Asıl hedefi ıskalamak


Asıl hedefi ıskalamak

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 20 Nisan 2017 Perşembe 23:49


Günübirlik meseleler, reel politik gelişmeler, her an değişen öncelikler ne yazık ki Müslümanları asıl yapmaları gerekenlerden uzaklaştırıyor, sorumluluk bilincini de köreltiyor.

Küre Medya / Haber Merkezi
Günübirlik meseleler, reel politik gelişmeler, her an değişen öncelikler ne yazık ki Müslümanları asıl yapmaları gerekenlerden uzaklaştırıyor, sorumluluk bilincini de köreltiyor.

Özellikle yaşadığımız dönemde olayların çok hızla gelişmesi, iletişimin anlık olması, zihinleri etkileyen sayısız fikrin arz-ı endam etmesi, Müslümanların gelecek tasavvuru bir tarafa, gününe ait sağlıklı düşünmesi ve değerlendirme yapmasının önüne geçiyor. Reel Politik gelişmelere kilitlenmiş zihinler, seküler gelişmelere sürekli yorum üretmek peşinde koşarken, doğasında yapması icab edenleri yapan iktidarları eleştirirken, asıl sorumlu oldukları sahalardaüretkenliklerini yitirmektedir.

Üretkenliklerin yitirilmesi, yeni bir inşaya yönelik projelerin geliştirilmesinin de önünü tıkamaktadır. Asli sorumluluğunun bilincinden uzaklaşan Müslümanlar, kendi kardeşlerine, nerede, nasıl, ne şekilde çakarım diyerek sürekli fırsat kollamaktalar. Salt iktidar düşmanlığının getirdiği savunmalarının sonucunda, bir Müslümanı bir İslam düşmanının alt etmesine dahi sevinir oldular. Gariptir ki, düşüncelerini, sözlerini paylaştıkları öncü şahsiyetlerin bile fikrinde bir araya gelememektedirler. Asıl yapması gerekenler dururken, hiçbir zaman yapmamaları gerekenler, günün vacibi konumunu almış durumda.

Oysa bütün dünya insanlığının “Ben Müslümanlardanım” diyenlerden beklediği, omuzlarında Kur’an’ın dediği gibi, “ağır bir yük” bulunmaktadır. Müslümanlar kendine gelmelidir, Müslümanlar silkelenmelidir. Dünden edindikleri tecrübelerle gününü ve geleceğini, hem de küresel ölçekte değerlendirerek bir vizyon ortaya koymalıdır. Dünyanın umudu olduklarının farkına varmalıdır. Zaman çok geç olmadan.

Burada bir zamanlar Anadolu’da yaşanmış bir hikayeyi, günün anlamını şerh etmesi bakımından zikredelim.

Geçmiş zaman, üniversitede okumak, sükse yapmaya yetip de artacak bir dönem. Anadolu’nun bir köyünde bir genç İstanbul’da üniversitede okumaktadır. Tatil zamanı köyüne gelir, bir hava, bir tafra. Eh gencimiz üniversiteli, bilgili (!). Genç dedesine: “-Dede bu akşam yaylaya gidip çadır kuralım, çadırda yatalım” der. Dede üniversiteli torunun kıramaz, sonuçta çok şey öğrenmiş torunun ricası. Akşam giderler yaylaya, kurarlar çadırı, vakit gelir yatar uyurlar. Bir zaman sonra dede torunu uyandırır. Ve sorar; “-Ne görüyorsun?” diye. Torun yukarı bakarak; “-Milyonlarca yıldız görüyorum dede” der. Dede bu kez; “-Bu sana ne anlatıyor?” diye sorar. Torun yarı uykulu tam da hava atacak, sükse yapacak anı yakalamıştır ve; “-Dede bu durumu birkaç şekilde izah edebiliriz. Bu milyonlarca yıldız samanyolunu, samanyolları da galaksiyi oluşturmakta. Galaksiler de…” diye devam ederken, dede toruna tokadı yapıştırır. Torun şaşırır; -Ne vuruyorsun dede ya” der. Dedesi de; “-Lan salak, çadırı çalmışlar görmüyon mu?” der.

Dede, saf Anadolu insanıdır, tertemiz, meseleleri aslıyla görmektedir. Dede, gördüklerine ve yaşadıklarına ümmice yaklaşmaktadır.

Bugün için de Müslümanlar asıl sorunlarını buna binaen esas hedeflerini ıskalamaktadır. Müslümanların neredeyse kendi rızasıyla elinden alınana o kadar çok şey var ki, o kadar çok eleştirdiklerine benzemekteler ki, hal tanımı imkansız kavrama dönüşmüş durumda. Müslümanlar bir vizyon bunalımı geçirirken, atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti ya da geçmek üzere.

 

 

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat