Aslolan iyiliği emr, kötülükten nehydir


Aslolan iyiliği emr, kötülükten nehydir

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 28 Kasım 2013 Perşembe 20:37


Abdülhamid Bilalî’nin 'Kötülükten Sakındırma Yolu' kitabı; kötülükten, şer ve günah yollarından Müslümanların kendilerini uzak tutmaları ve arındırmaları yönünde enine-boyuna güzel bir harita çizmiş. İyiliği emr, kötülükten nehy düsturunun ikinci aşamasını, yani 'neyh-i anil münker'i kaleme alarak okuyucusunu karşılıyor yazar

Küre Medya / Haber Merkezi
Ömrümüzü büyük bir amaç uğrunda geçirmekle yükümlüyüzdür biz Müslümanlar; yani yalnızca tek ilah, tek rab, tek hükümran olan Allahu Teâlâ’ya boyun eğmekle, ibadet etmekle, kul olmakla. Ne güzel şeref, ne muhteşem bir paye! Hamd olsun, bize, kendine kul olma lütfunu bağışlayan şanı yüce Yaratıcımıza.
Rabbimiz ve yârimiz, celal ve ikram sahibi olan Ekber Allah, aziz ve kerim Kitabı, biz kullarına hayat rehberi ve yol azığı olan Kur’an-ı Azimüşşan’da, “emr-i bil ma’ruf”u ve “nehyi anil münker”i müminlerin özelliklerinden olarak bildirmiştir. Yani bu cümle, iyiliği yaymak/yaygınlaştırmak ve kötülüğü, şer olan şeyleri engellemek, insanın hem kendisini hem de çevresini kötülüklerden sakındırması anlamına gelir. İyi olmak ve iyiliği yaygın hale getirmenin yollarını bilmek ne kadar önemli ve gerekliyse; bu bağlamda kötülüğün de bilinip tanınması ve ona giden yollara engeller konması da o kadar önemli ve gereklidir iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve birbirlerine hakkı-sabrı tavsiye etme şuurunda olanlar için.
 
Genel olarak davet-tebliğ konulu yazdığı eserleriyle kendini tanıdığımız Kuveytli âlim Abdülhamid Bilalî’nin, “Kötülükten Sakındırma Yolu” (Buruc Yayınları) isimli kitap çalışması; kötülükten, şer ve günah yollarından Müslümanların kendilerini uzak tutmaları ve arındırmaları yönünde, onlara yardımcı olacak mahiyette enine-boyuna güzel bir harita çizmiş. İyiliği emr, kötülükten nehy düsturunun ikinci aşamasını, yani “neyh-i anil münker”i kaleme alarak okuyucusunu karşılıyor yazarımız.
 
Peygamberî bir görevi sürdürmenin ilk ayağı, elbetteki peygamberî ahlakı kuşanmak olacaktır.
 
Kendisi de aynı zamanda iyi bir davetçi olan Bilalî, öğrenciliğinden beri davet çalışmalarında aktif rol almış, çeşitli konferanslar vermiş, hutbeler okumuş, değişik gazete ve dergilerde yazılar yazmıştır. Birçok radyo ve televizyon programlarına katılıp programlar düzenlemiştir. Şehid Hasan el Benna gibi bir önder ve öncünün
açtığı yoldan yürümeye çalışarak, İhvan içerisinde aktif rol almıştır Bilalî. Kimsenin yapamayacağı şeyi tercih etmiş ve ülkesi insanlarının uyuşturucu bağımlılığından kurtulmaları adına “Beşairu’l-Hayr” adında bir cemiyet kurarak, buradan İslamî faaliyetlerini sürdürmüş ve halen de sürdürmeye devam eder. Kitaptan, her yıl en az yüz elli kişiyi uyuşturucu bataklığından kurtardığının bilgisini alıyoruz. İnsanları o bataklıktan uzaklaştırması, onları İslam’la müşerref kıldığının da bir başka ifadesi demektir.

Bu mücadele ve davet ehli adamın söz konusu eserinin içeriği, dünya üzerindeki bütün inanmışları kapsayıcı nitelikte. Onun vahiyle eğitilme sürecini iyi idrak etmeden, davasının taviz kabul etmeyen parametrelerini zihne ve yüreğe işlemeden kazanç elde etmenin zorluğuna kişi kendini inandırmalıdır. Rasulullah (sallalahu aleyhi vesellem), hikmetle, sabırla, ihlâsla, örneklik teşkil etmekle, tevazu sahibi olmakla, muhataplarını iyice dinleyip anlamak ve onlara yumuşak davranmakla sevdasına çağırma görevini en muhteşem şekilde yerine getirmiştir.
 
Daha önce, “Münkerden Sakındırma Yolu” ismiyle aynı yayınevi tarafından neşredilen bu kıymetli eserinde Abdülhamid Bilalî, kötülüğün tanımını yaptıktan, sakındırmanın bölümlerini ifade ettikten ve sakındırmada bulunacak davet ve gönül erlerinde bulunması gereken vasıfları bir bir tarif ettikten sonra; kötülüğü zihinlerden, kalplerden, hayatlardan ve topyekûn dünyadan silip süpürmenin kurallarını ve yollarını tek tek açıklama metodunu izlemiş. Kötülükleri ve dolaysıyla kötüleri sürgün etmek için, öncelikle onları hakkıyla tanımak şartı vardır. Sonra, durumlara ve konumlara göre, öğütte bulunma, tehdit etme, el ile düzeltme gibi durumlar sakındırma işine müdahil oluyor. Bir defa sakındırma, uzaklaştırma görevini üstlenen bir kişi, kötülüğün ne kadar büyük ve ne kadar çirkin, ne kadar çirkef ve ne kadar da çok yok edilmeye mahkûm olduğu konusunda karşısındakini bilinçlendirmeli ki, sonraki aşamalarda muvaffak olma hakkını kazanabilsin.
 
Doktor sağlığa, davetçi imana sahip çıkar

Münker’i yok etmeye ant içmiş bir müminin yapacağı işin ve başvuracağı yolların çok olmasına rağmen, sonuç olarak mükâfat müjdesinin varlığı ona azık olarak yeter de artar bile. Davetçi Müslüman, doğru yolu tercih ettiğinin bilincinde ve sözlerinde, işlerinde asla doğrudan ödün vermemesi gerektiğinin farkında olduktan sonra, Rabbimizin rahmet sıfatıyla insanlara, yalnızca kulluk etmeleri karşılığında bağışladığı nimetleri teferruatlı bir şekilde hatırlatılması ve nankör davranışlar sergilendiğinde azap gibi bir karşılığın geleceğinin vurgusunu yapmalıdır. Geçmiş milletlerin, ümmetlerin akıbetleri beyinlere işlenmelidir. Kıyamet gününün dehşeti daima gündem edilmelidir ki, ne kadar ciddi bir iş üzerinde olunduğunun farkındalığı yaşansın. Bunların hepsi, akl-ı selim olanların dikkate alacağı ve öteleyemeyeceği durumlardır. Damardan girilmeli ki, etki gücü büyük olsun. Bu anlamda her davetçi, esasen iyi bir doktordur. Hastanın hastalığının durumuna göre teşhis koyan doktorlardan fazla bir farkı yok bu noktada davetçinin. Doktor sağlığa, davetçi imana sahip çıkar.
 
İnsanların imanına talip olan tebliğ vazifelilerin, yazarımız Abdülhamid Bilalî’ye göre, dolaylı yoldan sakındırma araçlarına olduğundan fazla önem vermeleri gerekiyor. Mektup, kitap, makale, gazete köşe yazısı, sesli ve görüntülü yayınlar; telefon, faks ve İnternet gibi teknolojik aletler; afiş, broşür gibi devamlı el altında ve göz önünde olan yayın türleri sakındırma göreviyle hayatını anlamlandıranların faydalanabileceği araçlar olarak görülmelidir. Bunlara, sosyal medyayı da biz eklemiş olalım. Zamanın gereksinimleri ne ise, müminler meşru çerçevede onları kullanmayı bilmelidir; daha ileri bir söylemle, kullanmak zorundadırlar diyebiliriz.

Bu değerli eseri okumamız, yazarın diğer eserlerini de okumamız gerekeceği hissiyatını doğuruyor

Eserde, belki de en çok önemsenmesi, üzerinde durulması gereken nokta; muhatabın durumuna ve sosyal konumuna göre muamele etme meselesidir. Yöneten ile yönetilen konumunda olan iki farklı insana aynı şekilde gitmek, aynı tavrı sergilemek başarısızlığa önayak olur. Yine, yalnızken söylenilmesi gereken bir sözü, muhataba topluluk içinde söylemek demek, kaş yaparken göz çıkarmaya kapı aralamak anlamına gelir. Mütevazı ve olgun davranmak yerine bilgiçlik taslama yolu seçilirse, etrafında söz dinleyecek ve o dinlenene uyacak bir kişi dahi bulunamaz. Nasihat ve öğüt verilmesi gereken kişiye sert ve kırıcı olmak, ne kadar da doğru ve önemli şeyler söylenirse söylensin, o kişinin gazaplanmasına, hayırdan uzaklaşmasına, hakikat yolundan yüz çevirmesine sebep olacaktır.
 
İyiliğin ve iyilerin yeryüzünde arz-ı endam edebilmesinin geçer yolunun, kötülerin ve kötülüklerin bertaraf edilmesinden geldiğini öğrendiğimiz bu değerli eseri okumamız, yazar Abdülhamid Bilalî’nin diğer eserlerini de okumamız gerekeceği hissiyatını doğuruyor. Mesela bu kitabına içerik olarak yakın olan “Şeytandan
Korunma Yolu”, sonra “Arınma Yolu 1-2”, “İman ve Salih Amel”, “Peygamberin Hayatından Eğitici Dersler”, “Davet Ahlakı”, “Davetçi Eğitimi ve Ahlakı” gibi eserler, daha okumadan isimleriyle insanı kendilerine çekiyor. Abdülhamid Bilalî’nin eserlerinin tümünü Türkçeye kazandırma hizmetini, Buruc Yayınları üstlenmiş. Onun gibi birikimli bir ilim ve mücadele adamının kitaplarından faydalanmak, daha bir dava adamı olmamıza katkı sağlıyor. Katkılarının karşılığını, ikram sahibi olan
Rabbimiz Allahu Teâlâ eksiksizce versin. Âmin.

Fatih PALA

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat