Katliamlar silsilesi


Ahmet VAROL, Katliamlar silsilesi

Ahmet VAROL


A+ |Normal |A-


İslâm âlemi, Sisi cuntasının Rabia katliamının ikinci yıldönümünü anmasından bir hafta sonra Suriye’deki zulmün Doğu Guta katliamının ikinci yıldönümünü anıyor. Yarın da 21 Ağustos 2013’te gerçekleştirilen Doğu Guta katliamının ikinci yıldönümü. Zaten Suriye’deki canavarları böyle bir vahşi katliama cesaretlendiren etkenlerden biri Mısır’daki vahşi cuntanın günlerce tekrarladığı tehditlerinde ciddi olduğunu göstermek için gerçekleştirdiği katliamdı. 

Ne var ki ümmet bugün geçmişteki katliamların yıldönümlerini anmaya fırsat bulamadan yeni katliamlarla karşı karşıya kalıyor. Suriye’de, “kendimden başka herkesi öldürmek zorunda kalsam da bu tahtı terk etmeyecek ve katletmeye devam edeceğim” diyerek katliamları sürdüren canavar ve destekçileri Doğu Guta katliamının yıldönümüne beş gün kala başkent Şam’a bağlı Duma kasabasının pazar yerine yine variller dolusu kimyasal bombalarla saldırarak en az yüz kişiyi katlederken yüzlerce insanı da yaraladılar. 

İki yıl önce zulüm güçlerinin Doğu Guta’ya yaptıkları hava saldırısında çoğunluğu kadın ve çocuk 1300 kişi hayatını kaybetti. Saldırıda kimyasal silahlar kullanıldığı için can kaybı çok olmuştu. Çünkü insanlar sığındıkları mekânlarda bile nefes tıkanmasıyla hayatlarını kaybetmişlerdi. Kullanılan kimyasal bombalar etki alanlarına giren tüm bölgede canlıların hayatlarını sürdürmesi için gerekli oksijen miktarının düşmesine neden oluyor, sığınakları bırakın deliklere giren canlıları bile öldürüyordu. 

Bu olaydan sonra BM görünüşte Baas’ın elindeki kimyasal silahların imhası için anlaşma imzaladı. Fakat bu anlaşma da aslında Esed yönetiminin kirli yüzünü örtme amaçlı bir maske olarak kullanılmasının ötesinde bir işe yaramadı. Beşşar Esed bu anlaşmadan sonra da yine toplu imha silahları arasında yer alan varil bombalarıyla katliamlarını sürdürdü. Özellikle savunmasız kalabalıkların ve yerleşim merkezlerinin hedef alınması sebebiyle havadan atılan bombaların ve füzelerin neden olduğu can kaybı çok oldu. Dolayısıyla 2013 içinde günlük can kaybı ortalaması 100’ü geçti.

BM’nin imzaladığı anlaşma tamamen kâğıt üzerinde kaldığı ve Esed rejiminin elindeki kimyasal silahların imha edilmesi amacıyla kullanılmadığı için Doğu Guta katliamının ikinci yıldönümüne beş gün kala Duma’daki pazar yeri saldırısında da kimyasal madde içerikli varil bombaları kullanıldı. 

Bu vahşet karşısında sürekli sessiz kalan küresel emperyalizm, Suriye’deki olaylara güya IŞİD’i bahane ederek müdahale etti. Biz IŞİD’in emperyalizmin gayri meşru çocuğu olduğunu ve onun stratejik hesaplarının önünü açtığını olayların başlangıcından beri dile getiriyoruz. Dolayısıyla Baas’ın ve destekçilerinin sergilediği böylesi bir vahşete sürekli sessiz kalmayı tercih eden küresel emperyalizmin IŞİD bahaneli müdahalesi de gerçekte bu örgütten kaynaklanan soruna son vermek değil Baas zulmünün önünü açmak, onu köşeye sıkıştıran direniş güçlerine darbe vurmaktır. 

O yüzden emperyalizmin IŞİD bahaneli uluslararası koalisyonunun, Baas saltanatını korumak için seferber olan İran’ın, onun yönlendirdiği militanların ve birlikte himaye ettikleri zulüm rejiminin savaşı ortaktır. 

Suriye İnsan Hakları Örgütü’nün son raporlarına göre de bu savaşın başlangıcından bu yana 215 bin 834 kişi hayatını kaybetti. Onların 180.455’i sivil. Yani öldürülenlerin %84’e yakını sivillerden oluşuyor. 

Sivillerin oranının bu kadar çok olmasının sebebi ise Şam’daki saltanatlarını sürdürmek için vahşette sınır tanımayan canavarların özellikle kalabalıkların bulunduğu yerleri hedef almaları. Son Duma saldırılarında da bir pazar yerini hedef aldılar. Çünkü kontrollerinden çıkan bölgeleri toptan düşman sahası o bölgelerde yaşayanların tümünü düşman olarak tanımlıyor; dolayısıyla onları küçük büyük, kadın erkek ayırmadan “öldürülebilir” hükmünde görüyorlar. Saldırılarından kendilerince “iyi sonuç (!)” alabilmek için de kalabalıkların oluştuğu an ve mekânları gözlüyorlar. O yüzden Ramazan’da yardım çalışmaları için giden arkadaşlar iftar verecekleri yerin adresini iftara 15 dk. kala duyurduklarını ve yemekten hemen sonra da gelenlerin dağılmasını istediklerini söylüyorlardı. Çünkü o yerin bilgisinin katillere ulaşması durumunda fırsatı değerlendirmeleri ihtimali yüksekmiş. 


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat