Ahmed B. Hanbel


Ahmed B. Hanbel

A+ | Normal | A-

Son güncelleme: 29 Ağustos 2018 Çarşamba 17:33


Yıldızlar birbirine benzer. Zira onlar gökyüzünde hep aynı görünür. Rahmetle Seyyit Kutub’u andığımız bu günlerde, Seyyit Kutub gibi yıldızlardan biri olan Ahmed B Hanbel’i de rahmetle anıyoruz.

Küre Medya / Haber Merkezi
Yıldızlar birbirine benzer. Zira onlar gökyüzünde hep aynı görünür. Rahmetle Seyyit Kutub’u andığımız bu günlerde, Seyyit Kutub gibi yıldızlardan biri olan Ahmed B Hanbel’i de rahmetle anıyoruz.

Ahmed b. Hanbel, hicri 164 yılında Bağdat’ta dünyaya gelmiş ve hayatını Bağdat ve civarında yaşamıştır. Genç yaşlarında ilme olan merakı ve zeki oluşu, O’nu muteber birisi yapmış, çevresinde sözü dinlenir, ilmine itibar edilir alimler arasına yerini almıştır. İktidarda Abbasi sultanı Me’mun vardır.

Me’mun saltanatının son yıllarına yakın bir zamanda Mutezile mezhebinin ileri gelenlerinden etkilenerek, Mutezileyi devletin yeni mezhebi olarak ilan etmiş ve Kur’an’ın mahlûk olduğunu söylemeleri için de devrin ulemasına çağrıda bulunmuştur. Devrin uleması daha önceleri Kur’an’ın mahlûk olmadığını söylemekle birlikte, sultanın tehditleri sonucunda “Kur’an mahluktur” diyerek kendilerini işkenceden kurtarmıştır. Ahmed b. Hanbel bu görüşü benimsemediği açıkça söyleyip görüşünde ısrar edince, zulme uğrar ve hapse atılarak çeşitli işkencelere maruz kalır. Kendisine sultanın zulmünden kurtulması için sultanın görüşlerini kabul eder gibi görünmesini isteyenlere şiddetle karşı çıkar. Ahmed b. Hanbel zincirlere vurularak Me’munun yanına götürülürken, Me’mun ölür. Ahmed b. Hanbel Bağdat’ta hapsedilir. Me’munun yerine kardeşi Mutasım geçmiştir. Mutasım kardeşinin siyasetini sürdürmekte kararlıdır ve ibni Hanbel’i hapiste tutar.

Mutasım bir yıl sonra İbni Hanbel’i huzuruna çağırır ve baş kadı Ebu Duad’la birlikte güvendiği diğer kişilerle münakaşa ettirir lakin İbni Hanbel ayet ve hadis dışında hiçbir delil kabul etmez ve görüşünde ısrar eder. Bu dirayetli adam karşısında küçük düşen Mutasım İbni Hanbel’e işkence edilmesini emreder. İşkence emri verildiğinde aylardan mübarek Ramazan’dır. Mutasım şiddetli işkence altında orucunu bile bozmayan İbni Hanbel’i bu şekilde ikna edemeyeceğini anlamıştır. Bunu üzerine Mutasım İbni Hanbel’e uygun bir ifade kullandığı taktirde serbest kalacağını söyler. İbni Hanbel bu teklifi de kabul etmez.

İbni Hanbel’e karşı hiçbir şeyin etkili olmadığını gören sultan onu serbest bırakmak ister, lakin başkadı ibni Hanbel’in serbest bırakılmasının sultanın yenildiğini kabul etmesi anlamına geleceğini söyleyerek sultanı fikrinden vazgeçirir. Sultan işkencenin şiddetini artırarak kızgın güneş altında ibni Hambel’in kırbaçlanmasına tanıklık eder. İbni Hanbel iki yıldan fazla hapis ve işkence döneminden sonra serbest bırakılır. Mutasım’ın ölümünden sonra yerine oğlu Vasık geçer. Vasık Kur’an’ın mahlûk olduğu görüşünü resmi program içerisine alarak okullarda okullar da okutmaya başlayınca, halk galeyana gelerek isyan etmek için Ahmed b Hanbel’e gelir. İbni Hanbel bunun doğru olmayacağını, sabretmeleri gerektiğini söyler.

Bu olay üzerine sultan korkmaya başlayarak, İbni Hanbel’in halkla görüşmesini ve kendisine yakın oturmasını yasaklar. Vasık’ın ölümüne kadar ev hapsinde tutulur. Beş yıl boyunca oğulları dışında kimseyle görüştürülmez, Cuma namazlarına dahi gitmesine izin verilmez. Vasık’ın ölümü ve Mütevekkil’in sultan olmasıyla birlikte Kur’an’ın mahlûk oluşu meselesi ortadan kalkar.

Ahmed b. Hanbel’in yaşadığı sıkıntılı hayatı gören Mütevekkil, O’nun gönlünü almak ister ve çeşitli hediyeler gönderir, lakin İbni Hanbel içerisine haram karışmış bir malı alamayacağını söyler. Yeniden sorun yaşamasından korkan çevresinin ısrarları sonucunda hediyeleri kabul ederek hepsini fakir-fukaraya dağıtır. Bundan sonra da sultanın hiçbir hediyesini kabul etmeyeceğini kesin bir dille ilan eder. İbni Hanbel’in bu beyanına rağmen ailesine maaş bağlanır. Bu maaşı almamalarını söylemesine rağmen alan oğullarına gücenerek, maaş bağlanmasından sonra onların bir lokmasını dahi yemedi. Oğlu Salih devlette kadılık görevini kabul ettiği için oğluna kırılır.

Ahmed b Hanbel ömrünün son günlerinde iyice rahatsızlaşır ve güçten düşer. Hicri 241 yılında Bağdat’ta vefat eder.

Şimdi; Ahmed B. Hanbel’in derdi neydi de bunca zahmetli bir hayata katlandı? Aslında dünya rahatlığı için yapması gereken çok basit bir şeydi. Sultanın dediğini kabul etmese de etmiş gibi görünmesi yeterliydi. Ama İbni Hanbel bunu bile yapmaktan kaçınarak söylediği sözün arkasında hayatı pahasına durdu ve geri adım atmadı, atmayı da düşünmedi. Her ne pahasına olursa olsun doğru bildiğinden şaşmadı. Seyyit Kutub’a da, özür dile seni asmayalım dediler lakin Kutub kabul etmedi.

Bu adamların derdi neydi?

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat