Aşılar ve karanlık noktalar


Aşılar ve karanlık noktalar

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 19 Kasım 2015 Perşembe 01:18


Anayasa mahkemesi çocuğuna zorunlu aşı yaptırmak istemeyen çifti haklı buldu.

Küre Medya / Haber Merkezi
Habertürk gazetesinin 13 Kasımdaki manşetine göre Anayasa mahkemesi çocuğuna zorunlu aşı yaptırmak istemeyen çifti haklı buldu.  Yüksek mahkeme “ailenin rızası olmadığı sürece çocuklarına aşı yaptırmama hakkının, Anayasa ve yasalar gereği olduğu”na karar verdi.

Ülkemizde dünyaya gelen bebekler 2 yaşına kadar zorunlu olarak 24 kez aşı oluyor.

Aşılar aile hekimliği kanalıyla düzenli takibat altında tutuluyor. Aşı vakti gelen bebeğin ebeveyni hemşireler tarafından aranarak aile hekimliğine çağrılıyor. Aşısını olan bebek karnesine aşının yapıldığına dair onayını alıyor. O ayki aşının mikrobunu vücuduna alarak evine dönüyor. Bundan sonrası özellikle anneler için çok daha zor geçiyor. Vücuduna enjekte edilen canlı virüslerle mücadele etmeye çalışan küçücük bedenlerin birden hastalanmasına şahit oluyorsunuz. Ateş, kızarıklık, uykusuzluk, iştahsızlık… Doktora sapasağlam giden yavrular hasta olarak geri dönüyor.

Bebeklerin çeşitli hastalıklardan korunması adına önleyici doğal tedbirlerden bahsetmesi gereken sağlık uzmanlarının, aşıları adeta sihirli değnek gibi görmesi bizi şaşırtmıyor. Vücuda verilen ve çocuklarımızı tam anlamıyla afallatan aşıların içinde neler olduğunu sormak hiç kimsenin aklına gelmiyor. Çünkü bu aşılar devlet eliyle zorunlu olarak yapılıyor. Çünkü hepimiz sürekli gelişen tıbba ve doktorumuza güveniyoruz. En iyisini onların bildiğine inanıyoruz. Bu durum o kadar normalleşmiş ki “çocuğuma aşı yaptırmayacağım” dediğinizde size ya kör cahil gözüyle bakılıyor ya da evladını tehlikeye atan marjinal bir anne-baba olarak mimleniyorsunuz. Akıllarına üçüncü bir şık gelmiyor. Sizi, çocuğunuzun hayatını riske atmakla itham ediyorlar. Kendileri aşılama yaparak dünyaları bağışlıyorlarmış gibi! Psikolojik olarak baskı altına alıp ikna etmeye çalışıyorlar. Siz devletten, doktorlardan, sağlıkçılardan daha mı iyi bileceksiniz! Sorgulamanıza müsaade etmiyorlar. Önümüze sürülen Allah’ın emriymiş gibi!

Etkinliğine ve güvenilirliğine dair bağımsız tek bir araştırma yokken aşıların zorunlu kılınması akıl alır gibi değil. Maalesef devletin küresel ilaç ve bağışıklama şirketlerine karşı duramadığını, kendi vatandaşının sağlığını koruyamadığını düşünüyorum. Gün geçtikçe artan sayıda aile, doktor ve sağlık çalışanı aşı karşıtı kampanyalara katılıyor. Ciddi tartışmaların ve sorgulamaların olduğu bu alanda Sağlık Bakanlığının bir an önce konuya el atıp kafalardaki soru işaretlerini gidermesi gerekiyor.

Şayet aşıların zararı yoksa şu soruların cevabını vermeliler;

1-aşıların içeriğinde neler var?
2-Aşılama yapılmadan önce aileler neden bilgilendirilmiyor?
3-Aslolan hastalıklardan korunmaksa aşılamadan önce neden daha doğal, ekonomik ve sağlıklı olan önleyici tedbirlerden bahsedilmiyor?
4-Bir yandan çocuklarımızı 2 yıl boyunca emzirmemiz gerekiyor. Diğer yandan ne hikmetse bu 24 aşının tamamı çocuğun bağışıklığının doğal olarak yapılandığı bu 2 yıl içerisinde oluyor. Anne sütüne karşı ilaç sektörünün sponsorluğunda yeni, yapay ve kimyevi bir mekanizma mı devreye sokuluyor???
5-Günümüzde yaygınlaşan çeşitli alerjilerin, egzama, astım, diyabet ve otizm gibi hastalıkların aşılardan sonra çoğalması tesadüf mü?
6-Eskiye nazaran çok daha steril, hijyenik ortamlarda yaşıyor, daha iyi besleniyoruz. Şartlar iyileştikçe hastalıkların azalması beklenirken ilaç kullanımı ve aşılar neden her geçen gün artıyor?
7-Test veya tarama yapılmadan her bedene aynı dozda aynı aşıların vurulması doğru bir uygulamamı? Çocuklarımız niçin hayvanlar gibi toplu aşılamaya maruz bırakılıyor?

Bu yazıyı bir uzman olarak yazmıyorum. Kaldı ki uzmanların da büyük oranda bu sorulara tatminkâr cevaplar veremediklerini gözlemliyorum. Daha vahimi bu ve benzeri son derece haklı ve büyük soruları kendilerine hiç sormamış uygulayıcılar, ilaç sektörü gibi şaibe yuvası bir sektörün çarkını tıkır tıkır işletiyorlar. Sorgulamıyor, sorgulamaya müsaade etmiyor, yalnızca kendilerine tevdi edilen işi yapıyorlar.

Pek çok belirsizlik ve soru işareti sebebiyle ben çocuğumu aşılatmadım, aşılatmıyorum. Şu bir gerçek ki kamuoyuna yansımasa da Türkiye’de aşı karşıtlığı artıyor. Yetkililer bu güvensizliği ortadan kaldırana kadar da artacağını öngörmek kehanet sayılmaz.

Tüm bu sebeplerden dolayı bir anne olarak pek çok kişinin kafasına takılan soruları sormaktan kaçınmıyorum. Bir sonraki yazıda sorularımı açarak konuyu irdelemeye devam edeceğim. 

 Sema Erdoğan Başaran/on5yirmi5

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat