Asım Şensaltık: "Siyaset, insanı Allah'ın yönetmesidir"


Asım Şensaltık: "Siyaset, insanı Allah'ın yönetmesidir"

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 19 Mayıs 2015 Salı 20:06


Soruşturma Dosyamız "Siyaset" in sorularını Asım Şensaltık'a sorduk. Şensaltık'la yaptığımız röportajı paylaşıyoruz.

Küre Medya / Haber Merkezi
Küre Medya.com Soruşturma Dosyası.

Kavramlar: Siyaset, İdeal Siyaset, Reel Siyaset

Küre Medya:Siyaset İslami anlamda neye karşılık gelmektedir, yani Müslümanlar, “Siyaset” denince ne anlamalıdır? Tabi aynı zamanda modern devlet, yani laik-seküler manada neye tekabül etmektedir.?

Asım Şensaltık: Öncelikli olarak bu konuyu gündeme taşıdığınız için sizlere teşekkür ediyorum.

Siyaset konusu geçekten önemli bir konudur. Hayatın bütün alanlarına etki etmesi bakımından da gündemde tutulması gereken bir kondur. Siyaset malum olduğu üzere “Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı olarak kabul edilmektedir. Devlet işlerinin nasıl yürütülmesi, Müslümanlar için hayati önem arz eden bir konudur.

İslam’i siyaset için kullanabileceğimiz en genel tamım şunlardır. Allah’ın belirlediği ilkeler ile insanların yönetilmesidir. İnsanı, Allah’ın yönetmesidir! İnsanı yönetme hakkı,  geçek sahibi olan Allah’a verilmesidir!

Rabbimi kitabı gönderiş amacını izah etmek için buyurur ki; “Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma.” Nisa 105

Bir Müslümana göre siyaset, insanları Allah’ın indirdiği kanunları esas alarak yönetmek demektir. Siyaset insanların hayatlarını düzenleyecek, bunları inşalar üzerinde uygulayacak ve bunların kontrolünü yapacak bir sistem olduğu için Allah’ın dininin de en temel amacı budur. Yani din sadece bireyin hayatını ilgilendiren bir içeriğe sahip değildir. Bununla birlikte ama bundan daha önemli olarak toplumu hayatının hangi esaslara göre idare edilmesini belirleyecek ilkeleri içermektedir. Dinin birçok emrinin bu içeriğe sahip olduğunu görmekteyiz. Yani bireysel emirlerden daha önemli olarak toplum düzenini ilgilendiren konular dinin önemli görerek vurgu yaptığı konulardır. Temel haramların hepsi veya kısas gibi uygulamalar hep toplumu ilgilendiren meselelerdir ve bunların cezaları ahirete bırakılmayarak dünyada da verilmiştir.

Laik ve seküler anlayışlara göre ise siyaset insanın insanı yönetmesidir. İnsanları yönetmek konusuna Allah’ın karıştırılmamasıdır. İnsanların hangi ilkeler çerçevesinde yönetileceği, bu ilkeleri kimlerin hangi usuller ile uygulayacağı tamamen insana bırakıldığını kabul etmektedirler. Tarihi sürece ve günümüze de baktığımızda şunu görmekteyiz. Toplumları yönetme işinin insanlara bırakıldığını iddia edenlerin tarihine baktığımızda bir zümrenin diğer zümrelere tahakkümünü olduğunu, devlet denilen gücü eline geçirenlerin bu gücü kendileri gibi olmayanlara karşı bir baskı aracı olarak kullandıklarını görmekteyiz.

Küre Medya:İdeal Siyaset denildiğinde Müslüman zihinlerde ne canlanmalıdır? Müslüman’ın pratik hayatındaki amel olarak karşılığı nedir?

Asım Şensaltık:

İdeal siyaset denilince tabi ki bir Müslümanın zihninde Allah’ın kanunlarının belirleyici olduğu, bütün insanların bu kanunlar karşısında eşit olduğu ve bu şekilde olmadığı taktirde adaletin asla tecelli etmeyeceği bir siyasi mücadele akla gelmelidir. Yani Allah’ın kanunlarının belirleyici olduğu, kırmızı çizgileri Allah tarafından belirlenmiş bir siyaset akla gelmelidir.  Bu minval üzere yürütülmeyen bir siyaset asla ve asla İslam’i siyaset olmaz. Hatta kendilerini İslam’a nispet eden insanlar bu siyasetin içerisinde olsalar ve onlar eliyle uygulanıyor olsa da.

Tabi siyaset denilince bunun sadece devlet erkini idare etmek için kullanmak eksik bir tanımlama olur. İster devleti idare etmek için olsun, isterse de toplumsal anlamda yapılan çalışmalar olsun, bunların hepsi siyaset ile ilgilidir ve buralarda gözetilmesi gereken husus bunların Allah’ın belirlediği ilkeler çerçevesinde yapılıp yapılmadığıdır. Allah’ın kanunlarının esas alınarak yürütülen bir siyasi mücadeleyi biz İslam’i görmeli, bundan başka referansları olanları da İslam dişi olarak görmeliyiz.

İslam’i siyasetin bir Müslümanın pratik hayatındaki karşılığı, Allah’ın ilkelerinin belirlediği bir hayatı yaşaması ve bunun devlet planında da gerçekleşmesi için çaba ve gayret göstermesidir. Hiçbir Müslüman bireysel ibadetlerine yönelerek toplumsal anlamdaki görevlerinden uzak duramaz. Kendisine iman eden her insan için Allah, yerine getirmek zorunda olduğu ilke ve kanunlar koymuştur. Bu kanunları gözeterek hareket edene Müslüman denilmektedir. Bireyden başlayarak toplumu ve daha sonra ümmeti oluşturmak için çalışmak, her Müslümanın temel görevlerindendir. Maalesef bu gün kendilerini İslam’a nispet etikleri halde hiç siyasi bilinç ve hedefleri olamayan, dinin bu konudaki insana kazandırdığı şuurdan bihaber olan insanlarımız var.

Müslüman bir insan, Allah’ın kitabında ve Peygamberlerinizin Sahih sünnetlerinde ortaya konulan siyasi bilence sahip olmalı ve bunu toplumsal planda şahitliğini ortaya koyarak, içerisinde yaşadığı toplumdan başlayarak davayı, bütün dünyaya taşıma gayreti göstermelidir.  

Küre Medya: Aynı şekilde yukarıdaki sorunun benzerini Reel Siyaset hakkında da sorarsak, nasıl bir anlam ortaya çıkar? Yani bir Müslüman, Reel Siyaset denilince ne anlamalı, zihin dünyasında nasıl bir karşılık bulmalıdır?

Asım Şensaltık:

İslam’ı bir teori dini olarak görenler veya öyle bir din olarak kendisine inanan insanlara göre yaşadığımız bu modern çağda, İslam’ın ortaya koyduğu bu teoriyi pratiğe taşımamız imkansızdır. Böyle bir dinin uygulanabilir yönü ancak bireyin hayatına taşıyabildiği kadar bireysel ibadetlerden ve ahlaki sorumluluklardan ibarettir.

Bu gün reel siyaset denilince, cahiliye toplumunun insanı getirdiği bataklıktan bakarak, ideal siyaset ve reel siyaset ayrımı yapıldığını, ideal olarak İslam siyasetinin bütünüyle uygulamanın mümkün olamadığını ifade ettiklerini görmekteyiz. İslam siyasetinin bütününü uygulamamanın bir mazereti olarak reel siyaset ifadesini bu anlamada dillerinde sakız ettiklerini görmekteyiz. Hiçbir Müslüman İslam siyasetinin uygulanabilirliği konusunda herhangi bir şüphesi olmamalıdır. Ve Müslüman, eline yetki geçtiğinde bu yetkiyi kendi inisiyatifiyle değil Allah’ın indirdikleriyle hükmeden bir siyasi inisiyatif kullanmalıdır.

Bir Müslümana göre reel siyaset ancak ve ancak Allah’ın kanunlarıyla esas kabul edilerek yapılan siyasettir. Usulünü ve metodunu, kırmızıçizgilerini, doğrusunu yanlışını Allah’ın belirlediği bir siyasettir.  Tabi yürütülecek bu siyasetin referans alınacak ilkelerini de Allah tarafından belirlemiştir. Zamanın şartlarını göre değişkenlik arz edebilecek yönlerini ise bu siyaseti yürütecek liyakatli insanlara bırakmıştır. Dinin mana, maksat ve mefhumunu bilen nitelikli insanlar, Allah’ın belirlediği ilkeleri esas arak bu konularda içtihat yapabilirler.  Yani İslam siyasetinin beyaz ve siyah tonları olduğu gibi gri tonları da vardır. Siyah ve beyaz olan kısmı zemin, zaman ve coğrafyanın farklı olmasına, vb. durumlara göre değişmez, bu alana girmeyen kısmı ise zaman, coğrafya, vb. gibi etkilerle değişkenlik durumu söz konusudur.

Bir Müslüman bilmelidir ki, bütün dünyada karşı çıksa, hor görse, aşağılasa, bilimsel söylemlerle reddedilse de, reel siyaset ancak Allah’ı kitabında ortaya koyduğu ve bütün peygamberlerin sürdürdükleri nebevi siyasettir. Bir Müslüman bunu esas almalı ve siyasi mücadelesini bu eksende sürdürmelidir.

Küre Medya: Üç kavramın anlam dairesinde ortaya çıkan tanımın, total olarak Müslüman kimliğindeki pratik etkisi nedir, kendisini Müslüman olarak vasıflandıran kişinin mevcut laik-seküler düzenlere karşı duruşu nasıl olmalıdır?

Asım şensaltık:

Bu kavramların tamamı bütünüyle İslam siyasetini ortaya koymaktadır. Bu kavramlar, biri hariç bizim kullandığımız kavramlar olmasa da ortaya koydukları anlam bütünlüğü olarak, İslam siyasetini ifade etmektedirler.  Kur’an ve peygamberlerinin nebevi örnekliğinde ortaya koyulan gerçek ve bütün dünya insanları için ideal olan bir siyasetin temsilcisi olduğunun farkında olarak, bir Müslümana, küfrün baskıları karşısında ezilmişlik psikolojisi içerisinde olmaması gerektiği inancını kuşanmasını sağlamaktadır. Bu inanç olmadığında, Müslümanların ezilmişlik psikolojisine kapılarak, onlara şirin görünmek için veya onlardan gelebilecek tehlikeleri ortadan kaldırmak için dinin koyduğu ilkeleri göz ardı etiklerine, hatta tevil ederek yok saydıklarına şahit olmaktayız.

Bunun neticesi olarak da, izzetten yoksun bir duruş, kimliksiz ve kişiliksiz bir mücadele, hakkın içerisine batırılmış batıllar ile kendilerini tanımlama gibi, bir Müslümanın asla kabul edemeyeceği tavrı sergilediklerine şahit olmaktayız. Küfürle mücadelede etken olması gereken Müslümanların, edilgen bir hale geldiklerine görmekteyiz. Bunun en temel sebebi Kur’an ve sahih Sünnete ortaya konulan siyasi bilinçten ve bu bilincin kazandırdığı izzetten yoksun bir durumda olmamızdır.

Küre Medya:Bize zaman ayırıp sorularımızı yanıtladığınız için teşekkür ederiz, Allah razı olsun.

Asım Şensaltık: Ben teşekkür ediyorum.

Rabbim sizlerden de razı olsun ve bizleri kendi dininin hizmetçileri kılsın. İslam’ın Müslümana kazandırdığı siyasi bilinç ve izzeti kuşanmayı bizlere nasıp etsin. İslami mücadelemizi de bu çerçevede sürdürebilmeyi bizlere kolaylaştırsın.

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat