Abbas’ın Gazze Kuşatması: Hedef ve Sonuçlar


Abbas’ın Gazze Kuşatması: Hedef ve Sonuçlar

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 06 Temmuz 2017 Perşembe 01:42


Siyonist işgal rejimiyle Mahmud Abbas arasında Gazze’nin kuşatılması ve ambargoya tabi tutulması için görüşmelerin başlamasından bu yana karar verilen ambargo, on yılı geride bıraktı.

Küre Medya / Haber Merkezi
İslami Direniş Hareketi (Hamas)’ın 25 Ocak 2006 tarihinde yapılan parlamento seçimlerini kazanmasından sonra Siyonist işgal rejimiyle Mahmud Abbas arasında Gazze’nin kuşatılması ve ambargoya tabi tutulması için görüşmeler başladı. O gün karşılıklı istişarelerle karar verilen ambargo, on yılı geride bıraktı.

Bu süre içinde bölgeye üç kez savaş açıldı. Bu savaşlarda düşman, Filistin halkının hak ve hukukunu savunan, bunlardan taviz verilemeyeceğini ifade eden ve işgale karşı savaşan Filistin direnişini tasfiye etmek istedi.




ABBAS’TAN GAZZEYE TEHLİKELİ ADIMLAR

Esirler ile özgürlüğe kavuşan eski esirlerin maaşlarını kesen, içlerinde Fetih mensubu kişilerin de olduğu şehit, yaralı ve memurların maaşlarında %30-50 oranında kısıntıya giden Mahmud Abbas, Gazze’ye karşı daha önce görülmemiş tehlikeli adımlar atacağının işaretlerini de veriyordu. Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas bunu birkaç defa söylerken, atılan adımlar ve gelişmeler Gazze bölgesini asi bölge ilan etmek için bu kez Amerika, İsrail ve Abbas arasında bir uzlaşı olduğunu, bazı Arap rejimlerin de tahrikleriyle bununla Gazze’ye yönelik yeni bir savaşa zemin hazırlamak istediklerini gösteriyordu.



DİRENİŞ GRUPLARINI TASFİYE


Bunlardan önce, Filistin’in BM temsilcisi Riyad Mansur utanmadan ve sıkılmadan bunu açıkça dillendirdiği gibi, Mahmud Abbas da Yemen’de Husilere karşı kurulan koalisyon güçlerinin Gazze’yi direniş gruplarından kurtarmak için buraya da bir kuvvet göndermelerini talep etmişti.

ŞER KOROSUNUN ORTAĞI

Açıktır ki Mahmud Abbas da Riyad’da toplanan Arap zirvesinde Hamas hareketini terör örgütü ilan eden ve savaşılması gereken bir hareket olduğunu ifade eden Arap liderlerinin oluşturduğu koroya katılmıştır.

Burada açıkça ifade edilen niyetler, ileride yaşanacak muhtemel gelişmeler hakkında da bilgi veriyor.



İŞGALCİLERİN TARAFINDA SAF TUTUYOR

Mahmud Abbas’ın işgalci adına hareket etme ve onun için çalışma konusunda planlı ve açık bir politika izlediğini herkes biliyor. Onun bu tutumu ve tavrı, intifadayı sürdüren aktivistleri tutuklayıp işgalciye teslim etmede kendini göstermekte ve basiret sahibi herkesin görmesini sağlamaktadır.




GÜNLÜK ORTALAMA 20 KİŞİ TUTUKLANMAKTA

Gelişmeleri takip edenler, Filistinli tutuklu ve esirlerin sayısının her gün arttığını, intifadada beş binden yedi bin beş yüze yükseldiğini ve günlük olarak ortalama yirmi kişinin tutuklandığını göreceklerdir. Bu, Filistin Yönetimi’ne bağlı Fetih güçleriyle Filistin’deki işgalci Nazi güçleri arasındaki görev ve rol bölüşümünün hacmini yansıtmaktadır. Yakında bölgeye yoğun bir şekilde gelecek olan Amerikalı diplomat ve politikacılar, bir yandan Siyonist Başbakan Netanyahu, diğer yandan Filistin Yönetim Başkanı Mahmud Abbas ile görüşerek, terör olarak tanımladıkları kahraman Filistin direnişine karşı ortak tavır belirlemek ve eyleme geçmek için harekete geçeceklerdir. Onların “terör” dedikleri, Filistin halkının kendisini temsil etmesi için seçip güvendiği; geleceğini, toprağını ve kutsallarını koruması için ciğerparelerini teslim ettiği Filistin direnişidir.

Fetih yönetimi başkanı Mahmud Abbas, uğursuz Oslo İlkeler Anlaşması’nın mühendisliğiyle kendisine tevdi edilen görevi hakkıyla yerine getirmek için var gücüyle çalışıyor.



Gazze’de elektriğin kesilmesini isteyen Abbas’tır


Netanyahu’dan Gazze’nin elektriğinin kesilmesini isteyen Abbas’tır. Abbas’ın çağrısına olumlu yanıt veren Netanyahu ise İsrail üzerinden Gazze’ye verilen elektriği ilk aşamada 8 megawat azalttı. Yani %15 oranında kıstı. Ardından 12 megawat daha kıstı. Bunun sonucunda Gazze halkı en iyi ihtimal ve şartlarda günde ancak bir veya iki saat elektrik görebiliyor.

Abbas’ın ölülerden suskun tavrı

Gazze’ye karşı bu kadar kararlı davranan Mahmud Abbas, işgal altındaki Batı Yaka ve Kudüs’te sürdürülen Yahudileştirme ve Yahudi yerleşkeleri inşaatına; Mescidi Aksa’nın basılarak kirletilmesine; işgal hükümetiyle Yahudi yerleşimcilerin Mescidi Aksa’yı zaman ve mekan olarak ikiye bölme girişimlerine karşı ise mezarlıktakilerin suskun tavrını sergiliyor.

Ulusal cephe oluşturma zorunluluğu

Şüphesiz ki gelecek olan daha büyük ve daha tehlikelidir. Bu durum, yaşanan sürecin ağır sonuçlarına karşı koymak için ulusal bir cephe oluşturma zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.

Nitekim Hamas Siyasi Birimi üyesi Dr. Halil El-Hayye yaptığı açıklamada, Mahmud Abbas’ın ulusal uzlaşı önünde büyük bir engel olarak durduğunu ifade etmişti.

Burada şuna değinmekte fayda var. Kardeş Katar’a karşı şeytani koalisyon oluşturan körfez ülkelerinin yarattığı krizde, Filistin direnişine karşı durmak onların açık sloganı olacaktır.



Filistin direnişinin büyük zaferi


Geçen dönemde Filistin direnişi girdiği onur ve izzet savaşlarında büyük bir zafer elde etti. Gözardı edilemeyecek güç noktaları ve dengeler oluşturdu. Düşmanı caydırıcı gücünü yavaş yavaş kaybetmeye zorladı. Oluşturduğu korku dengesiyle yakın bir zaferin müjdesini veriyor.

Tarih boyunca yapılan savaşlar iradelerini ortaya koyan halkların zafer kazandıklarını gösteriyor.

Zafer eninde sonunda Allah’ın izniyle bu halkın da olacaktır.

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat