Ahlaksızlıkları var eden kavramlara yaslanmak yanlıştır


Ahlaksızlıkları var eden kavramlara yaslanmak yanlıştır

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 24 Kasım 2015 Salı 21:09


Mücahit Gütekin: İslami STK'lar hem ahlaksızlıklardan şikâyet ediyor hem de bunları var eden kavramlara yaslanıyorlar

Küre Medya / Haber Merkezi
İkra İlim ve Kültür Merkezi'nin 2 haftada bir düzenlediği seminerlere, 20 Kasım Cuma günü Yrd. Doç. Dr. Mücahit Gültekin konuk oldu. “Algı Yönetimi ve Manipülasyon” konusunu ele alan Gültekin seminerinde, algı yönetimi ve manipülasyonun tanımını yaptıktan sonra, algı yönetimi sürecinin dayandığı temel kurallar ve algı yönetimi ve manipülasyona yatkın kişiliğin özellikleri hakkında bilgi verdi.

Mücahit Gültekin konuşmasında özetle şunları söyledi:

"Algı yönetimi kavramı Amerikan Savunma Bakanlığı tarafından tanımlanmıştır. Buna göre algı yönetimi; seçilmiş bir hedef kitlenin duygu ve motivasyonlarını etkileyerek, algı yönetimini uygulayanın hedefine uygun şekilde davranılmasını ve hareket edilmesini sağlamaktır.

Manipülasyonun kelime anlamı yönlendirme, seçme, ekleme ve çıkarma vb. yollarla bilgileri değiştirmektir. Bilgileri kendi çıkarı için kullanma, hile yaparak istediği şekilde değiştirme gibi anlamları da vardır.

İnsanlık tarihi boyunca iki tip savaştan bahsedilebilir. İlki klasik savaş, ikincisi ise psikolojik savaştır. Kur'an her iki savaş hakkında da bilgi vermekte, her iki savaş biçimine karşı da Müslümanların önlemler almasını istemektedir. Ne var ki tarih boyunca Müslümanlar klasik savaş karşısında daha başarılı olurken, aynı başarıyı psikolojik savaş karşısında gösterememiştir.

Klasik/askeri savaş, tanklarla, tüfeklerle, kılıç ve mızraklarla yapılır ve bedenleri, toprakları hedefler. Psikolojik savaş ise zihinleri işgal etmeyi, kalpleri ve gönülleri çelmeyi amaçlar. Müstekbirler psikolojik savaşın sonuçlarının daha kalıcı ve kesin olduğunu bilmektedirler. Gerçekten de askeri bir savaşta yenilen bir topluluğun bu yenilgiden bir zafer çıkarması mümkündür ama psikolojik savaşta yenilmiş bir topluluğun köle olarak yaşaması kaçınılmazdır.

Algı yönetimi, 'olguları isimlendiren algıları da yönetir' gerçeğinden hareket eder. Bu yüzden algı yönetmenleri ve manipülatörler olayların ve olguları tanımlamaya büyük önem vermişlerdir. Günümüzde örneğin, Müslümanların sorunlarını ve çözümlerini seküler kavramsal sistemlere dayanarak tanımlamaya çalışması onları manipülasyona yatkın hale getirmektedir.

Örneğin ülkemizde bizim mahalleye baktığımızda, İslami STK'ların hem alkol, uyuşturucu, zina, LGBT, fuhuş vb. ahlaksızlıklardan şikâyet ettiğini hem de bu sorunları var eden ve pekiştiren insan hakları, demokrasi, liberal özgürlükler, AB değerleri gibi kavramlara yaslanarak kendilerini tanımlamaya çalıştıklarını görüyoruz. Örneğin kardeşlerimiz, hem ailenin çözülmesinden şikâyet edip, hem de aileyi çözen toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının kavramlarıyla kadını ve erkeği tanımlayabiliyor. Ya da bu politikaların bu sorunlarla ilişkisini göremiyor. Yine bir taraftan LGBT kurumlardan şikâyet ediyor ama onları yasallaştıran ve hatta eleştirilmesini bile şiddet ve cinsel ayrımcılık olarak kodlayan İstanbul sözleşmesini bu muhafazakâr iktidarın imzaladığını bilmiyor.

Algıları yönetilen kişiler, manipülasyona maruz kalmış toplumlar zamanla düşmanlarının referanslarıyla düşünmeye başlarlar. Bu toplumlar bir taraftan sorunları var eden referansları sahiplenirler, bir taraftan da meşruiyetini yine bu referanslardan alan sorunlardan şikâyet ederler. Bu durum efendisini seven ama zincirinden şikâyet eden kölenin durumuna benzer.

Peki, bu duruma nasıl geliyoruz? Müslümanlar bu paradoksla nasıl varlık iddiasında bulunabiliyor? Bunu algılayabilmek için algı yönetiminin dayandığı bazı kuralları bilmek gerekiyor.

İlk kural;  amacın gizlenmesi ve sahte amaç üretmektir. Algı yönetmenleri hedef kitlenin zihinlerini daha çok sebep merkezli düşünmeye yöneltmekte ve onlar için sahte bir amaç üretmektedir. Sebepler bizim zihnimizi olmuş/olacak olanın öncesine götürür; amaçlar ise sonrasına götürür. Çünkü algı yönetiminin birinci kuralı amacın gizlenmesidir. Algı yönetimi, bir kandırma sürecidir. Kandırılanın, kandıranının amacını fark etmemesi gerekir.

Mescid-i Dırar olayına baktığımızda münafıkların mescidin yapılma sebebine vurgu yaptıklarını ama amaçlarını gizlediklerini görüyoruz. Sebepler ve amaçlar arasındaki, algı yönetimi açısından en önemli fark, sebepler hak ve doğru olabilirken amaçlar batıl ve kerih olabilir. Münafıkların mescidi yapma sebebi, bazı sahabenin yağmur, sel vb. sebeplerle Peygamber Mescidine gelememesidir.  Sebepte bir sorun yoktur. Ama mescidin yapılma amacı fitne ve kaos çıkarmaktır. O yüzden ayetler mescidin yapılma amacını açıklamış, Peygamber efendimiz de mescidi yıktırıp yaktırmıştır.

İkinci kural algı yönetiminin gerçeklere yaslanmasıdır. Bir yalan eğer gerçeklere yaslanırsa inandırıcılığı artmaktadır. Örneğin ifk olayı, bu açıdan çok önemlidir. Bedir, Uhud ve Hendek savaşında müşriklere karşı dimdik duran Medine, bir çift sözle yıkılmanın eşiğine gelmiştir. Bu olay Müslümanların psikolojik savaşa karşı donanımlı olmadıklarını ortaya çıkarması açısından da büyük öneme sahiptir.

İfk olayının Medine sokaklarında tutmasının ve hatta bazı sahabenin bu iftiraya ortak olmasının bir nedeni bu yalanın bir gerçeğe yaslanmasıdır. Hz. Aişe ve Saffan bin Muattal'ın ordunun gerisinden bir arada geldikleri doğrudur, gerçektir. Münafıkların lideri bu gerçeğin üzerine yalanını bina etmiştir.

Olay Kur'an tarafından 'ifk' olarak isimlendirilmiştir. İftira ya da yalan kavramı kullanılmamıştır. İfk sözlükte 'Bulunması gerektiği, kendi cihetinden, yönünden başka tarafa çevrilmiş her şey' anlamındadır. Bundan dolayı esiş yönünden sapan rüzgârlara da bu kökten türeyen bir kelime kullanılmaktadır. İfkin terim anlamı; eğrilik, sapma, gerçekleri olduğu gibi göstermeyip saptırma, gerçeği olduğundan başka bir şekilde gösterme gibi anlamlara gelir. O takdirde ifk, günümüzde manipülasyon kavramına çok yakın bir anlama sahiptir. Kur'an'ın Firavun'un sihirbazlarının yılanlarını da ifk olarak tanımlaması manidardır.

Algı yönetmenleri gerçekleri, olayları takip edip onların yönünü değiştirmek için çaba harcamaktadır. Suriye olayı bunu güzel örneklemektedir. Buna Suriye ifki de diyebiliriz. 2010 yılına gelinceye kadar, müslümanlar Şiisiyle Sünnisiyle İsrail'e karşı önemli zaferler kazanmışlardı. Müslümanların estirdiği rüzgâr Kudüs'e doğru esmeye başlamıştı. Müslümanlar arasında bir birlik ve beraberlik duygusu oluşmuştu. Mavi Marmara bunun son örneğiydi. Sonra birden Suriye olayları çıktı ve Müslümanların ilgi ve dikkatlerinin yönü değiştirildi. Tabi ki sonuç ortada. Müslümanlar İsrail'e yönelmesini gereken öfkelerini birbirlerine yöneltiyorlar. Darmadağınlar. Suriye İfk'inden en karlı çıkan kim olmuştur? Şüphesiz İsrail. İşte sihir budur; algı yönetimi ve manipülasyon budur. Algı yönetiminin amacı farkedilemediği takdirde kişi cennette ebedi kalmak için elmayı yer, ama bu davranış ona cenneti kaybettirir. Algı yönetimine maruz kalan kişilerin ortak kaderi, umdukları ile buldukları şeyin farklı olmasıdır.

Algı yönetiminin 3. kuralı, akla değil duygulara hitap etmektir. Algı yönetmenleri ve manipülatörler, hedef kitlenin özellikle korku, öfke, şehvet ve hased gibi duygularını sürekli provoke ederler. Çünkü kişi sadece alkolle sarhoş olmaz. İnsanlar duygularla da sarhoş olabilirler. Öfkeyle, korkuyla ya da hasedle sarhoş olabilirler. Sarhoş adamın ne yaptığını bilmez ve yönetilmeye yatkın hale gelir.

Algı yönetiminin 4. kuralı, tekasür kuralıdır. Ben tekasür diyorum, ama buna grup etkisi deniyor. Yani bir yalanı daha fazla kişi söylerse o yalan gerçek olmaz. Ama o yalana inanan kişilerin sayısı artar. Eğer yalanı söyleyen kişiler saygın ve rütbeli kişiler ise yalanının inandırıcılığı daha fazla artar.

Mücahit Gültekin konferansın devamında kandırılmaya yatkın kişilerin 3 temel özelliğini anlattı. Bunların unutkanlık, duygusallık/nefsaniyet ve tefekkür zaafı olduğunu söyleyen Gültekin, her bir zaafa İslam tarihinden ve sosyal psikolojiden örnekler vererek açıklık getirdi. Seminer konuya ilişkin soruların cevaplandırılmasıyla son buldu. 

İslami Analiz 

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat