Bu gidiş nereye?


Abdurrahman DİLİPAK, Bu gidiş nereye?

Abdurrahman DİLİPAK


A+ |Normal |A-


En saçma yalanı söyleyin, bir iddiada bulunun, ona inanacak birileri çıkar ve bu sayı korkarım tahminlerimizden çok fazladır.

“İnsan sarrafı” olmak artık eskilerde kaldı. 

“Bari biz!” diyeceğim ama, hani feraset sahibi olacaktık.

Bakın FETÖ’yü gözümüze çok fazla yaklaştırıyoruz. O zaman da arkasında bir ormanı kaybediyoruz.

Neyse, bu bugünün meselesi değil. Dün de benzer dönemler yaşanmış..

Bu çağ “cilalı adam devri”. Birini parlatıyorlar ve peşine milyonları takıyorlar, biri çalıyor, ötekiler söylüyor? “Bu gidiş nereye” diye soran yok..

İnsan niye yırtık pantolon giyer mesela. Piercing ya da Tattoo çılgınlığı neyin nesi.

Tamam da, sonuca takılıp kalmayalım, bu insanlar buraya nasıl geldiler.. Hangi açlık onları buraya savurdu..

İntiharlar bizde de artıyor. Böyle giderse daha da artacak.. 

Psikolog ve psikiyatrlara daha çok iş düşecek.

Güzellik salonları artacak, moda evleri de öyle.

Eğlence merkezleri, restoran, cafeler, barlar. Oyun salonları. AVM’ler yaşam merkezlerine dönüyor artık.

Mabedler boşalıyor. Tekkelerin yerini yaşam gurularının meditasyon merkezleri alıyor.

Alkol tüketimi artıyor, uyuşturucu kullanımı da.. Artık görünür, can alıcı, mahallenin sıcak gündemi içinde konuşulan konular arasında girmeye başladı. Fuhuş desen dolu dizgin. LBGT’nin onur yürüyüşü aslında bir meşruiyet arayışından öte meydan okuma girişimidir.

Batıda hangi hastalık varsa çok geçmeden bize de geliyor.

Artık çıplaklar kampını geçtik, eşcinsel evlilikleri de geçtik, üçlü-beşli grub evlilikleri yapılmaya başladı, resmi nikahla Hristiyan dünyada.

Hani Berlin’de “FG Hocaefendi” de kilisede alternatif cami açmaya çalışıyor ya, batıda kadın papazlar bu tür evlilikleri kutsuyor.

Kılıçdaroğlu yarın LBGT’liler için de Adalet yürüyüşüne çıkarsa şaşmam.

Türkiye düşmanları, dini, mezhebi, ideolojik, politik, felsefi, vicdani kanaat farklılıklarını kullanarak yeniden topyekûn saldırıya geçtiler.

Bize karşı teröristleri ve darbecileri himaye ediyorlar, onlarla işbirliği içindeler. Biz de güya müttefikiz.

Batı ile işler böyle bu şekilde devam edemez. Batı bu akılla kimse ile birlik ve beraberlik içinde olamaz. Beyaz adam, önce dünyayı yedi bitirdi, ardından  kendi kutsallarını yiyip bitirdi şimdi de intihar etmeye hazırlanıyor.

Batı hem kendi cehennemine kendi sırtında odun taşıyor ve hem de dünyayı cehenneme çevirmenin zeminini oluşturuyor..

Tamam Kuzey Kore terörist, şu bu. Hepsi doğru! Peki batı ne kadar masum. Ya da tek terörist K. Kore mi, batının himayesindeki Mısır rejimi neyin nesi! Batının arka bahçesindeki diktatörler ne oluyor! Batının desteklediği, işbirliği yaptığı terörist ülkeler, örgütler yok mu?

Almanya terör örgütü liderlerine ülkesinde sığınma hakkı, onlara her türlü yardım ve faaliyet imkanı sağlıyor, ama müttefiki olan bir ülkenin Cumhurbaşkanına, kendi halkına hitap etme imkanı vermiyor. Hollanda, Belçika ya da Avusturya’nın yaptığı farklı mı?

Yunanistan ne yapıyor. Yıllarca İsrail’e destek veren, saldırgan politikalarını görmezden gelen kim, Asala’ya EOKA’ya destek veren kim?

NATO da bunlara destek vermiyor mu? Son darbe planının içinde ülkemizdeki NATO üsleri ve imkanları kullanmadılar mı?

Bütün bunların anlaşılır, kabul edilebilir açıklaması var mı?

Batı “La yüs’el” mi? Her yaptığı meşru mu? Bu nasıl bir demokrasi, nasıl bir hukuk devleti! Bu nasıl insan hakları savunuculuğu, bu nasıl terör karşıtlığı!

Türkiye bugüne kadar batının peşine takılarak inanç, tarih, kültür ve geleneklerinden uzaklaştı. Giderek yoksullaştık. Darbeler ülkesi olduk. Terör ülkesi olduk. Adalet, Barış, Özgürlük yalanları ile avutulduk.. Adalet, Barış, Özgürlük, Onur derken, sureti hak’tan gözükerek bunları teröristler, LBGT’liler için istediler.

Bazı şeyleri konuşarak çözemiyoruz. O zaman bunları tartışarak çözeceğiz. Bazı gerçekler bu müsademe-i efkardan çıkacak. Bu tartışmalar ışığında toplum şuurlanacak, hafızasını toparlayacak, bazı tabuların üstündeki şalı kaldıracak ve gerçekleri sorgulayacak. Yani taşlar yerinden oynayacak.

Büyük dönüşümler büyük sancılarla birlikte olur.. Bana göre sadece ülkemiz değil, bölgemiz ve dünya büyük bir dönüşümün eşiğinde.. Bu kriz aynı zamanda kapitalizmin krizi. Kapitalizm üzerinden beslenen Siyonizm ve derin yapılar da bu süreçte deşifre oldular ve bundan sonra eski şekilde varlıklarını sürdürmeleri mümkün değil.

Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Önümüzde zor günler olsa da, sel gidip, ırmak yatağına dönünce gelen günler, öyle zannediyorum ki, geçen günleri aratmayacak.

Güzel günler göreceğiz. Gelişmeler doğru yönde ileri doğru, ağır aksak da olsa.. Selâm ve dua ile.

Yeni Akit


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat