Üç semavî din var mı?


Ali Rıza DEMİRCAN, Üç semavî din var mı?

Ali Rıza DEMİRCAN


A+ | Normal | A-


Tek dîn var, o da islâm’dır

Bismillah…

Yüce Allah’ımıza hamd eder, aziz peygamberimiz Hz. Muhammed’e kalbî ihtiramlarımı arz eder, bağlılarını arttırmasını Rabbimizden dilerim.


Bir deli kuyuya bir taş atarsa kırk akıllı çıkaramaz, derler. Ya bir akıllı kuyuya bir taş atarsa kaç kırk akıllı çıkarabilir?

İtiraz edilemez görülen birkaç âlimimiz “İslâm köleliği/cariyeliği ilga etmedi, kaldırılmasını teşvik ederek sürece bıraktı,” dediler. Asırlarca böyle denildi. Oysaki İslâm Kur’ân’ın indiriliş sürecinde İslam savaş esirliği sistemini tesis ederek köleliği cariyeliği yürürlükten kaldırmıştı. Bu konu “Kur’ân ve Sünnet Işığında Cariyeler ve Sömürülen Cinsellikleri”isimli kitabımızda incelenebilir.

Birileri de çıktı. İslam’ın bir devlet modeli yoktur, dedi. Modern dönem hukukçularımız/fıkıhçılarımız arasında bile bu söylem tuttu, söylenip duruyor. Oysaki en açık seçik ve insanlar yararına yönetim düzeni İslâm’dadır. Bu konu da linkini vereceğimiz makalemizde okunabilir:

http://www.mirathaber.com/ali-riza-demircan-1ya-5s.html

http://www.mirathaber.com/islamda-yonetim-sekli-belirlidir-ve-muhtesemdir-14-2252h.html

Bunun gibi Üç semavi din; Semavi dinler; Tek tanrılı dinler’ söylemi de revaçta. Bu taşı kuyuya kim attı, doğrusu ben de bilmiyorum. Pek çok dinler tarihi uzmanımız var ama Kur’ân zaviyesinden bakma bilincimiz ve alışkanlığımız olmadığı için bu galatı-ı meşhur hata sürdürülüyor.

Tek Dîn Var, O da İslâm’dır

İslâm Dîni denildiğinde Hz. Muhammed ve tebliği olan Kur’ân çağrıştırılıyorsa da -bu çağrışım yanlış olmamakla birlikte- Kur’ân’da vurgulanan gerçek doğru şudur:

“İslâm isimlerini bildiğimiz ve bilmediğimiz bütün Nebiler-Resûller[1] ve tebliğleri olan tüm ilahî Kitaplar ve Suhuf’la insanlığa iletilmiş dindir ve o tektir. Bu din Kur’ân’daki bir adıyla ed-Din diğer adıyla İslâm olan hak dindir.” (el-Şûra 42/13; Beyyine 98/5; Âl-i İmran 3/19,85; el-Maide 5/3)

Tek ve hak olan Dîn her iki adıyla Al-iİmran 19 da şöylece geçmektedir:

“Allah katında geçerli el-Dîn yalnızca İslâm’dır. Daha önce el-Kitap verilenler, kıskançlıklarından dolayı, kendilerine [hakikat] bilgisi geldikten sonra [bu konuda] farklı görüşlere sarıldılar. Allah'ın âyetlerinin/mesajlarının doğruluğunu inkâr edenler için Allah hesap görmede pek hızlıdır.”

Bu âyet tek olan hak dinden ayrılışın yani bağımsız dîn olarak ortaya çıkışların kendilerine el-Kitap verilenler tarafından gerçekleştirildiğini de göstermektedir.

İslâm İçeriği İle Tek Semavî Dîn Oluşunu Kurân ile Kanıtlamaktadır

Kanıtları Kur’ân’da üç başlık halinde inceleyebiliriz.

1. Kur’ân Bütün Nebileri-Resûlleri Kabulü ve Tebliğ Ettikleri el-Kitab ve Suhufa İmanı Emreder.
2. Kur’ân Peyg amberlere indirilen ortak metin Olan el-Kitab’ı İçerir
3. Kur’ân Musaddık ve Müheymin Olarak Doğruları ve Sapmaların Belirler

a. Kur’ân Bütün Nebileri-Resûlleri Kabulü ve Tebliğ Ettikleri el-Kitab ve Suhufa İmanı Emreder.

Tek ve Hak el-Dîn olan İslâm değinildiği üzere bütün Nebî Resûllerin /peygamberlerin ve tebliğ ettikleri İlahî Kitapların ve Sahifelerin ortak tebliğidir.

İslâm’ın son Nebi ve Resûl’ünü Hz.Muhammed ve son ilahî Ktab’ını onun tebliğ ettiği Kur’ân oluşturur.

Bu gerçek Kur’ân’ın bütününde tüm ihtişamı ile sergilenmektedir.

Buna göre Hz. Âdem’de, Nûh’da, İbrahim’de Musa, Davud, Îsa’da ve dünyamızın bütün toplumlarına gönderilmiş. bilmediğimiz diğer bütün peygamberler de bu dinin yani İslâm’ın Nebileri-Resûlleri yani peygamberleri.dir. (el-Nisa 4//164; Fatır 35/24)

Bunun içindir ki biz Müslümanlar İslâm’ın gereği olarak onların hepsine inanırız, birbirlerine üstün kılındıklarını kabul etmekle birlikte Nebî-Resûl halk tabiri ile peygamber olmaları yönünden aralarında ayırım yapmayız. (el-Bakara 2/253,285; el-Ahkkâf 46/35) Bütün bu peygamberlerin dilleri ayrı bölgesel toplumlara belirli süreler için gönderildiğine inanırız. (İbrahim 13/4, Âl-i İmran 3/ 81)

Hz. Muhammed de geçmiş bütün Nebiler-Resûller (peygamberler) gibi İslâm peygamberidir. Ne var ki ayrıcalığı vardır; son Nebîdir. (Ahzab 33/40) Son Nebî olduğu için de Allah’ın son Resulü’dür. Diğer peygamberler gibi mesela İsrail oğullarına Nebi-Resûl olarak gönderilen Hz. Musa ve Îsa ( İsra 17/2; Âl-i İmran 3/49) gibi bölgesel olmayıp evrenseldir. (elAraf 7/158; Sebe’34/ 28)

Onun tebliğ ettiği Kur’ân da kendisi gibi Kıyamet Günü’ne kadar yürürlükte kalacaktır. Bir diğer anlatımla insanlığın Kıyamet gününe kadar önderi Hz. Muhammed, temel yaşam yasası da Kur’ân-ı Kerîm’dir.

İslâm Nebî-Resûl anlamına bütün peygamberler gibi onların tebliği olan el-Kitab ve Suhufa imanı gerekli kılar. Bunun için örneğin İbrahim’e inen Suhufa/sayfalara da Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’ân’a da inanırız.

Kur’ân’da İman Esasları

Kurân’da iman esasları değişik surelerde açıklanmakla birlikte üç yerde bir arada beş başlık altında sunulur. (el-bakara 2/177,285;el-Nisa 4/136) Bu iman esaslarının iki tanesini Nebiler-Resullere ve Kitaplar-Suhuflara îman oluşturur. Örneklendirelim:

Allah’ın Elçisi Muhammed ve O'nunla birlikte olan müminler, Allah tarafından O'na indirilene inanırlar: Hepsi, Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanırlar; O'nun elçilerinden hiç biri arasında ayrım yapmazlar ve: ‘İşittik ve itaat ettik. Bize mağfiret et ey Rabbimiz, zira bütün dönüşler Sanadır!’ derler.” (el-Bakara 285)

Siz ey îman edenler! Allah'a ve Peygamberine inanın/güvenin. O'nun Peygamberi'ne safha safha indirdiği el-Kitab’a ve daha önce indirdiği el-Kitap (lara) da inanın. Zira Allah'ı, Meleklerini, Kitaplarını, Resûllerini ve Âhiret Günü'nü inkâr eden, gerçekten şiddetli bir sapıklığa düşmüştür.”

Bu beş başlık altında ki esaslara îman bütün Nebiler-Resûllere ve onların tebliğlerine yani İlahî Kitaplar ve Suhuf’ a imanı içine almaktadır. Hatta bunlar namaz, zekât, oruç gibi ilahî emirleri; şirk, faiz, eşcinsellik benzeri yasakları ve de Aile ve Kısas gibi sistemleri de içermektedir.

Bütün peygamberler ve tebliğleri olan Kitab’lara ve Suhuf’a /Sayfalara îman yükümlülüğünü gösteren âyetler dinin tekliğini göstermiş olmaktadır. Üç ayrı semavî din olsa İslâm’da niye farklı dinlerin peygamberlerine ve ilahi kitaplarına inanmakla yükümlü olunsun.

Dünya Ölçeğinde, Ûtu’l-Kitap Olanlar Bütün Nebiler-Resûller ve Kitaplara İnanmadığı İçin Ayrılık Oluşmuştur

Dinde ayrılığa sebep olan Ûtu’l-kitap yani başlıca Yahudiler ve Hıristiyannlar ve örneğin uzak doğu inançlarının bağlıları, inandıkları muharref kitablarının gereği kuşatıcı bir imana sahip değildir. Yahûdiler Hz. İsa-İncîl ikilisi yanı sıra Hz. Muhammed-Kur’ân ikilisine inanmazlarken Hristiyanlar Hz. Muhammed ve Kur’ân’a îman etmezler. Asliyetleri yönüyle peygamber tebliğatına dayanır olma ihtimali olan Taoizm, Konfüçyüs vs. ise hiç birine inanmaz.

Tek olduğunu deklere eden İslâm gerektirdiği için biz hepsine inanırız. Çünkü biz dinin tekliği ve bütünlüğüne inanırız.

Kur’ân bütün nebiler-resûller’e indirilen ortak metin el-kitab’ı içerir

İslâm’ın Tek Semavî Dîn Oluşunu Kurânî ikinci kanıtı Kur’ân’ın Nebiler-Resûllere (Peygamberlere) indirilen ortak metin Olan el-Kitab’ı İçermesidir. 

b. Kur’ân Bütün Nebiler-Resûller’e (Peygamberlere ) indirilen ortak metin Olan el-Kitab’ı İçerir

İslâm’ın içeriği ile tek semavî dîn oluşunu kanıtlayan ikinci ana delil de budur.

Kur’ân zaviyesinden bakıldığında bütün Peygamberlere birbirlerinin aynısı olan bir ortak metin olarak el-Kitab’ın verildiğini görüyoruz. Bu el-Kitap’ta ortak inanç esasları yanısıra bazı ortak emirler ve yasaklar ve insanları yönetici ilkeler de vardır. Mesela namaz, oruç zekât ve şirk, zina ve insanların mallarının değerleriyle oynamama ortak emirler ve yasaklardır. (Meryem 55; Maide 12; Bakara 183; Al-i İmran 64; Âraf 80,Hûd 85)

Ortak Metin Olan el-Kitaba Uyulabilir

En’âm sûresinde ard arda gelen âyetlerde 17 Peygamber zikredilmektedir.( el-En’âm 83-90) Bunların her birine el-Kitap, Hüküm ve Nübüvvet verildiği açıklandıktan sonra Peygamberimize ve onun şahsında biz müminlere ve tüm insanlara el-Kitab sahibi olan Allah’ın Nebileri-Resûlleri olan bu insanlara iktida etmemiz; örnek edinerek uyuşumuz emredilmektedir:

İşte, İbrahîm'e, kavmine sunması için verdiğimiz kesin deliller bunlardı, dilediğimiz kişinin derecesini kat-kat yüceltiriz Biz. Şüphe yok ki Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, her şeyi bilir.

İbrahim’e İshak'ı ve Yakup'u verdik, hepsine de doğru yolu ihsân ettik. Daha önce Nûh'u ve soyundan Dâvûd'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yûsuf'u, Mûsâ'yı ve Hârûn'u doğru yola sevketmiştik ve biz, iyilik edenleri böylece mükâfatlandırırız.

Zekeriyya'ya, Yahya'ya, İsa'ya ve İlyas'a da doğru yolu lütfettik, hepsi de doğru hareket eden kişilerdendi.

İsmâîl'e, Elyesa'a, Yunus'a ve Lût'a da doğru yolu ihsân etmiştik, hepsini de âlemlere üstün kılmıştık.

Onların atalarından, soylarından ve kardeşlerinden bir kısmına da üstünlük verdik, onları seçtik ve doğru yola sevk ettik.

-İşte Allah'ın doğru yolu budur, kullarından dilediğini o yola sevk eder. Onlar da şirk koşsalardı bütün yaptıkları boşa giderdi.

Bunlar, kendilerine el-kitap, Hukm/hükmetme yetkisi ve Nübüvvet/peygamberlik verdiğimiz kişilerdir. Kâfirler, bunları tanımazlar, inkâr ederlerse zâten Biz, kâfir olmayacak bir topluluğu onların yerine geçmeye memûr etmişizdir.

Onlar, Allah'ın doğru yola sevkettiği kimselerdir, sen de onların yoluna uy. De ki: Ben, yaptığıma karşılık sizden bir ücret istemiyorum, bu, ancak âlemlere bir öğüt.” En’âm 6/83-90)

Görülüyor ki her bir Peygambere el –Kitap verilmiştir. Hz. İbrahim’e ve Musa’ya da el- Kitab verildiği gibi Suhuf da verildiğine göre Suhuf’u da el-Kitap olarak kabul edebiliriz.(el-E’lâ 19)

Nebiler-Resûllere/ Peygamberlere verilen el-Kitap ortak metin olduğu için her bir peygambere uyulabilir. Kur’ân’da zikri geçen değişik Peygamberlerin onaylanan tebliğlerine ilişkin yapılan alıntıların bizi bağlaması bu yüzdendir. Yani bizden önceki şerîatlerin–özel şartları içinde- biz Müslümanlar için de şerîat olması dinin üç değil bir olması sebebiyledir.

El-Kitab olan ortak metin ilave özgün hükümler de içerebilir

El-Kitab ortak metin olmanın yanı sıra indirildiği Peygambere ilişkin ilave hükümleri de içerebilir. Bunun içindir ki Kur’ân’a ortak metin anlamına el-Kitab denildiği gibi ortak metinle birlikte ortak metin üzerine içerdiği hükümler bütününe de Kur’ân denilmektedir. Bakara ve Âl-i İmran sûrelerinin başında geçen el-Kitab böylesine şümullüdür. Bu gerçeği örneğin Hicr ve Neml Sûresinin başlarında el-Kitab ve Kur’an’ın birlikte zikredilmesinde de görebiliriz:

Hicr sûresinin başında bir arada el-Kitab’ın ve açık/açıklayıcı olan Kur’ân’ın ayetlerinden söz edilirken Neml suresinin başında ise Kur’ân’ın ve açık/açıklayıcı olan el-Kitab’ın ayetlerinden söz edilmektedir. Yani bazı ayetler hem el-Kitab’ın ve hem de Kur’an’ın âyetleridir.

الر تِلْكَ آَيَاتُ الْكِتَابِ وَقُرْآَنٍ مُبِين / İşte bunlar el- Kitab’ın ve açık/açıklayıcı Kur’ân’ın âyetleridir. (el-Hıcr 14/1)

طس تِلْكَ آَيَاتُ الْقُرْآَنِ وَكِتَابٍ مُبِينٍ / Bunlar da Kur’ân’ın ve açık/açıklayıcı olan el-Kitab’ın âyetleridir.(el-Neml 27/1)

Kur’ân gibi Tevrat ve İncîl’e de ilave hükümler yanısıra ortak metin olan el-Kitab’ı içermesi sebebiyle de el-Kitab denilmektedir.(Bakara 2/87;113) Kur’ân’da Ehl-i Kitap denirken Kitap ifadesiyle Tevrat ve İncil’in kadedildiği bilinen bir husustur.(Örnek olarak bak. Âl-i İmran 3/64,69,70,71)

Ortak Metin Olan el-Kitabın İndirildiği Peygambere Göre Dili Farklıdır

Peygamberler kavimlerinin diliyle geldikleri için ortak metin olan el-Kitab da farklı diller de indirilmiştir. (İbrahim 4) Peygamberimizin ve ilk muhatapları olan Arapların dili Arapça olduğu için Ortak metni de içeren Kur’ân Arapçaya dönüştürülerek indirilmiştir. Misal olarak vereceğimiz Zühruf sûresinin ilk âyetlerinde kullanılan Ce’ale fiili bu dönüştürmeyi ifade etmektedir:

 حم وَالْكِتَابِ الْمُبِينِ إِنَّا جَعَلْنَاهُ قُرْآَنًا عَرَبِيًّا

“Hamim. Açık/açıklayıcı olan el-Kitab’a and olsun ki Biz onu akledesiniz diye arabça Kur’ân kıldık. O, katımızda olan Ummü’l-Kitap’ta olup çok yücedir ve hikmetlidir.”

Devam edecek

-------------
[1] Her Nebî aldığı vahyi tebliğle yükümlü olduğu ve tebliğ ettiği için Res^ûl’dür. Her Resûl ise Nebî değildir. Türkçemizde Neb^’yi de Resûl’ü de Peygamber sözcüğü karşılıyoruzki bu anlam kaymalarına sebebiyet vermektedir

mirathaber.com


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat