ABD'nin Afganistan Savaşı Maliyeti


ABD'nin Afganistan Savaşı Maliyeti

A+ | Normal | A-

Son güncelleme: 07 Kasım 2014 Cuma 21:32


2013 Mart ayında yayınlanan bir makalede, Irak ve Afganistanda yaralanan her bir askerin ABD’ye maliyeti uzun dönemde ortalama 2 milyon dolar olacağı hesaplanmıştır.Ayrıca bu makalede ABD’nin 2013 Mart ayı itibariyle ABD’nin Afganistan ve Irak'ta 866.181 yaralı askerinin olduğu resmi olarak ifade edilmiştir.

Küre Medya / Haber Merkezi
2013 Mart ayında yayınlanan bir makalede, Irak ve Afganistanda yaralanan her bir askerin ABD’ye  maliyeti uzun dönemde ortalama 2 milyon dolar olacağı hesaplanmıştır.Ayrıca bu makalede ABD’nin 2013 Mart ayı itibariyle ABD’nin Afganistan ve Irak'ta 866.181 yaralı askerinin olduğu resmi olarak ifade edilmiştir.

Makale Harvard Kennedy üniversitesinden Linda Bilmes tarafından yayınlanmıştır.

Hesaplanan bu maliyet, yaralı askerlerin uzun dönem hastane giderleri ve işgörememezlik ödeneğini kapsamaktadır.

Makale ayrıca ABD’nin savaş bölgelerinden bir kısım askeri birliklerini geri çekmesine ragmen, yıllarca süren savaşların Amerikayı hala yüksek bir maliyet yüküyle karşı karşıya bıraktığını içermektedir. Yaralı askerlerin bakım maliyetlerinin bu kadar yüksek olması, zaten küçülmekte olan savunma bütçesinden dolayı ABD ordusunun diğer savunma bölgelerine desteğini geri çekmek zorunda bırakacağı anlamına gelmektedir.

 

Gerçek kayıplar nelerdir?

Makaledeki bulgulardan bir dizi ilginç gözlemler ortaya çıkarılabilir. Öncelikle resmi olarak açıklanan asker sayısı şaşırtıcı. Nerdeyse 1 milyon yaralı asker sayısı, ABD nin ırak ve afganistandaki kayıplarına ilişkin iddialarını gülünç bir duruma düşürüyor. 

Bir dünya dolusu savaş propagandaları ile ABD ırak ve afganistandaki savaşların gerçek maliyetini gizlemeye özen göstermiştir. ABD ve NATO, mücahidlerle çarpışmalarındaki kayıplarını sürekli inkar edmektedir.

866,181 yaralı askerin, diğer ISAF ülkelerinin yaralı kayıplarını ve özel paralı birlikleri kapsamadığı da ayrıca unutulmamalıdır. ISAF birlikleri ve özel paralı askeri birliklerin kayıplarınıda dikkate alırsak yaralı asker sayısı oldukça yükselebilir.

Kongre araştırma servisinin 2013 yılı ortalarında yayınladığı bir raporda, Afganistandaki ABD’nin asker sayısının 65,700 olmasına karşın özel paralı birliklerin sayısının yaklaşık 108,000 olduğu ifade edilmiştir. Bu Afganistanda bulunan her bir ABD askerine karşılık 1,6 Özel paralı asker düştüğü anlamına gelmektedir. Bu oran değişebilmesine ragmen, Özel birliklerin sayısı hem askeri kayıpları hakında hem de ABD’nin savunma harcamaları üzerindeki etkisi hakkında bilgi verebilir.

Diyelim ki, bütün birlikler güvenlik alanında faaliyet göstermiyor ama bütün bu bulgular göstermektedir ki, ABD’nin askeri kayıpları genel olarak kabul edilen resmi rakamlardan çok daha fazladır.

İkincisi, bu savaşın ekonomik maliyetini askeri ve askeri olmayan kayıplarla ilişkiledirebiliriz. ABD sadece askerlerin hastane giderlerini karşılamıyor ayrıca ölen askerlerin ailelerine tazminatta ödemektedir. Bunun yanısıra, ABD özel güvenlik birliklerinin de ölülerinin tazminatlarını ve yaralılarının hastane masraflarını özel sigorta şirketleri aracılığıyla karşılamakta dahası savaşın olmadığı ülkelere giden özel birliklerin ulaşım gibi ihtiyaçlarını karşılamaktadır.

ISAF ülkeleri ise Afganlı müttefiklerini eğitmek amacıyla kendi ülkelerine götürerek hem götürülen bu kişilerin hem de ailelerinin ulaşım ve konaklama gibi giderlerini karşılamaktadır.

Ödenen ağır bedel

Gözlemler üzerinden şu sonuçlar çıkarılabilir  ABD hem Afganistanda hem de Irakta her asker için ağır  finansal bir yük yüklenmiştir. 2001 ve 2003’te ABD’nin durumunu hatırlarsak, dünya ABD’nin kibrine şaşkın bir şekilde bakıyordu. ABD’nin gücünü düşmanlarının gücünden daha yüksek olduğunu düşünmesi ise ABD’nin üstünlük algısının kanıtıydı. 

ABD’nin saldırı bahaneleri anlaşılması güç ve tahammül edilemez boyuttaydı. ABD politikacıları islam dünyasını, medenileşmeyi öğrenmesi gereken çöl ve barbar bir dünya olarak  resmediyordu. ABD iki ülkeyi işgal etti, milyonlarca insanı katletti muhtemelen bütün bunlar bir kaç teröristi yakalamak ve ağır kimyasal silahları etkisiz kılmak içindi.

 

Amerika dünyanın ağır kimyasal silahlarının %90’ınından fazlasını kontrolünde  bulunduran birkaç seçkin ülkeyle birlikte olduğunu unuttu. Eğer kimyasal silahlara sahip sorumsuz ülkeler cezalandırılırsa o zaman kesinlikle hiçbir ülke sorumsuzca ve yeni milenyum çağının başında uluslararası normları dikkate almayarak davranamayacaktı.

ABD açık bir şekilde bu gerkçelerin zayıflığına karşın, belki de bu gerkçelerin zayıflığından dolayı hareket etmemiştir. Amerikan’ın gerçek hareket nedeni stratejik hesaplarla yürümüştür.

Amerika jeo-stratejik alanları değiştirmek için islam dünyasına girdi. Washingtonun hoşgörülü siyasi bilginlerine gore, Amerika islam dünyasına medeniyeti(demokrasi) getirerek 11 Eylül saldırılarına cevap vermek zorundaydı.

Amerika müslümanları öyle bir vurmalıydı ki, moğolların islam dünyasını işgali ile rekabet etmeliydi. Moğolların aksine ABD’nin amacı amerikan vatandaşlarının müslüman toplumuna entegre olmasını engellemek ve daha ziyade batı medeniyeti ile müslümanları asimile edebilmekti.

Bu ihtişamlı işgaller amerikanın ortadoğuda ve asyada özellikle çin ile karşı karşıya gelmek ve stratejik varlığını genişletmek içindi. Amerika ayrıca afganistan, ırak ve başka yerlerde daha değerli dayanaklar elde edebilecekti. ABD ordusunun müdahaleleri önceden beri müttefiği olan Israil’in ortadoğudaki pozisyonunu güçlendirecek ve o zaman ortadoğu ve asyadaki varolan kaynaklara erişebilecekti.

Bunlar amerikan filimlerinin arkasındaki hesaplardı. Ancak sonuçlar amaçlarının çok ötesindeydi. Amerika her iki savaştada insani kayıplardan çok fazla zarar gördü. Bu savaşların finansal yükü öyle bir hale geldi ki Amerikanın ekonomisini durma noktasına getirdi ve nihayetinde küresel finansal krizi hızlandırdı.

Politik olarak Amerika, sorumlu bir devlet aktörlüğü görevini tamamıyla kaybetti. Askeri olarak ise büyük sıkıntıya girdi. Acil ve hızlı bir konsantrasyona ihtiyacı var. Bu uzun savaşlardan öyle yoruldu ki artık başka bir çatışma için hiçbir şevki kalmadı. ABD’nin Kore yarımadasındaki pasifliği, Suriye de kimyasal kullanımına karşı ilgisizliği, Filistin-Israil barış görüşmeleri boyunca israil politikalarına sessizliği ve daha yeni ortaya çıkan Ukrayna krizine güçlü ve tutarlı bir şekilde yanıt vermedeki iktidarsızlığı ABD’nin pasifliği’nin bütün örnekleri ve gücünün yeni sınırlarıdır.

ABD’ nin bu pasifliği’nin son 10 yıldaki savaşlarla ilgisiz olduğu söylenebilir fakat gerçekte son 10 yıl boyunca yaptığı savaşların ABD’nin pasifliği üzerinde büyük bir etkisi vardır. Bu savaşların askeri ve finansal maliyetleri, ABD’nin savaşlarını seçmede daha dikkatli olmasına ikna etmiştir. Ayrıca başka ülkelerin sorunlarından dolayı uzak bölgere koşturmaktan ziyade Pasifik ve Avrupa gibi hayati stratejik öneme sahip bölgelere yoğunlaşması gerektiğini öğrenmiştir.

Bu derslerin geçici bir önlem olmasından ziyade uzun dönemde uygulanacak olması ümit edilebilir. Amerika’nın küresel hegemonya rolünden vazgeçmesi, hayati ilgilerine yoğunlaşması, küresel farklılığa saygı duyması, farklı toplumların yasal ilgilerine ve uzak bölgelerdeki ülkelerle karşılıklı fayda ve saygı temelinde iletişime geçmesi ABD için daha iyi olacaktır.

Dünyanın polis gücü gibi hareket  eden Amerikan rüyası şuan  ümitsizlikten daha fazla hiçbir şey ifade etmiyor. Şuan Amerika için kendi değerlerini başkalarına empoze etmekten vazgeçmesinin tam zamanı ve onun yerine küresel konularda ortaklık ve çeşitliliği kucaklamalıdır.

incanews

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat