Öteki Dünyanın Çocukları


Ali Nur KUTLU, Öteki Dünyanın Çocukları

Ali Nur KUTLU


A+ |Normal |A-


Güneşin batmadığı imparatorluğun sahibi ülkede bayram havası vardı. Dünyalar güzeli, kraliyetin en iyi eğitim almış gelini Cambridge Düşesi, Catherine Middleton, tarihin en büyük ve en güçlü Kraliyet ailesine yeni bir üye doğuracaktı. İngiltere'nin sömürdüğü, Avustralya'dan Kanada'ya, Hindistan'dan Malta'ya kadar tüm ülkelerde bir heyecan vardı. 

Halk Kensinton Sarayı'nın önünde nöbet tutmaya ve yeni doğacak bu “Mavi Kan”, Kraliyet üyesini selamlamaya hazırlanıyordu. Dünyanın en yetenekli doktorları, hemşireleri Düşes Catherine için bir yıldır zaten seferber olmuştu. Kraliçe Elizabeth, kraliyet geleneklerini sıkı sıkıya uygulayarak, bebeğin cinsiyetinin öğrenilmesine izin vermemişti. Ne ultrasona girildi, ne de cinsiyetini öğrenmeye yönelik bir girişimde bulunuldu. Çocuk, 'Tanrı'nın izniyle doğacak, o zaman 'Tanrı'nın kendilerine ne bahşettiği öğrenilecek, vaftiz esnasında gereken şükürler yapılacaktı. 

Doğum günü geldiğinde dünyanın güneş batan ve batmayan her ülkesinde bir heyecan oldu. Türkiye dahil, onlarca ülkenin yüzlerce televizyon kanalı canlı yayın sistemleri kurdular Londra'ya. Dünya, son iki yüz yıldır neredeyse savaşmadığı, işgal etmediği ve acı çektirmediği ülke bırakmayan İngiltere'nin Kraliyet ailesinin yeni üyesini canlı yayında görecekti. Kraliyetin, yüzlerce yıldır bu tür önemli olayları duyuran resmi çığırtkanları hazırdı.

O gün Prens William ve Düşes Catherine Middleton'ın yaşadığı Kensinton Sarayı'nın önünde, Doğu Afrika'nın en fakir ülkelerinden, Kenya, Etiyopya, Cibuti'den, sefaletten kurtulmak için, kaçak botlarla Akdeniz'i geçmeye kalkıp boğulmayanlardan bir kısmı da gelmişti. Onlara Bangladeş'in, Endonezya'nın, Pakistan'ın, Hindistan'ın fakirlikten kaburgaları sayılan kaçak göçmenleri eşlik ediyordu. Gıdasızlıktan dökülmüş dişlerine aldırmadan, yeni doğacak bebek için onlar da heyecanlanıyor ve gülümsüyorlardı.

Sarayın bir diğer ucunda ise İngiltere'nin WASP (Beyaz, Anglo Sakson, Protestan) elit kesimi, şemsiyelerini ve yelpazelerini sallayarak kutlamalara eşlik ediyordu. Onların varlığı törenin anlamını daha da arttırmıştı. İngiliz ve Amerikan filmlerinin beynimize işlediği, asalet ve yüceliğin sembolü “Sir, Düşes, Lord” diye isimleri olan insanlar bunlar olsa gerek. Böyle düşündü siyahın en koyusu teniyle orada bulunan Mozambikli kaçak işçi. “Haklı olabilirsin” dedi, yanındaki Hindu. “Hayde Park'ta sabahları temizlik yaparken bunlardan çok görürdüm” diye ekledi. 

O gün İngiliz Milletler Topluluğu'nun neşe ve mutluğu, çığırtkanın elinde ferman, “It's a girl” diye boğazını patlatırcasına müjdeyi vermesiyle zirveye çıktı. İngilizce'yi anlamayan ama o beyaz tenli, asil insanların sevincinden iyi bir şey olduğunu anlayan, dişleri dökük kaçak Hindular, kara derili liman hamalları, minyon tipli Bangladeşli metro temizlikçileri ve Endonezyalı ev hizmetçileri hep beraber sevindiler. 
Kraliçe mutluluğunu sakin, olgun ve ayarında bir tarzla ifade etti. Dede Prens Charles, prenslere yakışır bir tebessümle göründü ekranlarda. BBC “Breaking News” olarak duyurdu bebeği. Reuters haberi flaş geçtikten sonra, bir de Kraliyet ailesindeki diğer prensesler ve prensler hakkında detaylı dosyalar yayınladı. Euro News kanalı, bebeğin Avrupa'da 350 milyon Euro civarında bir ticaret hacmi doğuracağını hesapladı. National Geograpfic o gün tüm dünyadaki ortaklarına, İngiliz Kraliyet Ailesi'nin yaşamını konu edinen bir belgesel yayınlattı. 

Avustralya, Yeni Zelanda ve Papua Yeni Gine'de insanlar Kraliçelerine bağlılıklarını yeniden bildirdikten sonra, bebek için sembolik hediyeler hazırladılar. Prenses Catherine ve kocası Prens William saraylarının balkonundan bebeklerini kucaklarına alıp halka göründüklerinde, 35 ülke televizyonu aynı anda canlı yayına geçti. Dilleri döndüğü kadar bebeğin ne “Cute”, annenin ne kadar “beautiful” olduğunu ballandıra ballandıra anlattı spikerler.
O gün güneş batmayan ülkenin insanları huzur içinde yataklarına girip, mütebbessim yüz ifadesiyle, bebeği tekrar hatırladılar ve uykularına daldılar. Bebeğin adının “Charlotte” olduğu, onlar uyurken BBC tarafından yine “Breaking News” olarak duyuruldu. 
Öteki Dünyanın çocuğu

Halep'te sivillerin üzerine atılan bir varil bombası anaokuluna düştü. Yıkıntılar arasından cansız çocuk bedenleriyle beraber, çok sayıda Kur'an-ı Kerim çıktı. “Bunlar nedir” diye sorulduğunda, şu cevabı verdi öğretmenleri: “Küçük çocuklar Kur'an-ı Kerime sarılırlarsa varil bombalarının kendilerini öldürmeyeceklerini inanıyorlar. Bu yüzden bomba sesleri duyulur duyulmaz, Kur'an-ı Kerim'e sarılmışlar. Kur'an-ı Kerimlerin üzerindeki kanlar çocuk kanı”.
Kimse adını, ailesini ve yaşını bilmedi o çocukların. Haberlere de konu olmadı. Bir çukura gömüldüler.

Yeni Şafak


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat