Abdullah Pamuk:"Müslümanlar düşünsel ve siyasal netliğe sahip olmalılar"


Abdullah Pamuk:"Müslümanlar düşünsel ve siyasal netliğe sahip olmalılar"

A+ | Normal | A-

Son güncelleme: 07 Mayıs 2015 Perşembe 16:54


Küre Medya olarak açtığımız "Siyaset" üzerine açtığımız soruşturma dosyasına, İktibas'tan sayın Abdullah Pamuk ile devam ediyoruz.

Küre Medya / Haber Merkezi
"Siyaset Soruşturması" dosyamızdaki sorularımızı bu kez de İktibas'tan sayın Abdullah Pamuk'a sorduk. 

Kavramlar: Siyaset, İdeal Siyaset, Reel Siyaset

Küre Medya:
Siyaset İslami anlamda neye karşılık gelmektedir, yani Müslümanlar, “Siyaset” denince ne anlamalıdır? Tabi aynı zamanda modern devlet, yani laik-seküler manada neye tekabül etmektedir.?

Abdullah Pamuk: Siyaset kavramının literatürdeki karşılığı, genel olarak, “yönetme’’ kavramı etrafında aranmaktadır. Bu arayışta siyaset ile ilgili, kurumsal olarak, devlet, hükümet, sultanlık, emirlik kavramları fonksiyonel olarak da; şevket, kudret, güç, hakimiyet kavramları kullanılmaktadır.

Batı’da da politika-siyaset kavramının literatürdeki karşılığı, genelde, devlet ve hükümete ilişkin boyutlarıyla öne çıkarılmaktadır. Bilindiği üzere hangi değerler sistemi, medeniyet havzası esas alınırsa alınsın siyaset, hayatın değişik alanlarında öne çıkan çok boyutlu bir kavramdır. Yerine, zamanına ve işlevselliğine göre siyasi boyutu öne çıkarılan bir olay, olgu ve yorumun arka planında sosyal, ekonomik ve kültürel boyutları da görmek mümkündür; zaten diğer boyutlarda fark edilmelidir.

Aynı zamanda siyaset kavramı, kendi içinde de tüm boyutlarıyla algılanmalı ve değerlendirilmeli ki doğru bir tanıma, yaklaşıma ulaşılabilsin.

Hiç şüphesiz  siyasetin en önemli boyutu ‘’iktidar’’ dır, iktidar merkezli siyasi yaklaşımlardır. İktidarın ‘’nasıl kullanıldığı’’ nasıl biçimlendiği’’ nin belirleyici olduğunu ileri sürenler var,’’karar alma süreçlerini’’ öne çıkararak siyasetin hayatın tüm alanlarındaki karar alma süreçlerini belirlediği yaklaşımı da. Keza ‘’kaynakların paylaştırılması’’ kavramı çerçevesinde siyasetin şekillendiği iddiasının yanı sıra ‘’çatışma’’ kavramının siyaseti tanımlamada öne çıktığını ileri süren yaklaşımlarda söz konusu.

İktidarın karar alma, çatışma, kaynakların tahsisi süreçlerinde devletin yapısı; ideolojisi/temel inançları, hedefleri etkileyici/belirleyicidir. Ancak farklı düşünce, inanç veya çıkar grupları da iktidarı ele geçirip kendi amaçları doğrultusunda kullanmak isterler. İşte bu aşamada sistemin güvenliğini sağlayacak mekanizmalar devreye girer. Müslümanların toplumun değiştirip dönüştürme, iktidar olma mücadelelerinde düşünsel nitelikleri yanında siyasi duruşlarındaki netlik, yani yöntem tercihleri büyük öneme sahiptir.

Eğer Müslümanlar, düşünsel ve siyasal netliğe sahip olmazlar, topluma güven veremezlerse mücadeleyi kazanma imkanları da olmaz.

Hele kendi durumlarını doğru tahlil edip duruşlarını düzeltmeden, mücadele sürecinin gerektirdiği hazırlığı yapmadan ‘’iktidar’’ peşinde koşarlarsa karşılaşacakları şey felakettir. Son zamanlarda Müslümanların gerekli hazırlığa sahip olmadan güçlerini aşan, gereğini yerine getiremeyecekleri işlere girmeleri, sonuçta onları hızla içinde yaşadıkları küfür/şirk sistemleri içindeki iktidar kavgalarının tarafı haline taşıdığı bilinmektedir. Şüphesiz varlığını, namusunu koruma ve savunma amaçlı çıkışlar bu değerlendirmenin dışındadır. Hiç şüphe yok ki mücadele sürecinde konjonktürel yaklaşımlar veya sonuç odaklı arayışlar  düşünsel savrulmayı gündeme getirir.

Bahse konu dönüşüm ‘’ilkesiz bir değişim’’ in sonucu olduğundan yeni pozisyonun ‘’meşruiyet’’ tartışmasını beraberinde getirmesi kaçınılmazdır. Ki meşruiyet öncelikle ilkelere bağlılık ve dolayısıyla temel referansla ters düşülüp düşülmediğiyle alakalıdır. Peki bu husus, esası itibarıyla hayati öneme sahip olduğu halde neden Müslümanlar ‘’ilkeli bir değişim’’ e gerek görmeden, böyle bir tartışmaya ihtiyaç duymadan temel bir yanlışlığa yönelmektedir?

Şüphesiz bunun birinci nedeni din anlayışıyla ilgili farklı yaklaşımlar, farklılaşmadır. İkincisi ise niteliği gereği ‘’süreç odaklı’’ bir mücadelenin aceleci, duygusal ve reaksiyoner bir yaklaşımla ‘’sonuç odaklı’’ da olabileceği temel yanılgısına düşmek, sürüklenmektir.

Ayrıca bu vesileyle şu hususunda altının çizmemiz lazımdır. İslam’ın temel ilkeleri, siyaset anlayışı ve dolayısıyla ‘’siyasi modeli’’ de kendine has olmayı gerektirir. Hal böyleyken, farklı medeniyetlerin yaşanılan tecrübelerinden ‘’teknik düzlemde’’ yararlanılabilmesinin ötesinde ilke ve anlayış itibariyle İslam’ın başka siyasi modellere yamanmaya çalışılması, en basit tabiriyle İslam’ın esasları ile ‘’zamanın ruhu’’nun birbiriyle imtizaç edilemeyeceği gerçekliğinin ıskalanmasıdır. Unutulmamalıdır ki ‘’sistem içi’’ ne kolaylıkla savrulmasında yöntemin belirleyiciliği ve Müslümanın küfür sistemleri içindeki duruş sorunlarının hayati önemde olduğu gerçekliğinin zamanla önemsizleştirilmesi ya da hedefe ulaştıracak kısa yollar adına terk edilmesi söz konusudur.
Bu durumda ancak yöntem doğru belirlendiğinde mücadelenin değişik aşamalarındaki  baskı ve yıldırmaya (sopa politikaları) veya taviz/uzlaşma çağrılarına (havuç politikaları) karşı nebevi bir duruş sergilemek, dönemsel rüzgarların etkisiyle savrulmamak mümkün olabilecektir…

‘’Sistem içi’’ mücadele, mevcut düzenin çerçevesini çizdiği sınırlar dahilinde ve o değerler sisteminin bir parçası olarak ‘’iktidar’’ yarışına girmeyi kabul etmek anlamına gelir. Geleneksel düşünceye sahip ve/veya zamanla Modernist-Tarihselci düşünceyi içselleştirmiş, düşünsel netlikten uzak grupların ‘’sistem-içi’’ mücadele tercihleriyle nasıl bir sürece girdikleri ve bu süreçte nelerini kaybettikleri gören gözler için ibretlik örneklerdir.

Küre Medya:İdeal Siyaset denildiğinde Müslüman zihinlerde ne canlanmalıdır? Müslüman’ın pratik hayatındaki amel olarak karşılığı nedir?

Abdullah Pamuk: Öncelikle şu hususu hatırlatalım ki ‘’ideal siyaset’’ kavramı insanımızın zihninde yanlış çağrışımlara neden olmaktadır. Zaten bu kavram birçok kanaat önderi tarafından açık seçik ortaya konulmamakta adeta ‘reel şartlar bizi bir yerlere doğru sürüklüyor, zorluyor’  ama biz aslında ideal siyaseti önemsiyoruz gibi bir intiba verilmek istenmektedir.

Bir kere hemen ifade edelim ki her dinin, ideolojinin olmazsa olmazları söz konusudur. Dolayısıyla siyasi alanda da bunlar geçerlidir. Onun için ‘ideal siyaset’ yerine daha net anlaşılması için ‘ilkeli siyaset’ kavramını kullanmak daha işlevsel olacaktır.

Reel –politik herhangi bir ideale, kurama bağlı kalmaksızın mevcut şartlara uygun şekilde amaçlarını gerçekleştirmeye çalışmak anlamında bir kavram (Almanca).Bu kavram İngilizce ve Türkçe olmak üzere tüm dillere geçmiştir.

Bu politikayı uygulayanlar, kendi ülkelerinin ya da arkalarındaki güç odaklarının çıkarlarını amansızca korumaya çalışır ve karşılarındakinin de bu yönde davrandığını düşünürler. Bismark’ın Alman Birliği’ni sağlamak için izlediği politika reel-politik’in en bilinen örneğidir. H.Kissinger’ın diplomasi adlı kitabında güç hesapları ve ulusal çıkarlar üzerine kurulu dış politika olarak tanımladığı da reel politikadir. Ve günümüzde bu politikayı en yoğun biçimde uygulayan devlet ABD’dir.

              Batı düşüncesinin baskın olduğu bir dünyada siyasetlerin güç temelinde şekillendiği, güçlü olanın oyun kurucu/kural koyucu olduğu, siyasi aktörlerin de bunun farkında olmaları istendiği din, ahlak, namus, şeref gibi metafizik kavramlarla siyaset üretmenin olumsuzlandığına şahit olmaktayız. Keza dış politikada da değerlerin, ilkelerin söz konusu olamayacağı, çıkarların öne çıkacağı gibi bir batıl inanç gerçeklik olarak sunulmaktadır. Kısaca reel-politik, ahlaki, dini dolayısıyla ilkesel her türlü değerin politikadan dışlanması, politikanın mutlak sekülerleşmesi olarak anlaşılmaktadır. Modern siyaset felsefesinin kurucularından Machiavelli ve Hobes tarafından bu politikanın temellerinin atıldığı bilinmektedir.

Modernizm, post-modernizim ve post-modernizim ötesi felsefe ve anlayışların belirleyici olduğu süreçte dünya ve bölge değişmekte dolayısıyla Müslümanlar ve İslam’ın ‘düşman konsepti’ olarak kabul edildiği bir vasatta düşünsel ve siyasal kavramlar da yenilenmektedir. Ancak bu yenilenmede belirleyici düşünce sistematiğinin/dinin İslam olması gerekirken ‘Müslümanların’ eklektik, sözde evrensel değerlerle uyumlu bir ideolojinin ne anlam ifade ettiğinin farkında olmamaları nedeniyle ciddi bir kafa karışıklığı yaşandığı bilinmektedir. ’Şartlar müsait değil’, ’durum bildiğiniz gibi değil’, ’sizin bilmediğiniz şeyler var’, ’ne yapalım bu şartlarda en ehveni bu’ ya da ‘çaresi yok’ ve benzeri gerekçelerle Müslümanca düşünüş ve duruşun geri planda kaldığı bir dönemde yaşamaktayız maalesef.

Küre Medya: Aynı şekilde yukarıdaki sorunun benzerini Reel Siyaset hakkında da sorarsak, nasıl bir anlam ortaya çıkar? Yani bir Müslüman, Reel Siyaset denilince ne anlamalı, zihin dünyasında nasıl bir karşılık bulmalıdır?

Abdullah Pamuk: Ne denirse densin, hangi gerekçe ileri sürülürse sürülsün ve hangi kavramlar kullanılırsa kullanılsın gücün, çıkarın, seküler yaklaşımların esas alındığı bir sistemde siyasetin felsefi arka planı, kavramlarının (ılımlı seküler çizgide de yorumlansa) niteliği bellidir. Nasıl izah edilmeye çalışılırsa çalışılsın Müslümanlar açısından bu tür sistemler ve siyasetlerin meşruiyeti yoktur. Zira siyaset belli ilkeler çerçevesinde adaleti sağlamak, insanların iradelerini baskıdan kurtarmak ve zulümle mücadele etmek üzere yüksek ideal ve ahlak üzerinde yapılmalıdır. Burada hak ve adalet anlayışının dayandığı referansın belirleyici öneme sahip olduğu da unutulmamalıdır.

Resullerin, Hz. Muhammed (a.s.) sünneti denildiğinde de doğru anlaşılmalıdır. Namazda, oruçta, hacda, beşeri ilişkilerde vd. olduğu gibi İslami harekette yöntemin temel ilkelerinde, azimet, ruhsat, tedricilik gibi kavramların anlaşılmasında ve her halükarda Müslümanın düşünsel ve siyasal duruşunun nasıl olması gerektiği konusunda Resuller en güzel örnekler olarak görülmelidir.

Namüsait olarak nitelenen şartlarda da nasıl davranılacağında onlar örnek alınmalıdır. Hiç şüphesiz İslam’ın temel ilkeleriyle çelişmeyen içtihadi hususlarda bu süreçte önemlidir.Ancak İslam’ın temel ilkelerine rağmen şartların gereklerini öne sürerek ‘siyaset fıkhı’ gibi kelimelerin arkasına sığınmak suretiyle meşruiyet arama, alan açma çabaları kabul edilebilir değildir.

Kelime ve kavramlarla oynayarak kendi yaptıklarını meşrulaştırmak isteyenler, ister birey ister örgüt veya cemaat olarak bunu yapsınlar ya da İslam devleti olduklarını ifade etsinler, bilsinler ki sahih din anlayışını dolayısıyla Resullerin yolunu, örneklerini içselleştirerek hareket etmeli, duruşlarını buna göre ayarlamalıdırlar.

Resullerin süreç odaklı mücadelelerini doğru kavramayanlar, onların en zor anlarda, namüsait şartlarda da ilkesel taviz vermediklerini, küfür/şirk karşısındaki duruşlarını bozmadıklarının mutlaka farkına varmalıdırlar. Bazı kesimlerin yaşadıkları düzen içinde sistem-içi mücadele yöntemiyle çıkış aramaları onların hatalı okumalarının değişik tezahürleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu hatalı okumaların başlıca nedenlerini sıraladığımızda ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır:

1)Düşünsel ve siyasal bakış/duruş sorunları.

2)Hatalı yöntem tercihi.3

)İlkesel olanla konjonktürel olanı ayırt edememe.

4)Toplumun levminden çekinme.

5)Duygusal ve reaksiyoner yaklaşımın yerine bilincin hakim olduğu analitik yaklaşımın ikame edilmemesi…

Küre Medya: Bize zaman ayırdığınız için Allah razı olsun, teşekkür deriz.

Abdullah Pamuk: Ben teşekkür ederim, çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Yukarı Dön


Soruşturma: Mehmet Durmuş; "İslam başlı başına bir siyasettir"



Soruşturma Dosyamıza Venhar Haber'den Mehmet Durmuş ile devam ediyoruz.

Kazım Sağlam: "İdeal siyaset Kur'anın gölgesinde olur"



Küre Medya olarak, "Siyaset" üzerine açtığımız soruşturma dosyamıza sayın Kazım Sağlam ile devam ediyoruz. Röportajımızda üç kavram üzerine durduk, kavramları İslami ve laik-seküler anlamda değerlendirmesini istedik.

Soruşturma Dosyası:İlk konuğumuz Hüseyin Alan



Küre Medya olarak hazırladığımız ve Müslüman ilim adamlarının düşüncelerini aldığımız Soruşturma Dosyamız "Siyaset"in ilk konuğu araştırmacı yazar sayın Hüseyin Alan.

Soruşturma Dosyası: Siyaset



Küre Medya olarak, seçimlerinde yaklaştığı şu günlerde Siyaset, İdeal Siyaset, Reel Siyaset üzerine bir soruşturma dosyası hazırladık.

Etiketler:

Yorum yap yorum

Yorumlar

Vedat
08.05.2015 19:30

Allah razı olsun Abdullah abi meseleyi gayet net bir şekilde ortaya koymuşsun ,zaten yaşanan süreç itibarı ile ,geçmiste ve şimdi yaptığınız tespitler bir bir ortaya çıkmakta.Bunu göremeyen gözlere ise ne demeli bilmem,Allah ıslah etsin demekten başka söyleyecek söz bulamıyorum.
Yorum yap yorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat