Abdullah İmamoğlu:"Sorun, cahili sistem içi mücadeleyle çözülemez"


Abdullah İmamoğlu:"Sorun, cahili sistem içi mücadeleyle çözülemez"

A+ | Normal | A-

Son güncelleme: 18 Mayıs 2015 Pazartesi 18:51


Soruşturma dosyamız Siyaseti'in sorularını İlahiyatçı yazar Sayın Abdullah İmamoğlu'na yönelttik.

Küre Medya / Haber Merkezi
Soruşturma dosyamız Siyaseti'in sorularını bu kez İlahiyatçı yazar Sayın Abdullah İmamoğlu'na yönelttik.


Küre Medya.com Soruşturma Dosyası

Kavramlar: Siyaset, İdeal Siyaset, Reel Siyaset

Küre Medya: Siyaset İslami anlamda neye karşılık gelmektedir, yani Müslümanlar, “Siyaset” denince ne anlamalıdır? Tabi aynı zamanda modern devlet, yani laik-seküler manada neye tekabül etmektedir.?

Abdullah İmamoğlu: Laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Türkiye’de yaşayan Müslümanları dinlerinden uzaklaştırmak ve İslam’ı unutturmak için elinden gelen her türlü zorbalığı uygulamış olduğu bilinen bir gerçektir. Arapça alfabenin ve kelimelerin sökülüp atılması, yerine Latin alfabesi ve pek çok yabancı kelimenin monte edilmesi de Türkiyeli Müslümanlara İslam’ı unutturma çalışmalarından bir cüzdür. Bununla birlikte bu çalışmalarda kısmi bir başarı elde edilmiş olsa da nihai başarı yakalanamamıştır. Nitekim sorunuzda geçen “Siyaset” kelimesi laik zihniyetin yok edemediği daha doğrusu yerine başka bir kelime uyduramadığı Arapça bir kelimedir. Lügat manasında at bakıcılığı olarak kullanılmaktadır ki günümüzde halen aynı lügat manasında da kullanılmaktadır. At bakıcılarına “seyis” denmesi de buradan gelmektedir. Lügat manası bu olmasına rağmen ıstılahi manası farklıdır. Istılahi manada siyaset: ümmetin işlerini dahilen ve haricen yürütmektir. Bu yürütmeyi pratik olarak devlet uygular. Ümmet ise devleti uygulamalarından doğan yanlışlıkları muhasebe etmekle görevlendirilmiştir. Dolayısıyla siyaset bazılarının diline pelesenk ettiği gibi İslam’dan fersah fersah uzak bir şey asla değildir. Bilakis siyaset; İslam’ı tatbik etmenin ve korumanın adıdır.

Özetle siyaset; Devletin dahilde şer’i hükümleri tebaya tatbik etmesi, hariçte ise İslam’ı hidayet ve nur kaynağı olarak taşıması, ümmetin devleti yaptıkları yanlışlardan ötürü yahut yapması gerekirken yapmadıklarından ötürü muhasebe etmesidir. Muhasebe işini daha etkili yürütebilmek için siyasi bir kitle bulunması da zarurettendir.

Modern Devlet ile birlikte siyaset anlayışına gelince; şüphesiz tanımlar efradını cami ağyarını manidir. Yani tanımın vakıasına mutabık düşen her şey kullanılan tanıma girer. Bu nedenle siyasetin İslami devlet, modern devlet yahut post modern devlet olarak farklı farklı tanımlanması doğru değildir. Öte yandan Hilafetin kaldırılıp laik-seküler bir nizamın zorba yöntemlerle tatbik edilmeye başlamasından itibaren kuşkusuz çok şey değişti. Kavramlar deforme oldu ve fikri zafiyet had safhaya ulaştı. Kâfir Batıyı aşkla tatbik edenler yönetime geçti. Bu kırılmadan itibaren siyaset tanım olarak aynı kalmakla birlikte uygulama ve algı olarak farklılaştı. Cumhuriyetin kurulduğu günden bu yana siyaset, İslam’ın yeniden hayata hâkim olmasını engellemek ve laik sistemi muhafaza etmek olarak uygulana gelmiştir. Bu uygulamada şer’î ölçüler bulunmadığı için de siyaset ikiyüzlülük, yalan dolanla eş değer anlamda kullanılmaya başlanmıştır. Devamlı ezilen ve horlanan İslami duyarlılığı yüksek kesim ne yapacağını bilmez bir halde kendisini bu çirkin siyasetin içerisinde buluvermiştir. İslami camiaların siyasi parti kurup seçimlere katılarak halkın desteğini alıp yönetime geldikten sonra yavaş yavaş İslam şeriatını tatbik etme rüyasını ulaşılabilir bir hedef haline dönüştürmelerini bu camiaların yozlaşmasının başlangıç tarihi olarak not etmeliyiz. Bu tarihle birlikte Müslümanlar açısından siyaset bukalemun gibi her renge ve her şarta kendisini uyarlanan bir şekil almıştır.

Batı taklitçiliği vazgeçilmesi imkânsız ve onur duyulması gereken bir gerçek olarak karşımıza çıktı. Böylesi puslu ortamlarda Müslümanlar ne yapacağını şaşırdı.

Siyaset, ümmetin işlerini dâhilen ve haricen gütmektir. Bu da devlet ve ümmet tarafından olur. Zira pratik olarak bu gütmeyi üstlenen bizzat devlettir ve bundan dolayı devleti muhasebe edecek olan da bizzat ümmettir. Ümmetin işlerinin dâhilen ve haricen devlet tarafından güdülmesi dâhilde ideolojiyi uygulamakla olur ki bu dâhili siyasettir. Ümmetin işlerinin haricen devlet tarafından güdülmesi ise diğer devletlerle, halklarla ve ümmetlerle olan ilişkiler olup ideolojiyi dünyaya yaymasıdır ki bu da harici siyasettir.

Küre Medya: İdeal Siyaset denildiğinde Müslüman zihinlerde ne canlanmalıdır? Müslüman’ın pratik hayatındaki amel olarak karşılığı nedir?

Abdullah İmamoğlu: Bizim için tek örneklik kuşkusuz Allah’ın Rasulu Salllahu Aleyhi ve Sellemdir. Öyleyse O’nun Mekke’de ve Medine’de nasıl bir siyaset izlediğini görebilirsek “ideal siyaset”i de yakalamış oluruz.  Mekke dönemi belki tüm Müslümanlar nezdine ezbere bilinir. Vahyin gelmesi, davetin taşıması, sıkıntılara maruz kalınması ve nihayetinde Medine’ye hicret. Peki bu kadar basit mi? Mekke döneminden işkencelere katlanmak ve sabretmekten başka ne çıkartabiliriz? Çok şey! Evet, bizler siyerden bugün yapmamız gerekenleri eksiksiz bir şekilde bulabiliriz.Zira Allah Rasulü’nün hayatına aradığı şeyi bilen bir kişi baktığında sisteme entegre olmamayı, fayda zarar hesabı yapmamayı, sistemle pazarlığa girmemeyi ve en önemlisi siyasi bir kitle kurmanın gerekliliğini bulacaktır. Allah Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem otoriteyi ele geçirmek ve Allah’ın indirdikleriyle hükmetmek için sahabelerden oluşan bir kitle kurmuştur. Bu kitlenin hedefi salt insanları İslam’a davet etmek değil, İslam’a davetle birlikte yönetimi ele almaktır. Rasûlullah onlardan kendisini koruyup davasına yardım etmelerini talep ettiğinde Kinde ve Amir b. Sa’saa kabilelerinin Rasûlullah’tan; kendisinden sonra iktidara sahip olma talebinde bulunmaları SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in iktidarı ele geçirip bir devlet kurmak için çalıştığının da bir göstergesidir. İşte bu mücadele katıksız bir siyasi mücadeledir. Öyleyse siyerden şu hareket metodunu çıkartabiliriz:

1-            Siyasi bir kitle oluşturulması.

2-            İslâm’ın hayat devlet ve toplum nezdinde hâkimiyetini adına genel bir kamuoyu oluşturma ve ümmetle kaynaşma aşaması.

3-            Yönetimi teslim alıp İslâm’ı bütün hükümleri ile uygulanır hâle getirme ve onu bir risalet olarak tüm dünyaya taşıma aşaması.

İşte “ideal siyaset” budur. Bunun haricindeki hiçbir siyasi faaliyetin şer’i delili bulunmamakta olup vakıadan etkilenerek geçici çözümler bulma gayretlerinden başkası değildir.

Küre Medya: Aynı şekilde yukarıdaki sorunun benzerini Reel Siyaset hakkında da sorarsak, nasıl bir anlam ortaya çıkar? Yani bir Müslüman, Reel Siyaset denilince ne anlamalı, zihin dünyasında nasıl bir karşılık bulmalıdır?

Abdullah İmamoğlu: Reel Siyaset, Allah’ın hükümlerini hiçe saymanın, korkaklığın, şartlara boyun eğmenin, sömürgeci devletlerin kuyruklarına yapışmanın kılıfı olarak uydurulmuş bir kavramdır. Suriye’de Müslümanlar katlediliyor niçin ordularla onlara yardım etmiyorsunuz dendiğinde hemen karşınıza Reel Siyaset getirilir. Uydurulmuş kavramlar üzerinde konuşmak çok da isabetli bir yaklaşım olmamakla birlikte “Reel Siyaset” denilince mevcut siyasilerin iki yüzlülüğü akıllara gelmelidir diye düşünüyorum.

Küre Medya: Üç kavramın anlam dairesinde ortaya çıkan tanımın, total olarak Müslüman kimliğindeki pratik etkisi nedir, kendisini Müslüman olarak vasıflandıran kişinin mevcut laik-seküler düzenlere karşı duruşu nasıl olmalıdır?

Abdullah İmamoğlu: Diğer üç soruya verdiğim cevapları pratik olarak Müslüman bir kişi hayatına nasıl intibak ettirecek dediğimizde şunları sıralayabiliriz. Türkiye’de ve tüm İslam beldelerinde sorun sistem sorunudur. Dolayısıyla bu sorun onun içerisinde verilen mücadele ile çözülemez. Nitekim her sistem kendini koruma reflekslerine sahiptir. İçerisinde kendini yıkacak unsurlara fırsat vermez. Dolayısıyla bu da siyaseti mevcut kanun ve sistemin izin verdiği alanda yapmanın fayda vermeyeceği hatta mevcut sisteme entegrasyondan başka bir sonuç çıkarmayacağı anlamına gelir. Dolayısıyla marjinalleşme tehlikesini beraberinde getirse de sistem dışında kalarak siyaset yapmak kaçınılmaz tek yöntemdir. Zira Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem öyle yapmıştır ve Daru’n Nedve’ye girmemiştir. Orada olan Ömer RadiyAllahu Anh da orayı terk etmiştir. Ayrıca Müslümanın hedefi İslam beldelerinde liderliği elde etmek olmalı ve suni sınırları sınır olarak kabul etmeden bu liderliği elde etmek için toplumun kalbine ve aklına hitap ederek partisel çalışmalar yapmalıdır. Parti kurmak için sistemden izin almak gerekebilir ancak partisel çalışma yapmak için buna gerek yoktur. Nitekim [وَلْتَكُن مِّنكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ] “İçinizde hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun.”Âli İmran 104 ayetiyle bu Müslümanların üzerine farz olmakla birlikte doğal haklarıdır ve ayrıca izin alınmasına gerek yoktur. Son olarak bu siyasi partisel çalışmanın mutlak olarak bir hedefi olmalıdır ki her ne kadar yukarıda bunun İslam ümmetinin liderliği şeklinde söylemiş olsam da daha net bir ifade ile o tüm mekanizmalarıyla Hilafet’in tesis edilmesidir. İslam ümmetinin liderliği ancak ve ancak Râşidî Hilafet’tir.

Küre Medya: Bize zaman ayırıp sorularımızı yanıtladığınız için teşekkür ederiz, Allah razı olsun.

Abdullah İmamoğlu: Ben teşekkür ederim. Allah’a emanet olun.

Yukarı Dön



Etiketler:

Yorum yap yorum

Yorumlar

Ahmed Huzeyfe
13.08.2015 11:16
Abdullah İmamoğlu ile röportajların devamını bekleriz
Allah razı olsun, bu tarz ropertajların devamını bekliyoruz
Selcuk Çoban
22.05.2015 23:12
ALLAH RAZI OLSUN
Allah razı olsun, rabbim Abdullah İmamoğlu gibi hocaların sayısını arttırsın...
Ahmet Savaş
19.05.2015 23:26
Allah razı olsun
hocam ağzına sağlık nede güzel ifade etmişsin işte bu gün ümmetin sorunlarını ancak bu bakışla çözülebilir.
Yunus
19.05.2015 14:38
Cesur İmam
Allahu Teala razı olsun inşAllah. Korkmadan Hakkı haykıranlara selam olsun..
Murat Savaş
19.05.2015 11:47
destekliyorum
Abdullah Hoca'nın verdiği bu demeci her bir cümlesine kadar destekliyorum. salt olarak siyaset kötü yada iyi olarak vasıflanamaz. ancak İslami siyaset, demokratik siyaset gibi bir şeylere izafe edildiğinde iyi yada kötü olarak vasıflanabilir.
Ekrem Mese
19.05.2015 10:22
Allah Razı olsun
Abdullah İmamoğlu'nu bir süredir Tefsir ul Furkan dersleri ile takip ediyorduk.
Kendisi İslam'ın mesajını reel hayatla bağlayan bir vizyona sahip.

Bu mesele de bizi aydınlattığı için teşekkür ediyoruz.
Bu röportajla bizleri buluşturduğu için Kure Medya ekibini takdiri hakediyor.
Ahmet Ceran
19.05.2015 08:38
Hakkı Haykıran Alimlere İhtiyaç Var!!!
Allah Abdullah hocamızdan razı olsun. Konuyu net bir şekilde izah etmiş.
Gökhan
19.05.2015 08:10
Hoca Doğru Söylüyor.
Abdullah hocadan Allah razı olsun doğruları söylemiş...
Erhan Memi
19.05.2015 07:41

Allah sizden razı olsun bize ışık oldunuz.
Murat Genc
19.05.2015 04:14
gundeme dair
Allah cc razi olsun . Gundeme dair kiymetli bir soru ve kiymetli bir alimin cevabi...
Burak Hançer
19.05.2015 00:20
Allah Razı Olsun
Rabbim böyle alimlerin sayısını artırsın inşaAllah
Cihan Kösem
19.05.2015 00:04
Böyle hakkı gizlemeden kimselere ümmet olarak ihtiyacamız var.
İslam ümmetinin siyasi bir otoriteye şu an muhtaçlığı en önemli unsurdur.bunun çalışması yapılmalıdır hep birlikte sırt sırta omuz omuza vererek.
Bawer
18.05.2015 23:42

şu seçim sürecinde demokrasinin ve hükümetin ekseninden bir türlü çıkamayan hocalara örnek olsun
M.mustafa Onuk
18.05.2015 22:32
Hakkı Söyleyen Alimlere İhtiyaç Var
Faydalı bir röportaj olmuş. Günümüzde hakkı dillendirenler azaldı.
Bilal Aydoğan
18.05.2015 22:07

Allah razı olsun. Bir çok alim(!)'in söylemeye cesaret bulamadığı konuları dakik bir şekilde açıklamış Abdullah İmamoğlu Hoca.
Selcuk Çoban
18.05.2015 21:29
RABBİM RAZI OLSUN
rabbim Abdullah İMAMOĞLU gibi hocalarımızın sayısını arttırsın.
Mustafa Zulfikar
18.05.2015 19:38

Allah Rasulü’nün hayatına aradığı şeyi bilen bir kişi baktığında sisteme entegre olmamayı, fayda zarar hesabı yapmamayı, sistemle pazarlığa girmemeyi ve en önemlisi siyasi bir kitle kurmanın gerekliliğini bulacaktır...

Allah razı olsun gayet açık ve net açıklanmış.
Yorum yap yorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat