İdealist olmak, realist davranmak


Ali Nur KUTLU, İdealist olmak, realist davranmak

Ali Nur KUTLU


A+ |Normal |A-


İnsan, yaşı ilerleyince mi, yoksa başından çok badire geçince mi daha fazla realist oluyor, ayakları yere basıyor tam karar veremedim.

Rus uçağının düşmesinden sonra duygu patlaması yaşayan, heyecanlanan ve daha fazlasını isteyen insan sayısı az değil. Bunun yanı sıra, sağlamcı gitmek isteyen, gaza gelmek istemeyen ve realist olmak gerektiğini söyleyen insan sayısı da az değil.
Sanırım hükümeti yönetenler, hem yaş itibariyle olgun, hem de başından çok badire geçmiş kişiler olarak bu krizi yönetmeye çalışıyor.

Ben buna, idealist olmak ve realist davranmak diyorum.

Neden realist olmak zorundayız?

İslam dünyasında ve Rusya'nın canını yaktığı tüm ülkelerde büyük bir sevinç var. Rus uçağını düşürdüğümüz için bayram ediyorlar. Lakin bizim bunlara bakarak bir politika belirleyecek halimiz yok.

Yaşadığımız tecrübelere bakalım
. Kıbrıs harekatında neler yaşadığımızı hatırlayan var mı? Kendi müttefiklerimiz bize dirsek göstermişti. O kadar uzağa gitmeyelim hadi.

Son dört yılda, Türkiye'nin başına gelen hadiselerde bugün NATO üyesi, müttefik dediğimiz ülkelerin parmağı var mıydı? Suriye krizi uçağımızın düşürülmesi, mülteci akını, Gezi olayları, Paralel Darbe ve son olarak PKK terör örgütünün yaptıklarını hatırlayın. Uluslararası sermaye, medya, finans çevrelerinin yaptıklarını herkes gördü.


Bir de görünmeyenler ve çok bilinmeyenler var. İstihbarat örgütlerinin bu terör örgütlerine verdiği örtülü destek, PYD'nin silahlandırılması, Kuzey Suriye'de bağımsız devlet kurma girişimleri ve tüm bunlara karşı Türkiye'nin yalnızlaştırılması... Bunlar Rusya değil, bizim müttefik diye bugün güvendiğimiz ülkeler tarafından yapıldı. Türkiye, Batı'ya güvenerek ayakta kalamaz, hayatını planlayamaz.

Ekonomimiz dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri, doğru. Buna rağmen, çok değil, bundan 15 yıl önce Cumhuriyet tarihinin en büyük krizini yaşadık. Dış darbelere dayanıklı, üretime dayalı, kendi topraklarından gücünü alan bir ekonomiye henüz sahip değiliz. Belki de belimizi büken en önemli şey, enerjide dışa bağımlı olmamızdır. Hele enerji ihtiyacımızın yüzde 55-60'ını Rusya'dan karşıladığımızı hiç unutmayalım.

Acı gerçekleri göreceğiz, realist tespitler yapacağız ve ona göre davranacağız. İslam dünyası çok mutlu şu anda ama kim bu mutlu olanlar? Halk, sokaktaki vatandaş, mazlumlar yani. İran, Irak, Suriye, Mısır, BAE yönetimleri de mutlu ancak tersinden. Onlar Rusya gibi bir belaya bulaştığımız ve çok sıkıntı çekeceğimiz için mutlular.

Ciddi bir sıkıntı yaşadığımızda, bizimle hareket edecek, bize en güçlü desteği verecek hangi İslam ülkesi olabilir? Suudi Arabistan kendi içinde kargaşa yaşıyor, Katar'ın gücü az, Malezya, Endonezya asla bulaşmaz... Başka kim kaldı? Zaten son yüzyılın en büyük kaosunu yaşayan İslam dünyasından bir şey beklemek de akıllıca değil.

İdealist davranmak

Realist açıdan bakarsanız sanki felaket durumdayız gibi gözükebilir. Öyle değil. Realist tespitler yaparız, durumumuzu anlarız ama ideallerimizden, yaşam hakkımızdan, topraklarımızı koruma reflekslerimizden de vazgeçemeyiz.

Devlet geleneğimiz, İmparatorluk genlerimiz, bizim izzetimizi kaybetmiş bir hayat sürmemize izin vermez. Buna en başta millet itiraz eder.

Türkiye, haklı olduğu her durumda, cesur adımlar atarak ideallerini koruma yolunu seçti. En akıllı yol budur. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve Başbakan Davutoğlu'nun kriz sonrası açıklamaları, tutumları ve krizi idare şeklini iyi izleyip, analiz edin. İdealist ama realist tutum tam olarak buna denir.

'Sınırımızı geçme' diye defalarca uyardık, geçince de uçağı vurduk. Burası Ukrayna değil, Türkiye toprakları. Buna idealist hamle denir. Ancak bunu Rusya'ya düşmanlık yapmak için, onunla kavga etmek için yapmadık. Hemen gerekli diplomatik ve iletişim çalışmalarıyla tansiyonu düşürmek için harekete geçtik. Rusya ile kavga olmaz. Bu da bizim realist tutumumuz.

Güçlü olmak zorundayız


Türkiye, güçlü olmak zorunda. Kendi ayakları üzerinde duracak, kimseye ihtiyacı olmadan hayatını sürdürecek hale gelmeli. Bu da bizim en gerçekçi hayalimiz olmalı. Bunu yapmak için de duygularımızı değil, aklımızı kullanmamız gerekir.
Başka türlü bu coğrafyada var olmak mümkün değil.

Yeni Şafak


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat