Allah'ı Hesaba Katmayan Düzende Dini Yaşamak


Allah'ı Hesaba Katmayan Düzende Dini Yaşamak

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 29 Ekim 2017 Pazar 14:16


Yeni Şafak’taki yazısında “sistemi yönetenlerin Müslüman olması gayrımeşru bir sistemde yaşadığımız gerçeğini değiştirmez” diyen Faruk Beşer, dinin doğru anlaşılması ve yaşanması önündeki engellere değiniyor. Kaynak: Allah’ı Hesaba Katmayan Bir Düzende Dini Doğru Yaşamak Zordur!

Küre Medya / Haber Merkezi
Dinin doğru anlaşılması önündeki engelleri sıraladığı yazısında kötü örnekliğe, ırkçılık ve fırkacılığa değinen Faruk Beşer, şu sözleriyle bilhassa içinde bulunulan hakim kültür ve gayrımeşru sistemin büyük bir engel teşkil ettiğini vurguluyor:

“…Anlamayı zorlaştıran bir başka sebep, hâkim kültür ve içinde yaşadığımız gayrimeşru sistemdir. Sistemi yönetenlerin Müslüman olması bu gerçeği değiştiremiyor. Kurumlarımızdan işyerlerimize, sokaklarımızdan çalışma düzenimize kadar her şey Allah’ı ve O’nun düzenini hiç hesaba katmayan bir yapılanmaya sahip. Bu seküler düzeni öyle kurmuşlar ki, bir taşını oynatsanız duvarı başınıza yıkıyorlar. İbadetlerinize göre olması gereken zaman ayarlarınız başka ayarlarla değiştirilmiş. Size göre anormal olanı normal görüyorlar. Böyle bir hayat da kültürünüzü değiştirmiş, modern, popüler, melez bir kültür üretmiş. Kültür yaşama biçimidir. Yaşama biçimi insanı zorlar. Böyle bir ortamda İslam’ın emir ve yasaklarını anlamak da yaşamak da zordur…”

Faruk Beşer’in bugün Yeni Şafak’ta “Dini anlamayı zorlaştıran nedir?” bağlığıyla yayımlanan yazısını aynen iktibas ediyoruz:

Geçtiğimiz hafta sonu da Ribat Vakfı’nın konuğu olarak Sakarya’da idik. Bu vakıf da güzel işler yapan mekteplerden biri. Bilindiği gibi biz mevcut gruplara cemaatler demiyoruz. Ya hakikati farklı yönleriyle öğreten ve anlatan birer mektep olur ve ırmak ırmak ummanda birleşirler ya da kıl dönmesi misali kendi dar sınırları içerisinde kıvrılıp kalırlar ve fırka olurlar. ‘Her fırkanın başında kendi yoluna çağıran bir şeytan vardır’ hadisi şerifini hatırlayalım. Ribat Vakfı’nın da en azından şimdilik böyle ummana akan bir mektep olduğunu düşünüyorum. Orada dini anlamayı zorlaştıran hususları konuştuk. İşe yarayabilir diye özetliyorum.

Dini, onun sahibini ve elçisini hakkıyla tanımamış olmak, anlayamamanın bir sebebidir. Muhtemeldir ki, şu anda bile dünyanın her tarafında İslam’ı, onu kabul edecek derecede bir bilgi ile duymamış olan insanlar vardır. Biz bu bilgilenmeye sınır çizemeyiz ama Allah ‘biz elçi göndermeden kimseye azap etmeyiz’ buyurduğuna göre belki bugün bile kendilerine elçi ulaşmadı denebilecek insanlar bulunabilir. Bu durum Müslümanın emri bil-maruf görevinin sorgulanmasını da gündeme getirir. Yani duymayanların sorumluluğu, duyurmayanların üzerinedir. Kuranıkerim’in işaretiyle gerçek fakihler/âlimler, ancak insanları uyaranlardır ve hayırlı ümmet olmanın ilk vasfı da budur.


YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ >>>>>>

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat