, ilgili alanlarda, irade koyan unsurların yaptıklarını yorumlamakla yetiniyoruz.

İnançlarımızın, düşüncelerimizin belirleyici ve etkili bir nitelik kazanarak bir iradeye dönüşmesi için, toplumsal bir bilinç düzeyine yükseltilmesi gerekir. Bugün küresel/tarihsel/emperyal gerçekliğe gereği gibi nüfuz edemediğimiz, gerçekliği gereği gibi anlayamadığımız için, bu konular etrafında bir duyarlılık bütünlüğü oluşturamadığımız, derin ilgilere sahip olmadığımız için, tekelci anlayışları, yaklaşımları ve bağlılıkları sürdürdüğümüz için, maalesef hangi konu ile ilgili olursa olsun, farklı yorumlara karşı taşralı tepkiler gösteriyoruz.

Günümüzde, tekno-bilimsel tiranlığın dünyasında, Batılı paradigmaları dayatan araçsal rasyonalitenin dünyasında herkes, her toplum, her ülke, çıkara dayalı hesaplar yapıyor. Bizler, Müslümanlar olarak bir yanda geçmişi ütopyalaştırırken, bir diğer yanda seküler referanslara dayalı olarak eğitim alıyor, seküler referanslarla hayatlarımızı sürdürüyoruz. Bir yanda modern hayatlar yaşıyor, bir diğer tarafta da modernliğe yönelik romantik eleştiriler yapıyoruz. Hayatlarımızı, düşünce ve kültür dünyamızı, birbirimizle olan ilişkilerimizi niteliksel değerler temelinde sürdürmüyoruz. 

İslami Analiz 


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat